şükela:  tümü | bugün
  • afrikada rwanda, uganda, kongo bolgelerinda yasiyan bir kabile.
    tutsi adli diger bir kabile ile savasip ortaligi kana bulamislardi. birbirilerine soykirim yapmisti bunlar.
  • hotel rwanda filminde goruldugu kadari ile 1 milyon kadar tutsi kesen kabile.
  • ruanda iç savaşında (interahamwe) 800.000 tutsi'yi öldürenlerin ait oldukları etnik grup.
  • gerçek bir olaydan yola çıkılarak çekilen bir film olan hotel rwanda da tutsilerle olan çatışmalarını görebilirsiniz
  • bir insandan sadece etnik kökeni yüzünden nefret etmek kadar ahmakça bir davranış olamaz ama içinizdeki faşizan duyguyu bastıramıyorsanız ve ırkçılığınızı kanalize edecek bir kabile arıyorsanız hutu sizin için biçilmiş kaftandır.

    şahsen yıllardır yukarıda sözünü ettiğim ahmaklığa kapılmamak için beyhude bir çaba sarf etmekte ve konu hutu milisleri olduğunda hazin bir başarısızlığa sürüklenmekteyim.

    hotel rwanda filminde hutuların 800.000 tutsi'yi pala ile doğrayarak öldürmelerine şahit oluruz. daha sonra tutsiler hakimiyeti ele geçirir ve hutular sınır komşusu demokratik kongo cumhuriyeti'ne kaçar. film ruanda'nın barış ve huzura kavuşacağının sinyallerini vererek biter. ruanda'dan kaçan 2 milyon hutu içinse film daha yeni başlamaktadır.

    kauçuk yüzünden yüzyılın başında çok büyük bir soykırım yaşayan kongo hutuların gelmesi ile yeni bir iç savaşa sürüklenir. bu kez kauçuk yerini koltan madenlerine bırakmıştır. henüz 10 yaşında eline silah tutuşturulan hutu milisi kısa süre içinde insanlıktan çıkıp hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir yaratığa dönüşür ve koltan madenlerinin kontrolü için savaşmaya başlar. bu savaşta kullandığı en büyük silah tecavüzdür. yaklaşık 5 milyon kişinin ölümüne neden olarak ikinci dünya savaşından bu yana yaşanan en kanlı savaş ardında yüzbinlerce tecavüz kurbanı kadın ve çocuk da bırakır. üstelik bu sistematik tecavüzler kurban üzerindeki yıkıcı etkiyi en üst seviyede tutmaya özen gösterilerek yapılır. binlerce kurban bir bölük askerin tecavüzüne uğradıktan sonra sakat bırakılır. çoğunun elleri ve cinsel organları kesilir ya da vajinalarının içine erimiş plastik dökülür.

    demokratik kongo cumhuriyeti barındırdığı 18 bin askerle birleşmiş milletler barış gücü nüfusu en kalabalık ülke. buna karşın her saat başına 48 kadın ve çocuk tecavüze uğrayıp sakat bırakılıyor. yakında işlevini iyice yitiren barış gücü bu bölgeden çekilecek ve ülke çok daha büyük bir kaosun içine sürüklenecek. benzer trajediler yakın tarihimizde balkanlar'da da yaşandı ama geç de olsa tüm dünya ayağa kalktı ve akan kan durduruldu. oysa afrika'da yaşanan bu dramı çoğumuz duymadık bile. sahip olduğu zengin maden yatakları sayesinde refah içinde yaşaması gereken bu ülkedeki insanların derilerinin rengi beyaz olsa dünya buna göz yumabilir miydi acaba?

    gözümün önünden gitmeyen bir fotoğraf var. bir kadın sığınma evinde çekilmiş. on üç on dört yaşlarında bir kız dirseklerinin biraz altından kesilmiş elleri ile kucağındaki bebeği tutmaya çalışıyor. bu bebeğin babası muhtemelen kızın öz kardeşlerinden biri. köyünü basan hutu militanları ağabeylerinin kafalarına silah dayayıp tecavüze zorlamışlar. babası bu yaşananları görmemiş çünkü öz kızına tecavüz etmeyi reddettiği için gözleri çıkarılmış kulakları kesilmiş ve karnından bıçaklanmış. bir insanın hemcinsine yapabileceği kötülükte zirvedir bu olay. aklıma bundan daha sapıkça daha acımasız bir işkence gelmiyor.

