şükela:  tümü | bugün
  • harry potter'ın kafeste, kolunda filan gezdirdiği baykuş türü.
  • başlıca besin kaynağı lemmingdir. yuvasına yaklaşılması durumunda çok saldırgan olabilir. kanatlarının yapısı uçarken hiç ses çıkartmayacak şekilde dizayn edilmiştir. "samanyolu tv tarzı belgesel sunumu" yapacak olursak ; öyle yaratılmıştır.
  • gördüğüm en güzel baykuş.
    30 cm kar altındaki fareyi duyabilir, yakalayıp mideye indirebilir.
    canlısını görmek kısmet olmasa da bembeyaz hali insanda nefes kesilmesine sebep olabilir.
  • hiç ummadığım şekilde trabzon semalarında gördüğüm ve köydeki evimizin çatısında üç tanesinin arz-ı endam ettiğini fark edince çok sevindiğim sevimli canlılar.

    gündüzleri birbirlerine sokularak sessizce uyku modunda geçiren bu kuşlar, geceleri keskin avcılık yeteneklerini sergilemekten ve ilginç sesler çıkarmaktan geri durmuyorlar. yaklaşık 1 metre kanat açıklığı ile gördüğüm en büyük kuşlardan ve muhtemelen henüz yetişkin değiller. çatının bir kısmı fare leşleri ve diğer bazı canlıların ölüleriyle dolu olsa da biz onları gizemli ve meraklı halleriyle çoktan kabullendik.

    zaman zaman havalandıklarına şahit olduğumda ürpertiyle karışık bi sevinç kaplıyor vücudumu bu güzel canlılarla hala doğada bir yerlerde, özellikle de türkiye gibi bir yerde karşılaşabiliyor olmaktan dolayı. umarım sapkın bir avcının, meraklı! bir köylünün eline düşmezler de sayılarını arttırarak varlıklarını sürdürürler.
  • dünyanın en harika görünümlü kuşlarından biri muhtemelen. çok afililer.
  • http://i.imgur.com/me5yo3c.jpg (yetiskin disi)
    http://i.imgur.com/sfid0pm.jpg (yetiskin erkek)
    http://i.imgur.com/xnhbvwz.jpg (yavru)

    kutup tundralarinda yasayan iri, beyaz baykus. uzunlugu 50-60cm, kanat genisligi 125-150cm , agirligi 2,5-3kg. diger baykuslardaki boynuz tuyleri kar baykusunda yok. bacaklari ve ayaklari kalin tuylerle kapli. pencelerinin arasi bile tuy dolu. yetiskin erkekler bembeyaz, gencler ve disiler biraz benekli. gozleri buyuk, bal rengi. teleskobik bir gorusu var. sesi genelde kesik kesik ama inanilmaz bir cigligi var (bayiliyorum): http://www.youtube.com/watch?v=abfkqszmvwm

    saf etcil. kucuk kemirgenler, memeliler ve kuslarla beslenir. hem gece hem gunduz avlanabilen tek baykustur. yuvasini acik alanda ve biraz tumsek bir topraga kurar. genellikle 5-14 yumurta birakir. tek eslidir. yavrulari anne ve baba nobetlese ava cikarak birlikte buyuturler. yavrular koyu tuylerle kapli. bilimsel aciklamasini bilmiyorum ama muhtemelen koyu tuyler sicagi tuttugu icin boyle.

    yasam alani kuzey kutup tundralari. alaska, kanada, kuzey avrasya agirlikli dagilmis. kutup tilkileri, kutup ayilari, yirtici martilar, gri kurtlar tarafindan avlanabilirler.

    http://i.imgur.com/gtcsd51.jpg
    http://i.imgur.com/rwakqxg.jpg
    http://i.imgur.com/y16v9zp.jpg
    http://i.imgur.com/pmqrav9.jpg
    http://i.imgur.com/g2ax2ny.jpg
    http://i.imgur.com/hh3rkj3.jpg

    surda, dogal ortamlarinda bizzat gozleyerek yapilmis muazzam bir belgesel var: https://www.youtube.com/watch?v=zqlckalrzxi

    ayrica mayis 2014'te trt belgesel kanalinda "queen of the north" (kuzeyin kralicesi) belgeseli de turkce dublajla yayinlandi.
    .......

