şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tck 426)
  • "müstehcenlik" hakkında kafanızda bir tanım veya verebileceğiniz bir örnek varsa eklemekten çekinmeyin, diyor sözlük. sözlük bir tanım veya örnek beklerken, türk ceza kanunu, hiçbir tanım veya örnek vermeden "müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır" diyor.

    bir yasa metninden "ulan ben şimdi bu suçu işledim mi işlemedim mi" sorusuna cevap çıkaramıyorsanız, bakılması gereken yer, kanunun gerekçesi. buna göre 226/2'nin gerekçesinde yazan şu: "normatif bir unsur niteliğini taşıyan müstehcenlik kavramının içeriğinin belirlenmesinde, toplumda egemen olan değer ölçüleri ve 225. maddenin gerekçesinde hayasızca hareketler kavramına yönelik olarak yapılan açıklamalar, göz önünde bulundurulmalıdır”

    dönüp bakıyoruz hayasızca hareketleri konu alan 225. maddenin gerekçesine, diyor ki: "toplumun sahip bulunduğu ortak edep (ar ve haya) duygularının, edep törelerinin ihlâli, incitilmesi ve her ne suretle olursa olsun edep ve ahlâk temizliğine alenen saldırı niteliği taşıyan hareketler, tutum ve davranışlar ve takınılan durumlar suç olarak tanımlanmıştır. bu hükme göre, genel olarak edep ve iffete saldırı niteliği taşıyan davranışlar, suç oluşturmaktadır. böylece, halkın ar ve haya duygularının, toplumun ortak edep ve ahlâk temizliğinin korunması amaçlanmıştır. bu suretle toplum kültürünün önemli bir kısmını oluşturan edep, iffet, ar ve haya duyguları, edep töreleri korunmakta ve bu değerlere saldırı niteliği taşıyan hareketler yasaklanmaktadır."

    gördüğünüz 226. madde gerekçesinde müstehcenliğin normatif bir unsur taşıdığı kabul edilmiş. yani kuraldan, dolayısı ile kural koyucudan gelen, yani aslında olan değil olması istenen, bundan dolayı nesnel değil öznel diyebileceğimiz. bu durumda en yalın haliyle kime göre neye göre diye sormak gerekir, müstehcenliğin normatifliğini kime göre neye göre belirleyeceğiz? can ve mal güvenliğinden bahsetmiyoruz ki. böylesi göreceli bir konuda nereye kadar normatif olmalıyız ve normatifliğimiz ile demokratikliğimiz aynı fidan da güller açan dallar olarak kalabilir mi?

    ceza kanununun ilgili maddelerinin gerekçesinden hareketle başa dönersek ve bir müstehcenlik tanımı çıkarmak için zorlarsak şunu söyleyebiliriz: müstehcenlik, toplumda egemen olan değer ölçüleri ile ortak edep ve ahlak duygularının incitilmesidir. sadece bu tanımda kullanılan egemen, değer, edep, ahlak kavramları bile üzerinde sonsuz tartışmalara girilebilecek kavramlarken, bunların ihlali anlamına gelen müstehcenliği herkes için kabul edilebilir bir formata sokamak mümkün değil.

    bu akşam milyonlarca kişi aşk-ı memnu'yu izledi. hem de öncesinde büyük bir merakla bekledi. sokakta on kişiye sorsanız sekizinden "örf ve adetlerimize hiç yakışmayan bir dizi" cevabını alacaksınız. ama bunu söyleyen de izlemeye devam ediyor. zira o da normatif olarak bu dizinin örf ve adetlerimize yakışmaması gerektiğine inanmış ya da inandırılmış. ve tabi bir de riyakar. gayet de bayıla bayıla izliyor, ama numara yapıyor. zaten toplumlarının en riyakar olduğu konular bu edep, namus konularıdır.

    yani demem o ki eğer, kendini dayatmıyorsan, dikta değilsen, kabul etmelisin ki müstehcenlik hususunda bir anlayış birliği yoktur. dolayısı ile öyle kolay kolay müstehcen bu diyerek sözü, yazıyı, görüntüyü yasaklayamazın. yasaklamamalısın.
  • türkiye'deki internete ve diğer medya iletişim organlarına uygulanmaya çalışılan / uygulanan sansürün sebeplerinden biri. örn. ihbar web

    tdk'da müstehcen kelimesi "açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız." olarak tanımlanıyor. bu tanımda esas nokta olan edep yine tdk'da "toplum töresine uygun davranma. iyi ahlak, incelik, terbiye." şeklinde tanımlanır. yani ahlak üzerinde temellenir müstehcenlik. ahlak, etik teorisinde, kişi ve gruplar bazında değerlendirilir, ahlakın genelleştirilemeyeceğinden, evrensel ahlakın olamayacağından bahsedilir. ülkesel bazda bazı kriterler genelleştirilebilse de bir ülkede yaşayan insanların tümünü kapsayacak bir ahlak kodundan da aynı şekilde bahsedilemez.

