şükela:  tümü | bugün
  • izmir'de deneyene kadar sevmediğim, tesadüfen balçova'da deniz kumru diye bir yerden alıp yediğim mest olduğum yiyecek.
  • annem bu sipalari besliyor. balkona 15-20 tane dolar oldular. sitedeki komsulardan da yem geliyor. kimse besleyemezsin de demedi.

    simdi balkonda, kombinin borusunda sisirmisler kendilerini dehset mukemmel uyuyorlar. asiri tatli kuslar. annemin omzundan inmiyorlar.
  • dün arapça bir mani öğrendim kumrular hakkında. kumruların kuuuu kuuuu seslerine benzediği için söylenen bir maniymiş:

    ya carte, ya sfeysfun
    kinna sabaya, sarna tyur

    türkçesi de şunun gibi bir şey olmalı:
    ey komşular, ey ağaçlar
    biz kızlardık, kuşlar olduk

    maninin öyküsüne göre, genç bir kız komşusunda görüp çok beğendiği bir gerdanlığı çalıyor. komşusu bunu fark edince "kuş olasın," diye beddua ediyor. neden kuş, onu bilmiyorum. bedduası tutunca, genç kız kumruya dönüşüyor. komşusunun gerdanlığı da kumrunun göğsündeki gerdanlığa benzeyen kabartıya dönüşüyor.
    öykü çok sıra dışı değil, evet. ama halk söylencelerine meraklı insanlar böyle şeylere rastlayınca hazine bulmuş gibi seviniyor.
  • sesine, şekline hayran olduğum bir kuş türü. yaz aylarının en güzel şeylerinden birisidir. o ses eşliğinde uyumak gibisi de yoktur.
  • güzel kumru niçin ötersin camımda
    hissederim seni ta özümde, kanımda
    ötüşünle ses verirsin can içre canımda
    yetişir...
    o zaten
    canımda
    kanımda,
    yanımda.

    kumrî: kumru. dişisine "kurariye", erkeğine "sakhar" derler: 350.
    kâmerî: ay ile alâkalı: 350.
    megesgir: örümcek ağı: 350.
    firdevs: cennetin altıncı katı. bostan: 350.
    farisî: 351= 1350.
    mukri': kur'ân'ı kaidesine uygun olarak okuyan: 350.
    şeym: çok soğuk su. kılıç çıkarmak. kınına sokmak: 350.
    meşî: yürüyüş. gidiş. doğru yola gitmek: 350.
  • sv.badim siyasaye ile konuşurken gece gece dışarıda deliler gibi öten kumrudan bahsetti. ilginç bir tevafuk oldu aynı vakitte kumrunun biri de hemen evin önündeki ağaçta bik bik bik ötüyor.

    sanırım izmir ve istanbulda saatini şaşırmış kumrular var. * ona şimdi sütlü ekmek hazırlıyorum.

    ismini kızılcık koydum.
  • geçen eylül başında yeni evime taşınmıştım. aslında haziran’da taşındım ama eşyaları öylece bırakıp memlekete gittim. yerleşme dönüşe kaldı. sağolsunlar ailem de geldi benimle hem yardım hem gezme amaçlı. odama girmemle sevinç çığlıkları atmam bir oldu. kumru... penceremin sarmaşıkları arasında gizlenmiş yumurtlamış. ben yeni bir başlangıç yapıyorum ve penceremde de bu yaşamı simgeleyen dünya tatlısı bir mucize var. tabi her sevinç gibi bu da uzun sürmedi. bir kaç gün sonra 8yumurtayla bir başıma bıraktı beni kumruların annesi. kaçtı gitti. hayatımı ona bağlamıştım ya hayatımda da bir şeyler uçup gitti o ara. belki de ben korkuttum , ilgilenemedim yerleşme telaşıyla. halbuki korkmasınlar diye perde çekmiştim aramıza onların hep gözümün önünde olmasını çok isterken. annem atalım bu yumurtaları aşağı dedi. attırmadım. içi boşalınca kuruyup uçar giderler rüzgardan kabuklar zaten dedim. içimdeki duyguları tasvir eder gibi. bu yıl çok fırtına oldu urfa’da. hem urfa’da hem içimin denizlerinde...önce anneleri uçtu gitti. sonra o fırtınalarda yumurtalar bir bir azaldı. içimdeki duygu yoğunluğu gibi... 8 yumurta önce oldu 5 yumurta bu sabah baktığımda kalmış 2 yumurta... bakalım ne zaman hiç görmemişe döneceğiz? evime gelen her misafirin dikkatini çekiyordu yumurtalarım. ‘ya ne şanslısın insana gülümseme sebebi olur bunlar’ dedi izmirli bir arkadaşım. içimden ‘kafayı yemişsin ölüm nasıl gülümseme sebebi olsun’ derken dilimden sadece ‘hı hı’ çıkabildi.
    everything fly and goesbaşka bir arkadaşım bu sözü kırmızı bir balonla birlikte dövme yaptırmış boynuna.
    hayat biraz öyle sanırım. her şey vakti gelince uçup gidiyor. peki çok mu melankolik olduk o halde pazar şarkımız gelsin dağılsın kara bulutlar :)
    edit: beraber
    edit: abi edebiyatımı sinkaflamanıza gerek yok. şiddetli rüzgardan cam kenarında durmuyor uçuyor yumurtalar. haliyle azalıyorlar.
    edit: olmamışa döndük. hiç gelmemişler . hiç olmamışlar gibi şimdi camımın önü. her şey değişir. dönüşür. uçuşur.
  • en sevdiğim kuşlardan o paslı bakır rengi huzur veren ötüşü sesi guğuğuguguh . saksılarımıza gelip yumurtladılar kaç kere canlarım sevildiklerini biliyorlar demek.
    fotodaki gibi top olur tüneyip uyurlar yavrucuklar, şerefsizler bu osuruk ağacını da kestiler yuvasız bıraktılar kumrucuklar