    yaraticiya bu konuda cok kirginim. bu kadar guzel olur mu bir varlik insan goruyor bunu. biz envai cesit kozmetikle guzellesmeye calisalim su kar baykusundaki guzellige bak, kiskanmamak elde degil. bi de bunlarin buyuk kedi versiyonu var ki ic gecirtir insana: (bkz: kar leoparı/#43335147)

    duzeltme: video link yenilendi.
  • kar kış demeden evlatlarına yiyecek bulmak için ordan oraya uçan baykuş türü. tanımımızı yaptık. şimdi açıklayalım, bu baykuşlarla ilgili bir belgesel seyrettim, çok ilginç hayvanlar bunlar. ilk başta baykuş çiftimiz birlikte avlanmaya çıkıyorlardı. sonra dişi baykuş hamile kaldı, 6 tane minik baykuş dünyaya getirdi. tabi, bütün yük erkek baykuşun sırtına bindi. miniklere yiyecek bulma görevi ona düşüyordu. zira dişi baykuş yavrularını yuvada yalnız bırakıp yiyecek bulmaya gidemezdi. erkek baykuş kar kıyamet demeden kanat çırpıyordu, bazen 1 tane fare bulup getiriyordu. bazen hiç bulamıyordu. bulduğu 1 tane fareyi de 6 tane yavrunun önüne bırakıyor, hiçbir şey yemeden tekrar ava çıkıyordu. tabi anne de aç aç yavrularından çok uzaklaşmadan yiyecek arıyor, o da bulduğunu yavrularına getiriyordu. yavrular içinde cılız, vitaminsiz bir tanesi vardı. gelen hiçbir yiyecekten pay alamıyor, hep geri planda kalıyordu. yemek geldiğinde bencillikten kardeşlerinin gözü dönüyordu. biçare anne ise, etten bir parça koparıp minik yavrusunun önüne attı. tam yemek için uzanırken kardeşlerinden biri ondan önce davranıp o parçayı da yedi. annesi ise, "ben sana yapacağımı yaptım" bakışı attı. 2-3 gün sonra yavru dayanamadı öldü. annenin çok üzüldüğü belli oluyordu. baba da günlerdir ortalıkta yoktu, yavrular açtı. annenin bir yol bulması gerekiyordu. geride kalan yavrular ise ölen kardeşlerinin etrafında akbaba gibi dönüyordu. anne baykuş bir havaya baktı bir yavrularına. yapacak bir şey yoktu. böyle giderse diğer yavruları da açlıktan ölecekti. ölen yavrusunu diğer yavrularının önüne attı.

    o da bir ana sonuçta, napsın.
  • yaşamak için verdiği büyük uğraşlara geçenlerde seyrettiğim bir belgeselle tanık olduğum, beni duygulandırmış, çok sevimli bir kuş türü.

    tam bir "çekirdek aile" kurarak aile hayatı yaşıyorlar. tek eşliler ki tek eşli hayvanlara çok ayrı bir sevgim vardır. benim seyrettiğim belgeselde anne, baba ve dört beş adet yavru vardı. ağaçta değil, açık bir alandaki küçük bir yükseltideydi yuvaları. anne ve baba iş bölümü yapmışlar: baba durmadan lemming (bir tür fare) avlıyor. avı getirir getirmez anne o lemming'i babanın gagasından alıp parçalara ayırarak yavrulara veriyor. annenin tüylerine bazen biraz kan bulaşıyor bu yüzden. anne, eşine "hadi, fazla zamanımız yok. ben bu yiyeceği parçalayıp çocuklara veririm, merak etme. sen yine yiyecek getir. yetmez bu kadarı. hadi, hadi!" der gibi. baba ise baykuşların profesyonel avcılık yeteneğinin bir kanıtı adeta, avladığı onca lemming'e rağmen bembeyaz tüylerinde hiçbir leke yok. baba, avı getirdikten sonra hemen uçuyor. yeniden avlanması gerekiyor. anne ise genellikle yuvada yavrularını bekliyor, yuvadan nadiren ayrılıyor; çünkü eğer anne yuvadan ayrılırsa etraftaki yırtıcılar yavrulara saldırabilir. yine de anne de eğer çok yakında yiyecek bulabilirse avlanıyor.

