şükela:  tümü | bugün soru sor
  • reiki'ye gore korku, kendini koruma, hayata guvenmemenin sonucudur
  • bir süre için iştahın bir nesneye karşı kesildiğini hissettiren eyleme de iştah budamak denebilir.. iştahı onarmak için.. bir süre hazzına varamadığınız bilince götüremediğiniz o eylem iştahınızı budamıştır ve bir süre sonra onu hatırlayarak iştahlanacaksınız.. "beni kendine kadar budadın " diyen sarrasine bir iştah çalışmasıdır.. ilkin bir inkar testeresiyle özne tarafından budanan iştah bir zaman sonra pişmanlık kuyusundan tecrübe ile çekilir
  • bazen patlar.
  • üzüntü,keder gibi anlarda insana uğramayan kimi insanlarda acılı yiyecekler ile kimilerinde ise hafif zeytinyağlılarla açılabilen yeme içme isteği.
  • açılması gayet mümkün olan lakin kapanması da bir o kadar zor olan bela şey. açılması için çeşit çeşit hap, şurup, zart zurt olmasına rağmen, kapanması için bir şey bulmak pek bir zordur (veya ben duymadım). ayrıca istemeyende çöldeki kum taneleri kadar bol, isteyende ise afrika'da buz gibi kıt olan mendebur bir şeydir.
  • şehvet kelimesi yerine kullanılmasını önerdiğimdir.
  • yemek yemeye üşendiğim için aldırdığım bir iç organım. aldırdım rahatladım lan oh.
    akşam bira, kahvaltıdan önce iki kahve, poğaça, iki kahve daha, sayısız bardak çay, akşama doğru beş civarı zaten mütemadiyen içtiğin çaya beş çayı adını verip devam etmek, yine kahve, eşşek gibi su, hava kararınca yine bira. işte hayat! yemişim nutellasını orgazmik yiyeceğini. yemişim derken*
    zaten kokoreçsiz kokoreç, sosizsiz sosisli, paçasız paça seven bir insandım. artık onları da yemiyorum.
    bi çorba içeyim diyorum, geliyor önüme koca tabak işte üstü kaşarlı falan güzel bir domates çorbası diyelim, abi nasıl üşenmezsin o tabağın içine yedibin defa kaşığı götür, geri getir ağzına koy iç yut falan, offf. bir de bunu günde üç beş kere yapmak var.
    hap olsa her şey, lup lup yutsam geçsem. sadece rakı içeceğimde dört başı mamur bir sofra kursam, aileme pazar kahvaltısı hazırlarken yumurtalı ekmek yapsam, zaten hayatı olduğu gibi erteleyip duruyoruz keyif aldığımız anlardan bir diğer keyif anına kadar.

    -şair burada ne demek istediğini anlatamamış bence,
    -yımırtalı ekmek, rakı sofrası falan, seviyor gibi de bir yandan yemek yemeyi,
    -yazık lan.
    -vitaminsizlikten abi.
  • oruçluyken günde iki ya da üç kez gelen kuvvetli bir açlık dalgası vardır. bu dalga çoğunlukla beslenme alışkanlığınıza bağlı olarak belirli saatlere denk gelir, sonra hissettirmeden geçer. mexico dalgalanması gibi geçişken, akışkan ve yumuşaktır.. iştah da benim için o açlık dalgası gibi. ayda yılda bir kez, fakat sınırsız bir kuvvette vuruyor. aslında bu yüzden meksika dalgasına benzetilemez içimdeki yeme aşkı, tsunami dalgası dersem belki daha tanımlayıcı olur. çünkü bu dalga geçtiği yerde, her seferinde, 3 kilo yağ bırakıp gidiyor.. hayatım boyunca bu dalgaya yaklaşık 10 kez maruz kalmış olsam 30 kilo eder, geri kalan 22 kilo da doğal gelişim sürecimin bir parçası olsa, hesap denkleşiyor. ve ne yazık ki ben bugünlerde, çok yakında 55 kilo olacağımın sinyallerini veriyorum. dün öğlede burun kıvırdığım mısır ekmeğine, gece yatmadan önce tereyağı ve peynir karıştırıp yedim. (bkz: cumur) az önce kendime tatlısına varana kadar tam tekmil bir tepsi hazırladım (turşu kavurması, mısır ekmeği, amerikan salatası, cevizli kek, puding, çay). elimde tepsi coşkuyla yerime geçerken de "300 kilo olmak istiyorum!" dediğime küçük hemşirem şahit.

