şükela:  tümü | bugün
  • cemil meriç'e göre ilk sosyolog ve ilk sosyalist. agust comte'un hocası. ama comte ihanet etmiş ona. reddetmiş onun kendi üzerindeki emeğini. positivizm terimini de ilk kez kullanan bu saygın organizmadır.
  • soylu olması ilginçtir. ( ->ilk sosyalist)
  • saint simon, august comte'un hocasidir, ve bircok bakimdan sosyolojinin asıl kurucusudur. comte gibi bir pozitivisttir. bilimler hiyerarşisi (basitten karmaşığa astronomi, fizik, kimya, biyoloji ve sosyoloji olarak gider) comte'dan önce kuran kişidir. comte'la birlikte çalışırlar ve aslında avasas'ın yazdığı gibi comte ona ihanet etmez, ancak o çalışmalarına ve makalelerine sadece kendi adını yazmaya başlar. august comte ile aralarının açılmasının sebebi budur. zaten bu dargınlıkan bir iki sene sonra da ölür saint simon.
    sosyal olguların pozitif bilimler gibi incelenebilecegini göstermesi açısından önemlidir saint simon. ve saint simonun dusunsel yapısının oluşmasında fransız ihtilali son derece önemlidir. cunku simon'un kafasındaki asıl soru "toplumu bir arada nasıl tutarız" sorusudur. modernizmi ve toplumun gücünün önemini göstermesi onu sosyalist yapar mı bilemiyorum ancak comte'la beraber kurdukları yeni toplumu sosyologlar ve endüstiriciler (sanayiciler) yönetmeli, çünkü bu gruptan birisi toplumu değiştiriyor diğeri ise toplumu bir arada tutuyor fikri sosyalismden cok uzaktadır. ancak avrupa laisizminin ve materyalizminin oluşmasında son derece kritik bir isim olduğu bir gerçektir.
  • gelecekte yöneticilerin politikacılardan değil tek amaçları halkın günlük ihtiyacını karşılamak olan teknik elemanlardan olacağını ileri süren ilk kişidir.
    (bkz: teknokrasi)
  • the shinsın güzel bi sarkisi.
    after all these implements and text designed by intellects
    so vexed to find evidently there's just so much that hides
    and though the saints of us divine in ancient feeding lines
    their sentiment is just as hard to pluck from the vine

    i'm trying hard not to pretend
    allow myself no mock defense
    step into the night

    since i dont have the time nor mind to figure out
    the nursery rhymes that helped us out and make a sense of our lives
    the cruel uneventful state of apathy releases me
    i value them but i won't cry if the time was wiped out

    i'm trying hard not to give in
    battened down to fair the wind
    read my head, at least pretend
    allow myself no mock defense
    step into the night...

    mercy's eyes are blue
    when she places them in front of you
    nothing holds a roman candle to
    the solemn warmth you feel inside

    there's no measuring of it
    as nothing else is love

    i'll try hard not to give in
    battened down to fair the wind
    read my head, at least pretend
    allow myslef no mock defense
    step into the night...

    mercy's eyes are blue
    when she places them in front of you
    nothing really holds a candle to
    the solemn warmth you feel inside of you
  • tam adı henri de saint-simon. 1760-1825 yılları arasında dunyamızda at koşturmuştur (o yıllarda ne tren vardır daha, ne de otomobil). hıristiyan sosyalizminin kurucularından biridir. toplumsal örgütlenmenin bilim ışığında gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuş ve toplumsal mühendislik anlayışına öncülük etmiştir. pozitivizmin ve sosyolojinin kurucularından olan auguste comteu ve dolayısıyla osmanlı aydınlarını da etkilemiştir. kavalalı mehmet ali paşanın mısırda gerceklestirdiği reformlarda da saint simonun izleyicileri büyük bir rol oynamıştır. friedrich engels, daha sonra, saint simon, charles fourier ve robert oweni ütopik sosyalist olarak tanımlamıştır.
  • zamanında bu şahsın fikirlerini destekleyenler, insanların birbirine muhtaç olduğunu göstermek için sırttan düğmeli ceketler giyerlermiş
  • sosyalizmin olduğu kadar kapitalizmin de ideoloğu olarak görülen, hem pozitivizmin hem enternasyonalizmin hem de teknokratizmin öncüsü olan,ve toplum için newton dini ni öneren soylu(!) sosyolog
  • 1803 yılında, saint-simon'un kafasına şöyle bir düşünce takılır "bir anda fransa, devlet adamlarını, bütün
    aristokratlarını, bütün papazlarını, bütün mülk sahiplerini yitirse ne olur? fransa üzülür, oysa gene fransa'dır. ama bir anda elli fizikçiyi, elli kimyacıyı, elli fizyolojisti, elli demircilik atelyesi şefini, altı yüz çiftçiyi yitirse ne olur?
    fransa, fransa olmaktan çıkar. şu halde fransa'yı fransa eden insan, industrielle (sınai) insan'dır. oysa sınai
    insan, hiçbir zaman faiz ve kira almaz, emeğinin karşılığını alır. şu halde faiz ve kira, fransa'ya hiçbir yararı
    dokunmayanların, fransa'yı fransa edenleri sömürmelerini sağlamaktadır. insan, insanı sömüreceğine, planlı bir
    çalışmayla doğayı sömürmelidir. fransız ekonomicisi claude henri de rouvroy comte de saint-simon (1760-
    1825), idealist ve metafizik yapısına rağmen, toplumsal evrimi, sınıf mücadelesinin bu toplumsal evrimin itici gücü
    olduğunu ve sınıf farklarının da özel mülkiyetten doğduğunu açıklamıştır.
    toplumun kendi çağındaki yapısı ve geleceğin sanayi toplumunun nasıl kurulacağı üstünde, ütopik ama ilginç düşünceler ileri sürmüştür. bilimsel olarak olumlu bir toplum kurulması önerisi, o sıralarda ona katiplik etmekte olan geleceğin ünlü düşünürü auguste comte'u etkilemiştir. insanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kalkmalıdır, diyordu. ama bunu gerçekleştirmek için ilerisürdüğü öneriler bilimsellikten uzaktı. yeni platoncu bir seçkinler yönetimi anlayışıyla toplumun endüstriyeller dediği işverenler, tüccarlar, bankerlerle birlikte işçileri de kapsayan karma bir sınıf tarafından yönetilmesini istiyordu.

