şükela:  tümü | bugün
  • the sopranos ve mad men'in yaratıcısı olan senarist, yapımcı, yönetmen, aktör falan filan...
    http://www.imdb.com/name/nm1980806/maindetails
  • gelip de dizi yazarlarimiza yaratici yazarlik dersi vermesini istedigim adam. hatta ask-i memnu'ya falan bir el atsaydi hic de fena olmazdi. behlul haznedar'in amcasinin karisina goz dikmesinin altinda yatan sebeplerin oyle detayli bir psikolojik/sosyolojik incelemesini verirdi ki, seyirci bir gun kendisinden nefret ederken ertesi hafta ise alkislarken bulabilirdi kendini. ya da bihter ziyagil , 21. yuzyil standartlarinda acimasizca resmedildigi uzere durduk yere psikopata baglayan, dupeduz sevimsiz bir karakter olarak degil de aynen usakligil'in romanindan firlamis bir sekilde hakettigi degeri gorebilirdi. weiner betty draper gibi sirf tv icin yaratilmis bir karaktere acayip bir derinlik katabiliyor da, elinde usakligil'in eseri gibi muhtesem bir malzeme olan yazarlar bihter'i nasil da goz gore gore hasat edebiliyor... e bu da bir marifet. bravo.

    bu arada mad men'deki butun detaylara olan obsesiflik dozundaki ilgisinin yaninda spoiler sevmeyen, vermeyen, esirgeyen bir adam bu weiner. ben de spoiler okumaktan imtina edenlerdenim normalde ama mad men'in 4.sezon promo videolari bile 3. sezon goruntulerinden olusuyor yahu. bu kadar gaddarlik, ketumluk olur mu?
  • televizyon tarihindeki en muhteşem derinlikteki eserlerde parmağı olan kişi. hatta yaratıcısı yani öyle parmak falan değil sadece. (bkz: the sopranos) (bkz: mad men) haa tabii david chasei unutmamak lazım the sopranos'un asıl yaratıcısı olduğundan. türkiye'de böyle televizyon yapımcıları senaristleri olsa bizim de emimiz bizim de goldın gılobumuz olurdu ama yok. hadi biz olalım.
  • kariyerinin başlangıcını karanlık zamanlar olarak nitelendiren ünlü drama yazarı, yönetmeni ve de yapımcısı. genelde bize kazandırdığı iki baş yapıttan bahsedilmiş ama ben bu entry'mde biraz daha kendisinden ve nasıl buralara geldiğinden bahsedeceğim; zira kendisi bu günlere pek kolay gelmemiş.

    liseden sonra university of southern california sinema bölümüne giren weiner burada yazmaya başlıyor ilk anlatılarını. okulun düzenlediği bir çok yarışmaya katılıyor fakat hiç birinde yazıları beğenilmiyor. bu olumsuzlukların üstüne belgesel işine girmeye karar veriyor, ama maalesef okul bittikten sonra 3 ay boyunca hiç bir iş teklifi alamayarak yine hüsrana uğruyor. ondan sonraki 3 yıl boyunca evde takılıp spec scripts'ler yazarak zaman geçiriyor ve bu süre zarfında mimar olan eşi linda ailenin geçimini sağlıyor. gösteri dünyasını o kadar içine girilemez olarak görüyor ki en sonunda yazmayı bırakıp ve bütün gününü televizyon karşısında yatarak geçirmeye başlıyor. bu sıralarda az daha bacanağının yanında, havaalanında işe girecekmiş ki çok şükür böyle bir şey olmamış.

    sonra bir gün clerks adlı düşük bütçeli bir filmden ilham alarak kendi bağımsız filmini yapmaya karar veriyor. film başarısız bir senaryo yazarını yani kendisini anlatıyordu. filmde kendi eşini, arabasını ve evini kısaca sadece kendi imkanlarını kullanan weiner daha sonra bu filmi dönüşümsel bir deneyim olarak nitelendirecekti.

    şansının dönmeye başlayacağı günler ise liseden bir arkadaşının bir deneme yayını için punch-up ‘a ihtiyacı olmasıyla başlıyor ve weiner’a ulaşıyor bunun için. burada punch-up bir grup yazarın bir senaryoyu daha komik hala getirmek için uğraştıkları bir terim anladığım kadarıyla. hatta o kadar ki weiner bile böyle bir mesleğin olduğunu ilk defa o zaman öğrenerek işe gidiyor. burada yaptığı çalışmalarla göz dolduran weiner deneme yayının sonuna kadar 600 dolar karşılığı ilk iş teklifini alıyor.* komedi üzerinde çalışmaya devam ederken bile aklında sürekli kendi eserini yaratma fikri olan weiner mad men’in temellerini bu zamanlarda atar. iş saatleri dışında tüm vaktini reklamcılık üzerine araştırmalar yaparak geçiren weiner neredeyse ailesiyle hiç zaman geçirmez. ve bu durumu bir metrese sahip olmaya benzetir.

    mad men adı altında yarattığı yapıtın çok özel olduğunu hisseden weiner senaryoyu tamamlar tamamlamaz gönderebileceği tüm ajanslara gönderir. ajansların neredeyse hepsinden olumsuz eleştiriler alsa da pes etmez ve bu azmi senaryoyu the sopranos’un yaratıcısı david chase’in eline kadar geçirir. david chase senaryoyu o kadar beğenir ki weiner’ı işe alır hemen. hatta weiner’ın ifadesine göre david chase, weiner’a seni kovsam bile bu projeyi hayata geçirmen için sana yardım edeceğim der ve sözünün arkasında durup senaryoyu hbo’ya verir. fakat ne yazık ki hbo o sıralar dönem dizisi çekmek istemediği için senaryoyu pas geçer. weiner da bu süre zarfında boş durmayarak senaryosunu showtime, lionsgate, sony, fx gibi büyük ajanslara yollar fakat hepsinden boynu bükük ayrılır. mad men projesi bu şekilde 4 yıl boyunca tenis topu gibi bir oraya bir buraya savrulur, taa ki senaryonun yeni bir şeyler yapmak isteyen amc’ye ulaşmasına kadar. amc'nin projeyi hayata geçirmeye karar vermesiyle birlikte hayatının projesini yürütme fırsatını yakalayan olan weiner çok heyecanlanır. fakat o sıralar tabiri caizse kimse amc’yi gösteri dünyasında adamdan saymıyordu ve herkes weiner’a ne kadar üzüldüklerini belirten cümleler sarf ediyordu. fakat weiner ve bir kaç kişi haricinde kimsenin tahmin etmediği ihtimal gerçekleşecek ve amc tüm ipleri weiner’a vererek dört altın küre ve on beş emmy ödülü'nün de aralarında olduğu çok sayıda ödül kazanan mad men efsanesinin doğuşuna ön ayak olacaktı. mad men yayınlanıncaya kadarki 7 sene boyunca her gün sanki yarın hayali gerçekleşecekmişcesine çalışan weiner sonunda yaşaması gereken kadere sahip olacaktı.

    hepsi ve daha fazlasını buradaki yazıda bulabilirsiniz, ben dilim döndüğünce sade tutarak çevirmeye çalıştım.
  • hakkında uzun uzun yazılar yazmak gerekli aslında fakat başlıkta görülebilicegi üzere zaten yazılmıs , bu sebeple bana sadece kelinden öpüyorum wiener demek düşer.
    (bkz: mad men) gibi bir başyapıt için dünya kendisine ne kadar teşekkür etse azdır.
  • inanılmaz yetenekli bir adam. (bkz: the romanoffs)