    işin daha da acı kısmı bana bu korkunç fotoğrafı gösteren bilgisayarımın içinde taltanit kapasitörlerin bulunuyor olması. her ne kadar büyük firmalar dünyanın tecavüz başkenti kongo'dan koltan almadıklarını iddia etseler de kullandığımız her bilgisayarda, play stationlarda ve prestij göstergemiz olduğundan senede bir yenilediğimiz cep telefonlarımızın içinde hutuların döktüğü kandan bir damla var.
  • hayatımda gördüğüm, ana karnındaki bebeği bile katledebilen iki kabileden biri. diğeri maraşlı faşist orospu çocukları.
  • tutsi'lerden dil-din-etnik kimlik gibi herhangi bir ayırıcı özelliği olmayan sözde ırk. tamamen belçika'nın uydurması. soykırım öncesi ruanda nüfusunun %90'ını oluşturuyordu fakat belçika politikaları gereği negatif anlamda ayrıştırılmıştı. onlar da intikam için belçikalılar'a bileneceklerine kendi kardeşlerine dayılandılar. sonuç 1 milyon insan palalarla öldü.
  • bir hakaret sözcüğü olarak da kullanılır. mesela sönmez karakurt bir çiziminde, trafikteki kaba bir sürücüden "hutu" diye bahsetmişti.
  • bunların, soykırımı yaptıktan sonra, ruanda'dan tutsi'lere ait her şeyi çalıp çırparak, öldürerek kaçırdıkları eşyalarla kurdukları mülteci kamplarına gönderilen insani yardım ekipleri, buradaki insani yardımı "korkunç bir hata" olarak tanımlar. ruanda'da yaşayan tutsi'leri açlığın, sefaletin her türlüsüne mahkum edip, mülteci kamplarına krallar gibi yaşamışlar iki sene. ve kendilerine gelen bağışın kesilmesinden korkan, insani yardım örgütleri çok uzun bir süre bu durum anlaşılmasın diye çanak tutmuş bu duruma. çalışanladan bir kısmı "ne yapıyoruz biz burda a.q" diye geri dönmüş, en son sınır tanımayan doktorların fransa ayağı sikerim böyle işi diyerek yardımı kesmiş ve doktorlarını çekmiş. iki sene ekmek elden su gölden yaşamış bu insanlar, silah kaçakçılarıyla ilişkiler kurmuşlar, milisler halka dağıtılan yemeklerin %60'ını kendileri için almışlar ve geri kalana da vergi uygulamışlar.

    kamplarda kolera salgını baş gösterdiği zaman, mülteciler kamplarda koleradan ölüyor ühü ühü ühü diye ana haber bültenlerine çıkmışlar; kolera tamam, ama ölenlerin birçoğu, bıçaklanarak ve boğularak öldürülürmüş ki bu hutu'ların kendi içlerinde ruanda'ya geri dönmek isteyenlere yaptıkları bir katliam türüymüş. doktor o zamanlar bunların hiç dile getirilmediğini söylüyor. tuvaletlerden tecavüz bebeklerine ait cesetler çıkarmaktan gına gelmiş çalışanlara. mülteci kamplarında, otelinden barına kadar her şey mevcutmuş.

    yani özet olarak adamların, ruanda'dan çıkmasının amacı, tutsi'leri daha kötü bir duruma sokup, burda insani yardım örgütlerinin desteğiyle, kendilerini güçlendirip, silah stoklarını tamamlayıp sonra tutsi'lerle savaşmakmış tekrar. ve bunu herkes gördüğü halde "insani yardımın sonuçları sorgulanmaz" gereğince yardıma devam etmişler.

    tam iki senenin sonunda bu adamlara yapılan yardımın dangozluğunu görüp bm yardımı kesmiş. tutsi ordusu kamplara girip ebelerini bellemiş bu arkadaşların. sonra sen sağ ben selamet. bir kısmı kongo'ya kaçmış ve halen orda yaşıyormuş.