şükela:  tümü | bugün
  • dogan medya grubugibi bir sirkette tekelde yazan gazateci ve yazarlarin bulundugu gazete olan radikali okuyup, saat basi verdigi türkiyeden haberler disinda tamamen amerikan kültürünü enjekte etmeye calisan bir tv kanali cnbc e yi izlemek kaliteli yasam ise ben kaliteli yasamak istemiyorum.
  • hakikaten yani boylesi bir ofkeyi hakedecek insanlardir.
    barlara gidip koltukaltlarindan bir radikal firlatirlar havaya, ve de kizlara goz kirparken bir yandan seslenirler "ben cnbce de izliyorum, bebek!". tabi ki "ben cnbce izliyorum" tisortuyle gezmeyen yoktur bu adamlar arasinda.

    hangi fantazi bir insani izledigi kanaldan oturu yargilamaya varacak kadar ileri gidebilir ki? kime ne ki kimin ne izlediginden? insanlarin kisisel secimidir ne izleyecegi, ne izlemeyecegi.

    sonuna "kaliteli yasiyorum" gibi uydurma bir tespit takarak insanlari soylemedikleri seylerle asagilamak oldukca ilginc bir ozelliktir suphesiz.
  • cem yılmazın uzun zamandır gösterilerinde kullandığı, discovery seyredip caz dinliyorum cümlesine benzeyen cümle.
  • bu eylemleri gerçekleştiren insanlara ait olmayan bir slogandır. kaliteli yaşamak kavramı subjektif olduğundan dolayı zaten kimsenin tekelinde olamayacağı açıktır. bütün bunların yanında hepsi birbirinden ayrı iradelerle hareket eden bu insanlar, muhtelif kanallarda yayınlanan ibo show, gurbet kadını, çocuklar duymasın, gelinim kaynanam gibi programları seyretmek yerine seinfeld, married with children, 24, csi:ny, six feet under gibi kaliteli yapımları tercih eden insanlardır. ama bu tercih onları diğerlerinden daha kaliteli yapmaz.

    yine aynı insanlar filmleri orjinal dillerinde izlemek istediklerinden de bu seçimi yapıyor olabilirler. muhtelif kanallarda filmler istisnasız dublajlı yayınlandığından filmin ruhunu kaybetmek istemiyorlardır belki dublaj yüzünden. zaten bağımsız filmlerde pek yayınlanmaz diğer kanallarda. bu insanlar ayrıca ntv, cnntürk, cnn ve bbc izliyor da olabilirler ve internetin de yaygınlaşmasıyla artık kendilerine sunulan her saçmasapan dizi, haber ya da programı seyretmek zorunda olmadıklarını ve seçim yapabileceklerini öğrenmişlerdir. böylece avrupa yakası gibi başarılı bir sit-com başladığında bunu diğer ucuz sit-comlardan çabucak ayırt edebilirler. ama alacakaranlık gibi türk televizyonculuğunun zirve noktalarında bir dizi, uğur yücel, tuncel kurtiz gibi tv'de yer alması bile bir lütuf olan insanları yok sayarak ansızın yayından kaldırılırsa, yine cnbce izlemek zorunda kalırlar. gazetelerdeki içiboş habercilik anlayışı da bunun bir yansımasıdır.

    tabi yukarıda bahsedilen ve diğerlerinden daha kaliteli ya da daha kültürlü diye genellenemeyecek bu insan grubu bütün bunları yapmak yerine televizyonunu kapatıp, gazetesini bir kenara bıraktıktan sonra, işe yarar bir şeyler okusa ya da kendi seçtiği filmleri seyretse ya da bir enstruman falan çalsa insanlığa çok daha yararlı bir grup olur, o ayrı konu...
  • adı (bkz: radikal) olan bir gazeteyi okuduğunuzda ne herkesten daha radikal, ne herkesten daha kültürlü, ne herkesten daha açık fikirli olmuş olmuyorsunuz. sadece bir gazete okuyucusu oluyorsunuz. sadece bir gazete okuyucusu olarak bile bu ülkede aslında farklı oluyorsunuz, çünkü okumayı muteber görmeyen bir ülkenin vatandaşıyız. radikal, (bkz: hürriyet,) (bkz: posta), (bkz: milliyet): bu dört gazetenin ortak noktası aynı yayın grubuna ait olmalarıdır. bu tıpkı bir süt firmasının tam yağlı, light, yüksek kalsiyum katkılı ürünler sunması gibi bir durumdur. sonuçta hangi ürünü seçerseniz seçin, aslında aynı firmanın ürününü kullanmış olursunuz. aynı gruba ait dört "farklı" gazete, ne kadar "farklı" olabilirse, siz de onlardan herhangi birini okuduğunuzda o kadar "farklı" sayılabilirsiniz. görünüşte dört farklı "duruş" sözkonusuymuşcasına olsa da, aynı grubun "dört farklı duruş" sergileyebilmesi bile yeterince sorgulanma konusudur.

    ama siz yine de istiyorsanız cnbc-e izleyin, radikal okuyun. okumak iyi olduğu, program "seçmek" iyi olduğu için.
  • hayatı -mış gibi yaşayan, akvaryum balıklarının cümlesi...