şükela:  tümü | bugün
  • albumdeki bir cok sarkiyi ezberleten olaydir. ayrica icinden bir sarkiyi cok sevdiyseniz, yapacaginiz iki sey vardir... *
    1- o sarkiyi dinler, kasedi cikarir, ters takar, arkadaki sarkiyi dinler, o bitince (ya da obur sarkinin nereye geldigini siz zaten biliyorsunuzdur artik) kasedi tekrar cevirir o cok sevdigini sarkiyi dinlersiniz...
    2- kasedi cikarir, bir adet stabilo kaleme taktiginiz kalemi hizli hizli cevirerek dondurur ve elinizle geri sararsiniz...

    ama bu iki yontem de cok verimli olmadigindan en fazla 2-3 defa tekrarlandiktan sonra albumun tamamini dinlemekte karar kildirir insana...
  • kasette şarkı değiştirmenin işkence olmasından dolayı sizi albümün tamamını dinlemeye teşvik eder ve iyi bir müzik dinleyicisi olmanıza ciddi ölçüde katkı sağlar. ayrıca yine bu özelliğiyle dönüp dönüp aynı şarkıları dinlemenizi önlediği için hem albümlerdeki öne çıkan şarkıları çabuk tüketmenizi engeller hem de ilk dinleyişte dikkatinizden kaçan şarkıları keşfetmeniz için size yeni şanslar sunar.
  • çocukluk yıllarımda sıkça yaptığım bir eylemdi. geri gelir mi? gelmez.
  • kaset zamanları albümlere albüm denilmezdi. falancanın kaseti alınır ve kaseti dinlenirdi.

    (bkz: kaset dinlemek)
  • hayatın bana en güzel hediyyelerindendir. çok dandik bir kasetçalarım olsa bile müziği helal yollarla, emeğe saygı göstererek dinlediğim için haz duyuyorum. yukarıdaki bir arkadaşın söylediği gibi kasetteki tüm eserlere aynı ehemmiyeti gösterdiğin için ayrım yoluna gitmiyor, tüm şarkıları (kötü olma ihtimalleri olsa bile) seviyorsun. indirdiğim hiçbir mp3, flac vesaire gibi formatlardan zevk alamıyorum, alamadım da... velev ses kaliteleri çok iyi olsa bile. tek hayalim kaldı müziğe dair ki; o da hayranı olduğum müzisyenlerin albümlerini plaktan dinlemektir. buna da inşallah vasıl olurum bir gün. king crimson ın ilk albümünü, dream theater ın ikinci albümünü, marillion ın ilk üç albümünü ve türkiyemizden de cem karaca, barış manço, moğollar ve tabii ki istiklal marşımızı bestelemesi gereken yegane insan, yaşayan efsane erkin koray'ın şarkılarını plaktan dinleme şerefine ermek istiyorum.
  • walkmanın pili azalınca ağır çekimde müzik dinlemek ve walkmanın kırmızı ışığının ferinin gitmesi demekti.

    ayrıca (bkz: radyodan kasete şarkı kaydetmek)
  • bugün bazı kasetlerimi bilgisayara aktarırken fark ettim ki, arçelik marka, vasatın da altında olan bir ses çıkışı olan kasetçalarım bozulmuştur. şu günden itibaren, artık kasetleri ve kaset çalarları piyasadan silenlere -zaten iyi şeyler düşünmezdim de- daha kötü hisler besleyeceğim.
  • sık sık yaptığım şeydir. zamana karşı direnen bir kasetçalarım ve hala sakladığını kasetlerim var. daha çılgınca olanı manuel ayarlı radyoda orta kanalı da dinlerim. enteresan müzikler çıkabiliyor.
  • bir de teybin sarma aparatı bozuksa, kaset de kalem ile geri sarılıyorsa dinleme lezzeti iki katına artan durum. bir şeyin içinde zorluk varsa, elde ettiğin şey daha lezzetli oluyor.
  • hâlâ yaptığım aktivite. gerek kod yazarken, gerek bulaşık yıkarken takıyorum radyoma ve hangi ruh halindeysem ona göre bir albüm seçiyorum. ve tüm şarkılar baştan sona ahenkli bir şekilde ilerliyor. tek kötü tarafı tedavülden kaldırıldı ve bulunması nerseyse imkansız oldu.