şükela:  tümü | bugün
  • dün katıldığım toplantı.
    dün katıldığım hayatımdaki en sürprizli toplantı.

    eve kağıt geldi 2 gün önce, eşimin ısrarıyla birlikte gitmeye karar verdik. beyefendiyi komşuya emanet ettikten sonra kalktık kreşimize yola koyulduk.

    neyse içeri girdik, çocukların taburelerinde oturmak güzeldi. derken birbiri ardına branş (!!) hocaları geldi. reklam kuşağı gibi bir öğretmen kuşağı geçti önümüzden. biz ailecek formasyon aldık, az çok çocuk eğitimi gördük ama bunlar kadar mahir, başarılı, yetenekli, süper adamları hiçbir yerde görmedim :)) bir an onlar anlattıkça seneye oğlum profesör olacak diye hislendim, içlendim, gururlandım yeminle, oğlumun diplomasıyla gelip sallanan sandalyede elimi öptüğü anı hayal ettim. eve gelip her gün okulda ne yaptınız sorusuna "köpekbalığı boyadık" diyen oğlum meğer neler öğrenmiş ağzım açık kaldı bir karış. (bunu da sordum, çok güçlü bir karakteri var, köpekbalığı onun simgesi dediler; ben de ouvv iyiymiş dedim, tek sorum bu olabildi)

    daha sonra bizi biraz daha büyükçe taburelerin olduğu bir odaya aldılar, bir psikolojik danışman geldi. (bu mesleğe saygım var ama çoğu bende pazarlamacı hissi uyandırıyor) neyse kadıncağız başladı önündeki notlardan 4 yaş çocuğunu okumaya, hızlı hızlı okuyacağım dedi. birden formasyon eğitimdeki gelişim dönemleri notlarını hatırladım, aynıydı lan, ben de internetten bulmuştum. neyse dağıtmayalım, danışmanımız okumaya devam ederken, çocuklarıyla çok ama çok ilgili süper ebeveynlerimiz niyeyse cevaplarını herkesin bildiği sorular sormaya başladılar "dedesi şımartıyor ne yapmalıyız?" "amcası çok öpüyor ne yapabiliriz" "çocuğum çok geveze neden olabilir" - tam hepsinin ağzına kürekle vurmayı düşünürken bir baktım format değişti. bir esra erol - seda sayan programına döndü ortalık aniden :))

    meğer ben dedeyi düşünürken 4 yaş çocuğunun "mastürbasyon yapabileceğinden" bahsetmiş danışman abla ve ortam kopmuş :)) herkes kendi oğlunun nasıl yaptığını neredeyse ne kadar iyi yaptığını anlatmaya başlamıştı muhabbeti anladığımda. ne oluyor demeden danışman ablamızın onları öyle gördüğünüzde eline elma-muz bişey verin dediğini duydum ve çağrışımlar çığ gibi birikmeye başladı, kafamda deli sorularla serdar ortaç gibi oldum. kendimi düşündüm, ben de 4 yaşında olmuştum ama mastürbasyonu duyduğumda yaşım 13 gibiydi diye hatırladım. oğlumu düşündüm, her türk babası gibi muzur bir gülümseme gelse de saçmalama lan dedim ve yine ortama kesildim; herkes freud'un psikanalitik'ini yalamış yutmuş gibiydi, az önce dedesi şımartıyor ne yapmalıyım diye soran baba bize yıllarca eziyet olan ders kitaplarını zevkine bitirmiş anasını satayım. bir an kendimi freud'un gelişim dönemleri ve çocuklarda cinsellik konulu uluslararası bir panelde hissettim, nasıl bir çanta verecekler diye düşünürken toplantı bitti.

    velhasıl veli toplantısını bitirdik ve çıktık. toplandıdan edindiğim bilgiler;

    türk milletinin en sevdiği bilim adamı freud,
    kreşte çizilen köpekbalığı güç anlamına geliyor,
    konu cinsellik olunca milletimiz okumada da sınır tanımıyor,
    evlilik programlarında konuyu cinselliğe getirirsek seviye yükselebilir,
    oğlum bu kreşe devam ederse sapık olabilir...
  • çocuğunun akademik kariyer yaptığını sanan ebeveynlerin şov meydanıdır. üç yaşında, henüz çişini kakasını söylemekten aciz, götü ultra primalı , molfixli veletlere 240 tl. ingilizce kitap seti satılmasını " ama çocuklar okuma yazma bilmiyor" şeklinde eleştirmemle birlikte linç edilmeye kalkışıldığım ortamdır. bir dizi kokoş ev kadını ve züppe adamın konuşurken dudaklarını her büzüşünde kürekle vurma isteğimi zor bastırdığım goygoy yeridir. senin çocuğun domatese totomes diyor, papi dediği ayakkabısını bağlamaktan aciz, mental matematik ne zaman başlıyor diyorsun eyyy dingil diye sormak istediğim kişilerin kavuşma ortamıdır.
    aslında; olamadıklarınızı olmak için çok küçükler. bırakın çocuk olsunlar, oyun oynasınlar, sosyalleşsinler, bir kaç ingilizce şarkı ezberleyip hal hatır soracak düzeyde ingilizce de öğrensinler elbette, öğretmenleri kitap okusun, resim yapsınlar, oyun hamurlarıyla hayal dünyaları ve el kasları gelişsin, şarkı söyleyip dans etsinler. olmak isteyip olamadıklarınızı değil bırakın çocuk olsunlar demek için en ideal yerdir.