şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 2008 yılında çıkmış 4 bölümlük mini-dizi. pride and prejudice in fanfiction tadında dizileşmesi gibi birşeymiş bu. şöyle; amanda price bildiğimiz pride and prejudice aşığı sakin bir hayatı olan bir insandır. bir gün banyosundan elizabeth bennet çıkıp kendi dünyasına açılan bir kapı gösterince tabi bir mutlu olur, göz atmaya karar verir. ama elizabeth durmaz kapıyı kapatır amanda'yı kendi yerine pride and prejudice alemine atıverir. amanda da tabi herşeyi birbirine karıştırır, roman yoldan çıkar, jane austen mezarında döner.

    açıkçası dizi hakkında ne yorum yapsam bilemiyorum, zaten bayanlara yönelik bir roman pride and prejudice, dizi de orda darcy ye aşık olan okuyuculara yönelik. eğlenceli tabi normal bir insanın o dönemle boğuşmasını izlemek,ama öyküden ne beklemek lazım emin değilim açıkçası.
  • (bkz: kate austen)
    (bkz: lost)
    çağrıştı lan.
  • kadınlardaki pride and prejudice takıntısının ve mr darcy hayranlığının ekmeğini yiyen dizi. hepsini izlemedim ama izlediğim kısımdan çıkardığım kadarıyla günümüz londra'sında yaşayan romantik kızımızın birden kendisini hayranı olduğu romanın içinde bulmasını anlatıyor. romanı okuyan veyahut filmi izleyen kadınların %90'nın içinden geçen "aaaaah ah, şimdi o dönemde olsam, elizabeth yerine darcy ile ben aşk yaşasam, pemberley'nin bahçelerinde ben fink atsam" hayallerinin dizi formatında sunulması iyi hoş da esas kız amanda rolü için biraz daha eli yüzü düzgün birini bulsaydınız daha iyi olmaz mıydı arkadaşım?! on üzerinden beş veriyorum o da içimdeki pride and prejudice sevgisinin yüzü suyu hürmetine.
  • jane austen'in aşk ve gurur isimli klasik kitabının içine harikalar diyarına düşmüş alice misali düşen amanda isimli bir 21. yy kızının hikayesini anlatan yarı fantastik ama çokça komik bir mini dizi. amanda isimli kızımız, romandaki elizabeth ile yer değiştirince romanın seyri kaçınılmaz olarak değişir ve olaylar gelişir. yaratıcı bir fikir zannımca. fox life isimli nadiren uğradığım bir kanalda yayınlanıyor türkçe alt yazılı olarak. topu topu dört bölüm zaten, rast geldikçe izlemek gerek. böyle yaratıcı uyarlamaları, sahalarda daha çok görmek gerek.
  • pride and prejudice uyarlamaları içerisinde farklı bir yer bulacak olan mini seri. ayrıca, benzer yapımlarda yer alan mevcut darcy'ler arasında sıralama yapmak gerekirse, başrol oyuncularından elliot cowan en azından ilk üçe girer.

    http://www.imdb.com/title/tt1117666/

    --- spoiler ---

    elizabeth bennet tamamen dışlanmış durumda. ortada hayali de olsa paylaşması zor bir fitzwilliam darcy olduğu için ona antipati duymuş olan okur kesiminin bundan çok keyif aldığından eminim.

    --- spoiler ---
  • seyrederken seyrederken hayaller kurduğum dizi. öyle bir geçit bulsam ben de, geçsem puslu kıtalar atlasına.. zaten ne diyor uzun ihsan efendi;
    "kendi payıma ben dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım"
  • 4 bölümü de arka arkaya sıkılmadan izlenebilen enfes dizicik. pushing daisies ve emma karışımı güzel birşey yapmışlar. başroldeki kız torpilli olmalı. o boya, o şapşal suratla nasıl başrol olmuşsa.. peh.
  • depresyona iyi gelen şeyler listeme an itibariyle aldığım mini dizi. herkesin başına gelmiştir kimi zaman düşünceler öyle yorucu öyle sıkıcı ve karamsar olabiliyor ki insan kaçacak yer arıyor. işte tam o anlardan birinde bir şeyler seyredeyim düşüncelerimden kaçayım dediğimde açtım dizimag'i dönem dizi/film vs.. çok sevdiğimden daha önce temkinli olduğum lost in austen'e bir bakayım dedim. tahrif edilmiş dönem hikayeleri canımı sıkar pek tercih etmem aslında.

    burdan sonrası spoiler içerir.

    gelelim diziye öyle güzel bir yerden yakalamış ki bunu yazan kişi şayet kadın değilse ya çok zeki bir adam ya da eşcinseldir. hatunların bu konuda ne düşündüğünü ne hissettiğini çok iyi anlamış çok güzel analiz etmiş. ertuğrul özkök'ün ünlü deyişiyle gelin hepimiz itiraf edelim: hangimiz amanda değiliz ki? *

    benim ingiliz edebiyatında favorim emily bronte'dir ve wuthering heights en büyük saplantılarımdan biridir. ama jane austen'ı da çok severim yazdıklarının tamamını okumuş, uyarlamaların neredeyse tamamını ayıla bayıla seyretmiş biri olarak çok rahatlıkla söyleyebiliyorum ki dizi çok başarılı. amanda senin benim gibi bir kız, aynı senin benim gibi dertleri var yanlış zamanda doğduğunu düşünüyor vs.. ve işte tam buradan vuruyor allahsızlar senin amanda gibi olduğunu biliyorlar sana 4 bölüm sürecek bir hayali yaşama şansı veriyorlar. şahsen ben seyrederken çok eğlendim. beni içinde bulunduğum berbat ruh halinden öyle uzağa götürdü ki dizi oradan geri gelmek istemedim. amanda'nın mr. darcy'e bi suya dalmasını rica ettiği sahne çok güzel olmuş. mr. bingley çok başarılı seçilmiş. hayırsız wickham'a getirilen yeni bakış açısı hoş olmuş ama bu hoşlukta kendisini oynayan tom riley 'in çekiciliğinin de payı var bence. jane mr. bingley'e senede bir gün deyince içim cız etti bir an drama çevirecekler diye korktum. ama güzel son oldu. her kalp atışında...

    mr. darcy karakterin doğasından mı oynayan adamların güzelliğinden mi nedendir bilinmez sonsuza kadar gönüllerde ayrı bir yere sahip olacak sanıyorum. benim için asla ama asla colin firth'ten daha iyi bir darcy olamaz, adam bu rolü oynamak için doğmuş ama buradaki elliot cowan 2. mr. darcy olma ünvanını hak ediyor.

    sözün özü sevgili emily*ve sevgili jane* kadın ruhunun yüzyıllardır hiç değişmediğini bizim birbirimize ortak olacak çoğu zaman tek fikrimiz bile yokken duygudaşlık mevzu bahis olunca hep aynı olduğumuz gerçeğini sayenizde anladığımız, kafalarınızda yarattığınız adamlarla bizi büyülediğiniz için minnettarım size. iyi ki yazmışsınız o kitapları. aradığını asla bulamayacak olan kadınlar sizin hayal dünyanızda alıyor soluğu. rest in peace canlar.
  • fazla mr. darcy insana kafayı yedirir en güzel örneği de bu dizidir efenim. darısı başımıza.