şükela:  tümü | bugün
  • ev ile is ortamını bir araya getiren mimari konsept.
  • bazı microsoft office benzeri programların kullandıkları sloganların bir parçasıdır. bazen de bu programların adlarında yer alır. insanlarda "bakın iş yerine gitmenize gerek yok her işinizi evden de yapabilirsiniz bu programla" imajı yaratılmaya çalışılır. böyle sloganları alıp patronla tartışmak bile iş yerindeki konumunuzu sarsar. böyle reklamlara gülüp geçmek sünnettendir.
  • sanırım headquarters anlamına da gelir.
  • "the home office", bizim icisleri bakanligi'nin uk'deki ismidir - her ne kadar gorevleri ve faaliyet alanlari bazi konularda farkli da olsa.
  • birleşik krallıkta içişleri bakanlığının adı oluyor. peki bir türk gencinin nasıl bu kuruma işi düşer, vizesinin süresini uzatması gerekir bok olur püsür olur.

    ör:
    metrolara, trenlere binilir croydon denen london'un çok dışındaki yere gidilir. orada soğuk havada bekletilerek bir kere daha istenmediğiniz yüzünüze vurulur.

    sonra binbir alavere dalavere içeri girilir. içeride numara verilir ve oturtulur. genelde dikkat ettikleri husus size verilen numaranın o sırada ilgilenilen numaradan en az 50 numara büyük olmasıdır.

    içeriye dev ekran tvler koymuşlardır. burada çeşitli bilinçlendirici kısa parodiler oynatılır ki bunlara değinmek lazım.

    tema 1: emniyet kemeri takın.
    parodi 1: kaza yapılır, üstü açık mis gibi kırmızı araba bariyere girmiştir. yan koltuktaki kadının birkaç hafta sonra çekilmiş boyunluklu görüntüleri gösterilir.

    tema 2: sigara yakmayın
    parodi 2: adam uykusunda huzursuzlanır.. burnuna koku gelmektedir. yanık kokusu... bi şekilde gözünü açar ve elektrik fişinden kıvılcımlar saçıldığını görür, hemen fişten çeker kabloları. derken kızının kibritle oynadığını görür, hemen koşar elinden alır. derken ocaktaki tencerenin alev aldığını görür binbir güçlükle söndürür. derken ne olduğunu hatırlamadığım bir alet alev alır perdeleri tutuşturur ev yanar..
    adamımız rüyadan uyanır.. aslında kabustu hepsi.. bir sigara yakayım der, çakmağı çakarken ekrana "daaaan" diye "ateş yakma dedik di mi?" gibisinden bir yazı gelir..

    buraya kadar çok bi sakatlık yoktu.. işler bundan sonra kopuyo..

    tema 3: çocuk koltuğunu iyi ayarlayın.
    parodi 3: anne arabaya çocuk koltuğunu yerleştirir. bütün kordonları kemerlerini falan takarken görürüz, aferin deriz, ne güzel taktı. çocuğu da oturtur. onu da bağlar eder. sorna geri geri yola dik çıkmaya çalışır ve bir kamyon arkadan son hız çarpar. hakkaten de "çocuk koltuğunu iyi ayarlayın" diye yazı çıkar... neeee!!

    tema 4: ihbar edin. gammaz olun.
    parodi 4: mekan havaalanı.. bavulların inen yolcular tarafından geri alınırkenki görüntüleri.. birkaç tipi ve bavulunu gösteriyor. iki kişinin bavullarının rengi tipi falan aynı. bunlardan birisi gümrükte bavulu açtırtılıyor. adam açıyor içinden bi bavul dolusu şampuan çıkıyo, "ana bu benimki değil" gibisinden bir bakış atıyor. o sırada yanında başka bir adam beliriyor ona da gümrükte bavul açtırtıyolar, evet aynı bavul. onun da içinden çips çıkıyo bi bavul dolusu. bu iki kerzonun bavulları karıştırdığını anlıyoruz. keyifli bir caz müzik çalmaya başlıyor. adamlar şampuan ve çips değiştokuşuyolar. o sırada türkiye milli takım atkılı (evet tamamen öyle 3 defa seyrettim) gayet türk görünüşlü bir kişiye de bavulu açtırılıyor ve silme eroin. bir anda müzik duruyor herkes bakıyor dehşete kapılmış bir ifadeyle.

    vadaaa fak!... sayın seyirciler....
  • home office croydon'a yolu dusenler kis aylarinda buraya giderlerse cok siki giyinmeleri ve eylul, ekim aylarinda yollari home office'e dustuyse mutlaka ogleden sonra gitmeleri gerekiyor, neredeyse hic sira olmuyor o sartlar altinda.

    vize icin randevu alanlarin sak diye en one gectigi icin gidilmeden once randevu alinmasi gereken birlesik krallik devlet kurumu.

    (bkz: birlesik krallik icin vize almak)
  • (bkz: saray)
  • acentesini kuramamıs her sigortacının hayali
  • pijama, az duyulan telefon sesleri, özgürce burun karıştırabilme gibi şeylerle oldukça çekici hale gelen çalışma biçimi.