şükela:  tümü | bugün
  • söz: yusuf hayaloğlu
    müzik: ahmet kaya

    üstüm başım toz içinde
    önüm arkam pus içinde
    sakallarım pas içinde
    siz benim nasıl yandığımı
    nerden bileceksiniz.

    bir fidandım derildim
    fırtınaydım duruldum
    yoruldum, çok yoruldum
    siz benim neler çektiğimi
    nerden bileceksiniz.

    taş duvarlar yıkıp geldim
    demirleri söküp geldim
    hayatımı yıkıp geldim
    siz benim neden kaçtığımı
    nerden bileceksiniz.

    gökte yıldız kayar şimdi
    annem beni anar şimdi
    sevdiğim var kanar şimdi
    siz benim niye içtiğimi
    nerden bileceksiniz.

    bir pınardım kan oldum
    yol kenarı han oldum
    yanıldım, ah! ziyan oldum
    siz benim neden sustuğumu
    nerden bileceksiniz.

    ben ardımda yaş bıraktım
    ağlayan bir eş bıraktım
    sol yanımı boş bıraktım, hey!
    siz benim kime küstüğümü
    nerden bileceksiniz.
  • kısacık bir cümleye yedirilmiş ayrıntıların şarkısı..ahmet kaya söyler..
  • içe kapanmış, hayata küsmüş, herkesten ve her şeyden nefret ediyorum mode on bir şekilde dinlendiğinde adamı darmadağan ettiği kadar gaza da getiren, nefretinizin şiddetini artıran, ahmet kaya'dan başkası bunu daha iyi söyleyemezdi dedirten, yalnızlığınızı, kimsenin sizi anlayamayışını en iyi anlatabilen şarkı.
  • efkar şarkısı
  • yusuf hayaloğlu'nun yazmış olduğu mükemmel sözlere ahmet kayanın sesi eklenince, dinlediğiniz anda kendinizi bir duvardan öbür duvara çarpmanıza sebep olan şarkısı. her dinlediğimde o dört duvarın içindeki hıçkırığı diye bir mısra daha eklediğim şarkıdırda...
  • yanimdan gelip geçen,selam verip selamini aldigim,iki kelam laf ettigim,güldügüm tek boyutlu kalpler:üstüne sis çökmüs gri renkli bir kalabalikta tek basina bir kirmiziyim,her an kaniyorum,kimse bilmiyor.görmesinler diye sakliyorum yarami,görenlere dil döküyorum anlamiyorlar,kendi kendime susuyorum,irmaklar tasiyordu bir zamanlar içimde,bir fidandim oysa eskiden,kuruyorum,bakiyorlar ama görmüyorlar,dinleseler de asla anlayamayacaklar. her bir cümlede birçok duyguyu,aciyi,gizliyi,sakliyi,anlatilamayani,baskalarinin anlamayacagini pat diye direk söyler adama.alakasiz bir yerde bambaska bir duyguyla dinlemeye basladiginiz bir sarki,hep ayni duyguyu birakarak sona erer."siz benim neden sustugumu nereden bileceksiniz?"
  • birşeylere yabancılaşıyoruz.her gün yeni birşey anlamını yitiriyor zihnimizde. çevremize, annemize, babamıza, dostumuza yerdeki bir çiçeğe, gözyaşına, kahkaya yabancılaşıyoruz. binbir maskesi olan birer tiyatro sanatçısı gibi oynuyoruz yaşamı. tiyatro bittiğinde, perde kapandığında boğaza takılan bir düğüm ve akmayı bekleyen ama bir türlü akmayan bir kaç damla gözyaşı bekliyor bizi. iletişim çağı denilen şu garip çağda sağır ve dilsizi oynamak yüreğimize tarifi zor bir acı veriyor. maskelerin yavaş yavaş biz olması ürkütüyor benliğimizi. işte o anda seyirciye sövercesine söylenen bir marş çıkıyor dudaklarımızın arasından. ya da duvara konması unutulan son bir tuğla...nereden bileceksiniz...
  • genellikle kur'ân-ı kerîm meallerinde "ve mâ edrâke" 'nin meali için "nereden bileceksin" yazarlar.
  • güzel bir ahmet kaya şarkısıdır.severim şahsen...
  • bilemeyeceğini bildiğin insana -hafif de sırıtarak- sorulacak soruyu ad eylemiş şarkı...

    siz benim niye içtiğimi
    nerden bileceksiniz...

    vay vay vay, hımm...