*

şükela:  tümü | bugün
  • tanımı; insanı evrende tek ve en yüce değer sayan, bu nedenle insana ve insan onuruna saygıyı sağlamak için gerekli koşulları hazırlama amacı güden anlayış olan,
    hümanizmin kötü türkçeleştirilmiş hali.
  • humanizma, insanın kendine örnek seçtiği bir insanda bütün insanlığı görerek, bularak, severek insanlığı insanlık yolunda daha ileri götürecek işler yapmasıdır.

    bkz: ecce homo, 202. sayfa, azra erhat, 1969.
  • ortacagda katolik kilisesi "cok tanrili bir donemin urunleri" diye ilkcag iyonya, yunan ve roma dusuncesini ve edebiyatini yasaklayip unutturmaya calismisti. 13. yuzyildan baslayarak ilkcag dusuncesi avrupa'da yeniden uyandi. 14. ve 15. yuzyilda evrene, dogaya ve topluma dinsel acidan bakisin yerini elestirel, akilci bakis acisi almaya basladi. insan, her seyin olcusu alindi ve humanizma dogmus oldu.
  • (bkz: #36220704)
  • dogmatizme ve skolastik dusunceye karsi cikarak insana onem vermektir. desiderius erasmus'un ortaya attigi humanist (insancil) egitim anlayisi avrupa ulkelerinde yayginlasmistir. orta cag boyunca dunya yasaminda gelisen "tanri'in egemenligi temeldir." anlayisina karsi gelisen "insancil egitim dusuncesi" ingiltere, almanya ve italya'da etkili olmustur.
  • orta çağdaki yoğun skolastik din öğretisine karşı çıkan anlayış. önceki yıllardaki bu dünyada mümkün olduğunca fazla acı çekip öteki tarafta mutlu olalım şeklindeki anlayışa karşın insana değer veren insan sevgisine ve dünyevi zevklere yönelen anlayış. bu anlayışın yayılmaya başlaması avrupada insanların o yıllarda yunanca öğrenmeye başlamasına da sebep olmuştur. bunda amaç çok eski zamanlardan beri insan doğasına yönelen yunan felsefesini ve yunan filozoflarını anlamak ve yorumlamaktır. bu anlayış rönesans ile paralel olarak avrupada gelişmiştir. cağımızın ihtiyaç duyduğu anlayıştır.
  • milyonların birbirinin boğazına sarıldığı, kanın oluk gibi aktığı, nefretin ve vahşetin günlük hayatın parçası haline geldiği bir dönemde, bu boğuşmadan yılmış mahdut bir zümrenin isyanıdır.

    ortaya çıktığı dönemde asla toplumu dönüştürücü bir etki yaratmamıştır. ancak siyasi ve mezhepsel çekişmelerin dinmeye yüz tuttuğu, orta sınıfın refaha kavuşmaya başladığı yakın dönemlerde avrupa medeniyetinin temel umdesi olarak lanse edilmeye başlanmıştır.

    hümanizma avrupa’nın övünç değil utanç kaynağıdır. zira bu anlayışın doğduğu dönemde kokuşmuşluk esas iken, bu akım bir istisna olarak kalmıştır.
  • dinin insanı dünya hayatından soyutlamasına ve dünya zevklerini şeytanlaştırmasına karşı çıkan bir düşünce akımıdır. insanın yaşamın süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini savunur. erasmus bu düşünceyi savunurken esasında kilisenin ve engizisyonun ilkel uygulamalarını eleştirmekle işe başlamıştı. hırıstiyanlığın ilk ve saf olduğu dönemlerdeki biçimine yönelmek gerektiğini savunmuştu.

    zamanla hümanizma bütün avrupa'nın ortak bir din ve sanat anlayışında buluşması projesine dönüştü ve daha da sonra tüm dünyayı etkisi altına aldı. erasmus'un hümanizma düşüncesi hala canlılığını ve önemini korumaktadır.
  • "existentialisme bir hümanizmadır"
    (bkz: jean-paul sartre)
  • eski yunan ve latin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan ve ortaçağ’ın skolastik düşüncesine karşı yeniçağ’da avrupa’da doğan ve gelişen felsefe, bilim ve sanat görüşüdür.

    insanlık sevgisini en yüce amaç sayar.