    bu yüzden diğer nedenlerle karşılaştırıldığında müstehcenlik yoruma en açık olan, standartsız ve keyfi sansürü devletin memurlarının iki dudağı arasına kadar indirgeyen sansür kriteridir. gazetelerdeki haftanın güzeli köşesi, autoshow'da bazı mankenlerin göründüğü resimler, ajans katalogları, moda çekimlerinin barındığı siteler, iç çamaşırı, mayo siteleri ve bunların ilanları vs. vs. istediğinizi ekleyebilirsiniz. her biri bazı kesimler/kişiler tarafından nasılsa ki müstehcen olarak nitelendirilebilir. aynı şekilde devletin bu sitelere, medya organlarına erişimi yasaklaması/sınırlandırması da görevlendirdiği kişilerin ahlak anlayışının ne olduğuna bağlıdır.

    böyle birşeyin devlet eliyle yapılması o devletin daha tutarlı kanun yapmaktan bile aciz olduğunu gösterir.

    (bkz: tbmm hariç de)
  • internet sitesi veya tv kanalı, radyo programı yasaklamaktan tutun da, parkta sevgilisiyle oturan insanı taciz etmeye, otobüsteki insanı otobüsten inmeye zorlamaya, polisler uygun gördüğünde insanı göz altına almaya kadar değişik bir yelpazede insanların hayatlarını kısıtlamakta kullanılan katalog bir suç*.

    ülkemizde müstehcenlik, güya gençlerin fiziksel ve ahlaki gelişimini korumak amacıyla suç sayılır ve cezalandırılır. oysa amaç, güçlü kalabalığın kendi uygun gördüğü yaşam biçimini diğer insanlara dayatmasından ibarettir.

    müstehcenliğin, operasyonel, sağı solu belli bir tanımı yoktur. yedi iklim dört mevsim geçerli kuralları da yoktur. insanların müstehcelik eşiği de değişir. bazılarının müstehcen bulmadığı şeyleri başka bir kitle rahatsız edici ölçüde müstehcen bulabilir. yasaları yorumlayıp polis diğer yürütme kurumları gücüyle kendi dediklerini dayatabilecek güçte olanların müstehcenlik eşiği düşük olduğunda, yönetim baskıcı bir hal alır. o yüzden yönetimdekilerin müstehcelik eşiği çok önemlidir. bugün bir gazete haberinden yök başkanı yusuf ziya özcan'ın müstehcelik eşiğini görmek imkanı bulduk. adamcağızın müstehcen bulduğu heykele bakmanızı rica ediyorum. buyrun: http://i.milliyet.com.tr/…/24/fft191_mf1368682.jpeg

    interneti, tv kanallarını, radyoları, sokaktaki hayatı denetleme, yasaklama, cezalandırma yetkisine ve gücüne sahip olanlar, bu kafanın adamları. çok güzel bir ülkede yaşıyoruz, çok.
  • cinsel duyguları açığa çıkaran açık saçık ve yakışıksız görüntülerdir. tck 226 ya göre suçtur. sadece bilim va sanat eserlerinde obje olarak çocuk olmadığı sürece serbesttir.
  • [otele gelmeden önce çok cazip, heyecan verici aynı zamanda da tiksindiriciydi, otelin içinde de farklı değildi. sabaha doğru karlsbrücke üzerinden eve yürürken hava hala sıcak ve güzeldi, mutluydum çünkü sürekli keder içinde olan vücudum en sonunda biraz huzur bulmuştu*, ayrıca bütün bu olan biten göründüğü kadar tiksindirici de değildi. sanırım iki gece sonra kızla tekrar buluştum, ilk seferki gibi her şey aynen tekrarlandı, ama hemen akabinde yaz tatili için ayrılmak durumunda kaldım. kasabada bir kızla arkadaşlık edip zaman geçirince prag'daki tezgahtar kızın yüzüne bir daha bakamadım, onunla bir daha hiç konuşmadım, benim can düşmanım olmuştu (sadece benim açımdan), aslında sevecen ve iyi huylu bir kızdı. neler olduğunu anlamayarak gözleriyle beni takip ediyordu. kızın otelde belli belirsiz çirkin bir hareket yapmasına (sözünü etmeye değecek bir şey değil) rağmen düşmanlığımın tek nedeninin bu olduğunu söylemek istemiyorum (aslında tek nedenin bu olmadığına eminim) ama bunlar hafızama kazındı. o an bunların hiç aklımdan çıkmayacağının farkındaydım ve aynı zamanda kalbimin derinliklerinde bu çirkinlik ve müstehcenliğin dünyanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu, (kızın belli belirsiz bir hareketine ve önemsiz bir sözüyle) beni bu kadar büyük bir güçle otele sürükleyen şeyin tamamıyla bu çirkinlik ve müstehcenlik olduğunu anladım ya da anladığımı sandım, aksi takdirde kalan tüm gücümle buna karşı koyardım.] franz kafka - briefe an milena (bkz: et pazarı/@ibisile)

    (bkz: müstehcen/@ibisile)