şükela:  tümü | bugün
  • besteci : irfan özbakir
    söz yazarı : mehmet erbulan

    omrumce hep adim adim
    her yerde seni aradim..
    ben kalbimden baska yerde
    inan seni bulamadim..

    kenarlarda koselerde kadehlerde siselerde
    ben kalmbimden baska yerde
    inan seni bulamadim..
  • rast makamindan, duyek usulunden diye de ekleyelim
  • "ömrümce hep adım adım
    heryerde seni aradım...

    diye başladı söylemeye elinde eski zaman mikrafonlarından... saçları önüne düşmüş bir dertli pavyon şarkıcısı... gözlerindeki fer bulunamamış çok uzun zamandır. simsiyah boyanmış gözlerinin altındaki yeşili secemeyecek kadar kısık gözlerle yerlerde dolaşır bakışları... ve kimbilir neler arar, neler gecer o sarhoş gözlerinin önünden... ne aşk yaşamış ki böyesine vurmuş kendini bu iç acıtan sözlere...
    "kenarlarda köşelerde
    kadehlerde şişelerde!"

    bulamamış... bulunamamış.. kaybolmuş bir aşk hikayesinin artık yaş kalmamış, pırıltısını diğer eksilen gözlerde bırakmış bir yürek... söyledikçe yükseliyor sesi, yankılanıyor karanlık masalardaki kulaklarda... masalardakiler kadeh tokuşturuyor, alt dudaklarını düşürüp hafif bir baş sallamasıyla. kim bilir belki zamanında onların yaşamışlığı vardı böyle bir aşkı..

    ve şimdi onlar da bu efkarı alıp takmışlardı gözlerine. kimileri gözlerindeki damlaları gizlemeye çalışır, kimi efkarla vurur rakı kadehini masaya, kimi de susar sadece, sadece bakar kadına... düşünür.. kim bilir ne kadar güzeldi gencliğinde. ve kimbilir ne kadar büyük bir aşk yaşamıştı ki bir türlü toparlayamamıştı kendini.. elindeki içki kadehi ise en büyük habercisiydi, kadehlerde bulunamayan büyük aşkının...

    mekanın karanlığı çökerken tüm çehrelere, arada yansıyan, sahnenin renkli spotu dolaşır ertafta.. bir mor, bir kırmızı olur çehreler bazen... ama yürek aynıdır, ateş düşmüştür bir kere içe, ne ışık versen olmaz...

    ben kalbimden başka yerde inan seni bulamadım...."
  • daha dün akşam kabataş'a inerken yolda birden aklıma geliveren ve sözlerini yarım yamalak hatırlamama rağmen bağıra çağıra söylemeye çalıştığım şarkıdır. kısmette bugün sol frame'de görmek varmış.
  • aksam gunesi camlardan los salona doldugu vakit nesrin sipahi'nin yorumuyla yalnizligi ve huznu pekistirendir. tek yaren, o an masada beyazlamaya hazir bir kadeh raki* olur, dinledikce basa donup bir daha dinleme istegi dolar ruha, kalbe...
    dil soyler ben kalbimden baska yerde inan seni bulamadim diye, hayat gecer, gider, biter...
  • mezesi rakı olası şarkı. şöyle kadehlerde ömürce aranana bir saygı duruşu gibi dinlenmeli. bir çeşit ritüel gibi. öncesinde de butun meyhanelerini dolastim istanbul un şahane bir girizgah olur. hani yakın ihtimalleri hep denemek ve bulamayacağını bilerek hali pür melalini son kertede ömrümce hep adım adım diye kendini bırakıp üzgün ve parıltısız gözlerle anlatmak, klasik türk müziğinin o aşkın tarafını da bir yanınızda hissede hissede.
  • zeki müren'den dinlenilesi sanat eseri. kanın kılcallar aracılığıyla tüm vücuda dağıtımı gibi, alkolün de tüm vücüda tesir edecek şekilde dağılmasına sebep olur, yüreği titretir zeki müren versiyonu.
  • ah çektiren, insanların değerli olduğu o güzelim eski zamanlarda, gerçek aşklarda yaşama isteği yaratan şarkıdır. öyle içlendirir ki insanı daldırdığı hayallerin güzelliğinin yarattığı tebessüm ve elde edilemeyişinin yarattığı hüzün silinmez insanın yüzünden uzuun bir süre.
  • zeki müren'in muhteşem söylediği eser.
    hele bir de "kenarlarda, köşelerde, kadehlerde, şişelerde" derken öyle bir söylüyor ki, adamı resmen uçuruyor.
    helal olsun be üstat. sanatçı dediğin böyle güzel olur.
  • -dip köşe temizlik yaptım inan seni bulamadım...