    itiraf ediyorum; menüm o kadar çelişikti ki, şimdi midem bulanıyor.
  • bunun açılması mutlulukla doğru orantılı. yılların tecrubesıyle artık eminim. bu noktada sürekli yemek düşünüyor insan . tam o anda zihin başka şeylerle meşgul edilmeli.

    (bkz: biri beni durdursun)
  • cok tehlikeli olan.

    simdik ben istah acıcı ilaclardan kullanıyordum yan etki olaraktan. bir de bir donem acayip moralim de bozuktu. istahımın acılması, benim bi de sıkıntıdan yemem derken 20 kiloya yakın kilo aldım. sonra biraz ugrastım, bi 10 kilo verdim. sonra da istah acmayan ilaclardan kullanmaya basladım, azıcık eforla bi 10 kilo daha verdim. insanın normal bir istahının olması ne guzel bir seymis yarabbim. azıcık cabayla cok rahat daha az yiyebiliyorsunuz. bir muddet sonra zaten mideniz de kuculuyor, kahvaltıda bir dilim ekmek-peynir, oglen bi tost, aksam biraz et-tavuk-balık salata ya da sebze, oldu da bitti masallah, hemen doyuyorsunuz. sonra ne oldu? bir iki hafta evvel benim ilacları doktor gene degistirdi, gene gectim mi istah acan ilaclara. allahım yiyorum yiyorum doymuyorum. giris-ana yemek-tatlı-tuzlu-tatlı kahve falan filan, yedikce yiyorum bir iki haftadır.

    gecen hafta sevgilim sen kilo mu aldın demez mi? sanırım bir iki kilo almısım. neysem. ben de durumu anlattım. bu sefer de "dogruyu soylemek gerekirse karsımda azıcık yiyip butun yemeklerin yarısından cogunu bırakman acayip can sıkıcıydı. insanın istahını kapıyordun. yeniden normal yemek yemenden cok memnunum" dedi. insanın yemege duskun bir sevgilisinin olması guzel bir sey sozluk. adam olaya nasıl farklı bir boyuttan yaklasıyor. ahahhahah.
    dogrusu ha bes kilo fazla olmusum ha bes kilo eksik olmusum, benim icin de dert degil. ama aklı evvel turk kızı modunda maksimum bir iki seneye biz evleniriz, 40-42 beden gelin olundugu nerede gorulmus, gelin dedigin 36, tas catlasa 38 beden olmalı modundayım. butun derdim bu. o fotografları ilerde cocuklarım gorecek, yaslanıp metabolizma icabı kilo aldıgımda "anne gencliginde cok guzelmisin" filan desinler de keyfim yerine gelsin. simdi siz espri yapıyorum zannediyorsunuz ama benim bu kilo muhabbetlerinde son donemde tek dusundugum ciddi ciddi zayıf bir gelin olma zorunlulugum. gelin dedigin hep o dugun salonunun en guzel kadını olmalı, buna inandım hayatım boyunca. napacagım yaw ben bu istah acıklıgıyla? gerci yemekten haz almayan insanlardan da olmak istemezdim, o da hayatın bir zevki, cok bayık olurdu; ama homiligırtlak yiyenlerden olmasaydım da fena olmazdı. neyse bi sekil yapacagız artık. annanemin deyimiyle "hayatta elinde olandan degil, olmayandan kork.." kilo dedigin nedir, istersen verirsin, bu kadar basit. spora mıpora baslamalıyım sanırım.