    hıristiyanlığın hıristiyanlarca çoktan bırakılmış olan yoksulluk felsefesini, kendi deyimiyle en yoksul ve en kalabalık sınıfın kalkınmasına uyguluyor ve bunun yeni hıristiyanlıkla mümkün olabileceğini ilerisürüyordu. bu bakımdan saint-simonculuk, idealist sosyalizm ya da ülkücü sosyalizm adlarıyla da anılır. anamalcı müteşebbisin kar'ını haklı buluyor, ancak faiz ve rant'ın birer sömürü olduğunu söylüyordu. üretim araçlarının mülkiyetini kabul etmekte, ancak bunun yetkin ellerde toplanmasını istemekteydi. saint simonculuk akımında izdaşları onun bu düşüncesini doğru bulmayarak üretim araçları üstündeki özel mülkiyeti bütünüyle bir sömürü aracı saymışlardı.

    saint simonculuğa prodüktivizm de denir. çünkü üretim araçları üstünde organizatör otorite saydığı devlet bunları en verimli olanlara dağıtacaktır. saint-simon, böylelikle herkese yeteneğine göre ilkesini önermektedir. verimli üretimden herkes bu üretime katılmasıyla orantılı olan payını alacaktır. enfantin, bazard vb. gibi saint simoncular kimi yerde ustalarını eleştirmişler, kimi yerde de düşçülükte ustalarını kat kat geride bırakmışlardır. saint simoncular (fr. saint simoniens, al. saint simonisten, ing. saint simonians)'ın bu tutumları karşısında
    yaşamının son yıllarında saint-simon'un ben saint simoncu değilim diye bağırdığı söylenir. saint simon'un
    ölümünden sonra 1828 yılında saint simoncular dinsel bir mezhep gibi örgütlenmişler ve dinsel törenler
    düzenleyerek skandallar çıkarmışlardır. saint simon bütün ütopyacılığına rağmen çağını geniş çapta etkilemiş bir
    düşünürdür.

    engels onun için, "büyük fransız devrimi'ni soylular, burjuvalar ve yoksullar arasında geçen bir
    mücadele olarak görmek gerçekten dahiyane bir kavrayıştır. politikanın üretim biliminden başka bir şey olmadığını ve ilerde ekonominin içinde eriyeceğini görmüştü. onda, sonraki toplumcuların ilerisürdükleri düşüncelerin doğrudan doğruya ekonomik olan düşünceler dışında hemen tümünü içinde taşıyan dahiyane bir kavrayış genişliği vardı" der.(orhan hançerlioğlu, düşünce tarihi)
  • tanınmış sosyolog emile durkheim'e göre, saint-simon hem sosyolojinin hem de sosyalizmin kurucusu: saint-simon'un düşüncesi ondokuzuncu asırda gelişen bütün düşünce akımlarını kucaklayacak kadar girift. yeni bir tarihî metot, pozitif felsefe, sosyalizm... hepsini tek kelimede toplamıştı saint-simon: endüstriyalizm.
    (cemil meriç, saint-simon ilk sosyolog, ilk sosyalist s.67)