şükela:  tümü | bugün
  • daha komiği a haber'in bunu kötü birşeymiş gibi lanse etmesidir.

    şöyle açık seçik tartışma görmeyeli herhalde bir 15 sene oldu bu ülkede.
  • yorumları okuyunca aydınnandım. allah reyisten rağzı olsun. meyer herşey çok iyimiş, ben dayil, insanımınz nonkürmüş.
    teşekkürler akpardi seçmeni, özür dilerim reyis.

    --- spoiler ---

    "tebrik. ederim. mesut. bey. bende. aynı. düşüncede. idim. bunları. iktidarda. olduğu. zaman. vatandaş. aç. geziyordu. hatta. ben. bile. aç. gezdim. her. şeye. haftada. zam. koyarlardı. hiç. düşünmezlerdi..."
    --- spoiler ---

    evet.bacım.şimdi.heç. zam.yoh.herşey.çoh.eyi.allah.razı.olsun.

    ---------------

    --- spoiler ---

    "bunlarin yaptiklari borc paketlerini reyis ustlerinde patlati halende patlatiyor nerde bunlara oyveren cahiler bu ulkede su parasi veremeyen tansu ermeni togumu kocasinin yabanci devletlete turkiyemin parasini aktirmistir"
    --- spoiler ---

    dış mihraklar lobiler filan yok muymuş o zaman? allah allah... bir de bunlara oy veren cahiller konuştukları dili yazamıyorlardı. hey gidi. şimdi var mı o cehalet?
  • siyaset kurumunun sadece bugün değil geçmişte de basiretsiz olduğunu gösteren tartışmadır. tabii ki iki liderin bütçe konusunda hakaretten uzak bir üslupla millet önünde tartışmaları çok güzel. günümüzde siyasetçiler bu tartışmalardan bile kaçar oldular. ne var ki çiller ve yılmaz'ın tartışması ne kadar güzelse tartışmanın içeriği de o kadar rezalet.

    bakın o masada oturanlardan biri ekonomi profesörü diğeri yüksek lisanslı bir maliyeci. bu insanlar siyasete güya millete hizmet için girmişler ancak tek dertlerinin kendilerini kurtarmak olduğu yüzlerinden okunuyor. çiller çıkmış kekeleyerek temeli atılan havaalanı sayıyor. yılmaz ise çiller'in güvensiz tavrını fırsata çevirmeye çalışıyor. yani bu mürekkep yalamış insanların vizyonları içler acısı.

    şimdi burada şu tespiti yapmamız gerek. halk bu akademik kariyeri parlak ama başarısız siyasetçileri gördü. haliyle bugün o isimler kadar liyakat sahibi gözükmeyen birine gösterilen teveccühün ardında bu başarısız siyasetçilerin ülkeyi getirdiği noktanın da payı var.

    ancak burada yanlış bir algı var kuşkusuz. aslında sorun çiller'in veya yılmaz'ın iyi eğitimli olmaları değildi. gayet tabii ülkenin başına iyi eğitimli insanlar gelmelidir. kaldı ki akp'nin de bilhassa ilk dönemindeki bakan kadrolarına bakarsanız eğitim seviyesi gayet iyi düzeydedir. onu bırakın daha 1,5 sene önce bu ülkenin başbakanlık koltuğunda bir profesör oturuyordu. peki o başarılı bir siyasetçi miydi? hayır, ülkeye hiçbir faydası dokunmayan, siyasi bir talihsizlik örneğinin tekiydi.

    şimdi bu iyi eğitimli kötü siyasetçiler meselesinde olay eğitimde değil siyasetçilerin bulunduğu mahallede aslında. bu siyasetçiler geleneksel sağ cenahın temsilcileri. tamam sağ-sol kavramları demode hale gelmiş olabilir ancak bu sağ siyasetin geleneğinde iki yüzlülük ve halkı sömürme çabası var.

    bunun nedenleri uzunca irdelenmeli kuşkusuz ancak bu millet en büyük hatasını bu mahallenin siyasetçilerinden kurtulamamakla yaptı. aynı mahallenin okumuşunu attı bu sefer sanki bir şeyler değişecekmiş gibi okumamışını aldı ve ona da sıkı sıkı bağlandı. çünkü kendisini onda buldu ve sanki öncekiler onu sömürüyormuş da bu seferki onu göklere çıkarıyormuş hissine kapıldı. bu hisse nasıl kapıldığı da başka bir yazının konusu ancak sadece türban ve imam hatip meseleleri bile buna büyük katkı sağladı diyebilirim.

    bu arada sağ mahalle dediğim çevrenin insanları aynı yaşam tarzına sahip insanlar değiller yanlış anlaşılmasın. şimdi tansu çiller ile recep tayyip erdoğan'ın aynı hayat görüşüne sahip olmaları mümkün mü mesela? değil kuşkusuz. ancak bu isimlerin siyasi mahalleleri ortak. yani siyasi perspektifleri ortak. siyasi yöntemlerinde bazı farklılıklar olabilir ancak halka hükmetme matematikleri ortak.

    tabii tayyip erdoğan tüm sağ cenah siyasetçilerinin ötesinde ayrıca incelenmesi gereken bir siyasi figür. halk tarafından bu kadar ilgi görmesinin dinamikleri üzerine çok konuşmak gerekir ama yeri burası değil.

    biraz dağınık bir anlatım oldu belki ama neticede milletin tercihlerini gözden geçirmesi artık bir zorunluluktur. tabii bunu mantık süzgecinden geçirebilecek kaç seçmen var o tartışılır ancak sağ cenahın sinsi siyasetçilerinden sol cenahın siyasetçilerine geçmekte yarar vardır. bakın bu kesin tutacak bir formüldür demiyorum. bana ecevit başarısızdı, inönü şöyleydi, baykal böyleydi de diyebilirsiniz. ancak benim size bütün bunlarla ilgili söyleyebileceğim tek şey klasik anlamda sol partilerin bu ülkede doğru düzgün iktidar olamadığı gerçeğidir.

    size basit bir soru soruyorum 2002 yılında iktidara chp gelseydi ve 15 yıldır iktidarda olsaydı bugünden daha ileride mi olurduk yoksa daha geride mi? akp partizanları bu soruya kesin geride olurduk diyebilirler ancak ben de partizanlık yapmadan mantığımı kullanarak diyorum ki bu chp potansiyelinin çok altında da olsa kötü yönetiliyor da olsa bugün bizi daha ileriye taşırdı. en azından daha özgür bir ülke olurduk.

    şunu açık yüreklilikle söylemeliyim derdim sizinkiler yönetmesin de bizimkiler yönetsin sığlığına düşmek değil. buyursun ülkeyi çağdaş uygarlık seviyesine çıkaracak bir muhafazakar siyasetçi yönetsin. ancak bugüne kadarki pratik gösteriyor ki ne siyasal islamcı ne merkez sağcı ne de liberal siyasetçilerden bu ülkeye bir hayır gelmedi ve emin olun bu ülkenin bir 10-20 yıl daha "şu ile havaalanı açtık, şu ile yol-köprü yaptık" teraneleriyle zaman kaybetme lüksü yok.

    dilerim gelecek tüm milletimiz için güzel gelişmelere gebedir.
  • o değilde mesut yılmaz ne güzel muhalefet yapıyormuş.

    nerde o eski muhalefetler?