şükela:  tümü | bugün
  • kolpa davranislar kategorisinde yer alir. keza bunye intihar etmek icin kurul toplayip karar almaz... sadece fiziksel varligini sona erdirir... o kadar...
  • kolaydır. zor olan ne zaman intihar edeceğine karar vermektir. insan evladı her yeni günde yeni bahaneler bulur o malum anı ertelemek için.
  • vazgeçmekten daha kolay olan eylemdir.
  • intiharda önemli olan karar vermek değil; intihar eylemini gerçekleştirmektir. pek çok insan intiharı düşünür ama çok azı bu eylemi gerçekleştirir.
  • yaşamak herkes için "en güzel şey" olmayabilir. 8-9 tane sağlık sorunuyla aynı anda baş eden insanlar, gelecek kaygısı olan gençler var mesela. bu insanlar içinde yaşamak en güzel şeymidir acaba?

    konu ne olursa olsun, intihar bir korkaklık değildir. intihar bir cesaret eylemi de değildir. intiharın tanımını en iyi olarak bunu düşünmüş taşınmış insanlardan duyabilirsiniz ama bu konu üzerinde fazla bilgi edinebileceğiniz en iyi yerin burada ki sözlük olmadığında hemfikir olabiliriz sanırım.

    intihar sanıldığının aksine hayat standartı yüksek olan ülkelerde daha yaygındır. dünya çapında ise intihar etmiş ve intihar etmeyi ciddi ciddi düşünmüş en fazla kişi sayısı 18-24 yaş arası grubudur. gariptir ki türkiye'de yaygın intihar yaşı grubu 27-32 arasıdır. bunu neye bağlayacağımı pek bilemedim ama ülkemizde insanların hayata geç atılmalarına bağlıyorum.

    özellikle 30'una kadar evlenemeyen, otuzundan önce ise ülkemizdeki tabular yüzünden düzgün bir cinsel hayat yaşayamayan insanlar, yaşları 32'yi bulup evlendiklerinde hayatları boyunca hayalini kurdukları ilişkinin bekledikleri gibi çıkmaması sonucu böyle bir eyleme yöneliyor olabilir.

    diğer yandan yurtdışındaki ülkelerde intihar yaşının ergenliğe kadar düşmesinde ise, oradaki insanların 20'li yaşlarına gelene kadar istedikleri çoğu şeyi elde etmeleri ve hayatta tadabilecekleri pek çok zevki bu yaşa geldiklerinde çoktan tatmış olmalarına bağlıyorum.

    tldr: insanın her istediği olursa da iyi değil olmazsa da iyi değil kanısındayım.

    (bkz: just my two cents)
  • ben bu anın nasıl bir şey olduğunu hep merak ederdim. zannederdim ki, intihar bir anlık galeyan; duygusal durumların dayanılmaz şiddetlere ulaşması, insanın bundan artık bir şekilde kurtulmaya çalışması hırsıyla birleşmesi gibi bir şey olsa gerek derdim.

    ama anlıyorum ki, intihar etmeye karar vermek, bunu yapabileceğini anlamaktır. yani yaşamak anları ne bileyim, şu veya bu sebeple hiç alkol almamış birinin, alkole bir özlem duymaması gibi, arada bir set olduğunu zannetmesi gibidir. yani görünmez bir itkidir bu yaşama devam etme. intihar portföyünde yoktur.

    ama intihara karar verdiğin an, intihar, buna karşı söylenen tüm beylik lafları, sevenlerinin düşüncelerini filan aşar. tüm bu acıya katlanmak zorunda olmadığını anlarsın.

    intihar etmeye karar verdiğini söyleyen, aslında yardım istiyordur, denir. buna katılıyorum ama bir farkla; intihara karar verme anının altı boş olmayabilir. bazen bir pipo sadece bir pipodur.

    sylvia plath'ı anlıyorum. bir kere denediysen, başarman mümkündür. çünkü intihar düşüncesi, obsesif bir takıntı haline gelir ve sevdiklerinin sözlerini bastıran, başına kötü bir şey geldiğinde ilk uğraman gereken bir dost gibi görünür. kendini unutturmaz. bir çocuğun mutsuzluk anlarında bir kucağa sığınması gibi. marcel proust, uyuyabilmek için annesinin iyi geceler öpücüğüne muhtaç olduğunu anlatır, kayıp zamanın izinde kitabında. annesiyle bitişik olan odasının duvarına tıklatır ve annesi, marcel'in uyumasını sağlayacak öpücüğü marcel'in yanaklarına, alnına kondurur. bu öpücük uzay boşluğunda savrulan bir insanın elinde yakalamak gibidir. bir çeşit dengeye ulaşılır. ama karanlık bitmez. sadece biraz soluk alırsın. dışarıdan bakan bir insan için marcel'in bu ritüeli aptalcadır. bunu anlayabiliyorum. ama gerçek mutsuzluk anları böyle davranışlara gebedir.