şükela:  tümü | bugün
  • teslim almak.
  • meşhur kabzımal da burdan gelir.
  • ruhun minik bir igne kutusuna sigismaya calismasi, daralmasi, kipirdadikca ignelerin ruha batmasidir kabz.
  • (bkz: ahz u kabz)
  • yaşamayan bilemez bu sıkıntıyı, sıkkınlığı, bıkkınlığı, bu daralmayı..sadece yaşamsal fonksiyonların sağlamdır. geri kalan her şey...her şey değil hiçbir şey! hiçbir şey memnun etmez, ferahlatmaz, neşe ve ümit vermez..depresyon daha evladır kabz halinden. bahtımızda daim bast olur inşallah.
  • kendimi sık sık içerisinde bulduğum hal. ne demiş ibrahim abi "yaşamak ne zor şey kalbi olana..." hakikaten öyle. söküp atamıyorsun ki mereti yerinden. düşünmeden saniyeler içinde söylenmiş sözlerin senin haftalarca aklından çıkmayacağını bilemeyenler yüzünden, elinden kayıp gitmesinden korktukların yüzünden, dünyayı senden çok faklı algılayan ama mecbur olduğun insanlar yüzünden, hatta bazen senin söyleyemediklerini söyleyen bir şair, bir şarkıcı yüzünden, özlediğin ama senden çok uzak olan yerler yüzünden, en önemlisi tüm bunları paylaşmak istediğinde sözlükten başka gidecek yerinin olmaması yüzünden... neyse çok takılmamak lazım, şarkılara devam.
  • iç sıkıntısı, daralma. birisi kalbini eline almış da sıkıyormuş gibi bir şey. ama bu olmadan bastların da bast olduğu pek anlaşılmıyor.
  • alma; elde tutma; edinme.
  • tasavvuf adabında tövbe edip seyr u süluk'e giren salikin kalbinde, vecd ve bast halinden önce meydana geleceği ifade edilen sıkıntı, daralma ve tutulma halini ifade etmek için kullanılan tabir.

    tasavvufi terimlere dair sözlük çalışmaları ile meşhur mutasavvıf abdürrezzak kaşani'ye göre kabz hali, bast ile birlikte saliklerin konakladığı iki halden biri olup hakikatlere dahildir. ancak salik, müşahedeleri, mukaşefeleri ve muayeneleri sınırlı olduğu için henüz kabz halindedir ve ancak cemal mertebesinden yardım geldiği takdirde bu tıkanıklık açılarak bast haline geçecektir.

    şazeliyye tarikatına mensup mutasavvıf ibn abbad ise bu kabz halini, allah'ın rahmetini zahiri lütuflar ve manevi tesellilerden daha iyi ortaya koyduğu için tercih ederek onu büyük şeylere gebe olan geceye benzetmiş ve bast halinden de üstün görmüştür. zira bu haldeyken insan yalnız tümüyle edilgen, kendi iradesini terk etmiş ve allah'ın onu ettirdiği ölçüde eylemde bulunur, sonunda bir kulun varabileceği en yüce tutumla, kesintisiz şükr ile donatılır:

    <<tüm meşgalemiz ve hareketimiz, allah'ın bize karşı merhameti hakkında düşünmek, gücümüzün, kudretimizin bir hiç olduğunun idrakine varmak ve ona karşı yoğun bir muhtaçlık duygusu içinde bize şükr bahşetmesi için yalvararak kendimizi ona bağlamak olmalı.>>

    ibn abbad'ın eserlerine ilk kez dikkat çeken müsteşrik asin palasios, sufinin kabz haline dair bu fikirlerinde "ruhun karanlık gecesi" kavramına kesin bir yakınlık bulmuş ve onu hıristiyan mistiklerinden san juan de la cruz'un habercisi olarak yorumlamıştır.