    belgeselde çok trajik bir şey oldu: yavrulardan biri güçsüz düştü. o güçsüz düşünce kardeşleri ve annesi ona moral vermek istermişçesine sarıldılar, onu sevgiyle gagaladılar. hatta anne ona özellikle bir parça yiyecek ayırmaya çalıştı. yine de olmadı. o yavru güçsüz düşüp öldü ne yazık ki... baba her zamanki gibi avlanmaya gitmişti ve ortalıkta görünmüyordu. hava kötüydü. yiyecek yoktu. anne, mecbur kalıp ölü yavruyu diğer yavrulara yedirdi. çok üzgündü anne. o an tam bir dramdı sözlük, ağlamamak için kendimi zor tuttum. günlerdir etkisinden çıkamıyorum o anın.

    anne ve baba canla başla yavruları için uğraşmaya devam ediyordu. kalan yavrular büyümeye başladılar. uçmak için egzersizler yapıyorlardı ve bu egzersizlerin yöntemleri dahiceydi. mesela kanadını çırpıp havalanmaya çalışan yavrular, ayaklarının arasına bir dal parçası alıp onu tutmaya çalışıyordu. bu sayede hem yavruların bacak kasları güçleniyor hem de yavrular, ilerde büyüyüp avlanmaya başladıklarında avlarını nasıl taşıyacaklarının provasını dal parçalarıyla yapmış oluyorlardı.

    bir ara ailenin bulunduğu yerden uzaklaşması gerekti. annenin ve babanın rehberliğinde yavrular daha güvenli bir bölgeye doğru ilerlediler; ama bir aksilik oldu: önlerine bir nehir çıktı. yavrular henüz tam olarak uçamıyordu, sadece hafifçe havalanabiliyorlardı. nehir geniş bir alanda uzanıyordu, yürüyerek nehrin başlangıcını veya bitişini bulup kenardan yürümeleri imkansızdı. sonra çok ilginç bir şey oldu: yavrulardan biri nehre atladı. kanatlarını çırpa çırpa suyun yüzeyinde kalarak yüzdü ve nehrin karşısına geçti. diğer yavrular da onun yaptığının aynısını yaparak nehrin karşısına "yüzerek" geçtiler. inanılır gibi değil, ben yüzebilen baykuş yavrusunu ilk kez bu belgeselde gördüm ve çok şaşırdım. iyi ki yüzdüler ama, yoksa nasıl kurtulacaklardı... yaşayabilmek için gösterdikleri bu çaba olağanüstü, çok duygulandım. izlerken heyecandan ve korkudan nefesimi tuttum, onlar geçene kadar ömrümden ömür gitti. çok şükür, hiçbirine bir şey olmadı. anne ve baba da nehrin öteki yakasına uçarak geçtiler. böylece aile tehlikeyi atlatmış oldu. sonra yavrular zamanla iyice büyüdü, uçmayı tam olarak öğrendi ve o zor koşullara rağmen o fedakar anne ve baba sevgiyle büyütmeyi başardılar yavruları.

    insanlar olarak bazen çok ufak tefek şeyleri kendimize dert ediyoruz, yaşamaktan çok kolay vazgeçiyoruz; ama hayvancıklar o acımasız doğada, hepsi ölümcül nitelikteki o sayısız tehlikeye göğüs geriyorlar, çözüm buluyorlar, inadına yaşıyorlar. sevgileri ve yaşama istekleri örnek alınası.
  • yavruları geçici tüylerinden mütevellit çirkin olan , en asil bakışların sahibi , en sessiz ve sürtünmesiz uçabilen kuş türü.tüy yapıları bilime çok alanda (özellikle uçak teknolojisi) ilham kaynağı olmuştur.şuradailgili bir araştırma videosu izlenebilir.