şükela:  tümü | bugün
  • teslim almak.
  • eski dilde el ile tutma, avuç ile kavrama.. azrail tarafından ruhun alınması... satın alınan hibe edilen veya miras kalan malın teslim alınması...
  • meşhur kabzımal da burdan gelir.
  • her kabz dönemini, bir bast (genişleme, ferahlama) dönemi takip eder. tıpkı gecenin ardından gündüzün gelmesi veya kışın ardından baharın gelmesi gibi. zaten kabzda içine düşülen hafakanlar, genişlemeyi içine hapsetmiş olan kabuğu çatlatmak için mevcudiyeti elzem bir eşik aşıcı mahiyetindedir. yağmur yağmadan etrafı kaplayan sıkıntılı ve kasvet dolu anlara benzer. bir nevi, rahmetten önce gereken zahmettir kabz.
  • ruhun minik bir igne kutusuna sigismaya calismasi, daralmasi, kipirdadikca ignelerin ruha batmasidir kabz.
  • (bkz: ahz u kabz)
  • yaşamayan bilemez bu sıkıntıyı, sıkkınlığı, bıkkınlığı, bu daralmayı..sadece yaşamsal fonksiyonların sağlamdır. geri kalan her şey...her şey değil hiçbir şey! hiçbir şey memnun etmez, ferahlatmaz, neşe ve ümit vermez..depresyon daha evladır kabz halinden. bahtımızda daim bast olur inşallah.
  • kendimi sık sık içerisinde bulduğum hal. ne demiş ibrahim abi "yaşamak ne zor şey kalbi olana..." hakikaten öyle. söküp atamıyorsun ki mereti yerinden. düşünmeden saniyeler içinde söylenmiş sözlerin senin haftalarca aklından çıkmayacağını bilemeyenler yüzünden, elinden kayıp gitmesinden korktukların yüzünden, dünyayı senden çok faklı algılayan ama mecbur olduğun insanlar yüzünden, hatta bazen senin söyleyemediklerini söyleyen bir şair, bir şarkıcı yüzünden, özlediğin ama senden çok uzak olan yerler yüzünden, en önemlisi tüm bunları paylaşmak istediğinde sözlükten başka gidecek yerinin olmaması yüzünden... neyse çok takılmamak lazım, şarkılara devam.
  • iç sıkıntısı, daralma. birisi kalbini eline almış da sıkıyormuş gibi bir şey. ama bu olmadan bastların da bast olduğu pek anlaşılmıyor.
  • tabiri caizse; yere göğe sığamamak, fenalık ve bunalma hali.

    yaşamayan bilmez.
12 entry daha
hesabın var mı? giriş yap