şükela:  tümü | bugün
  • galatasaray'ın amigosu
  • galatasarayın taliban kackını amigosu.
    amigo da degildir isin aslı. tıpkı muadili pepe metin gibi tezahurat olayından anlamaz ve hazzetmez, daha cok islamın aslanı bakışlarıyla nuris havasının sentezidir bu adamı anlatan.
    kombine uygulamasının basladıgı donemlerde bir cok gs macından once gs li bebelerden kombinelerini, dışarıda kalan taraftarları içeri almak, bahanesiyle toplamış ve geri vermemek icin turlu zorluklar cıkartmıştır.
    eski bir besiktaslı oldugu* rivayet edilen bu kardesimiz zannedersem ultrayaslan hareketinin basını alıp gitmesiyle bir emeklilik donemine girecektir. bakarsınız haznedarda kendine ait kahvehanede pepe metin ile okey bile oynarlar birgun.
  • galatasaray tribunlerinin lideri olan ki$i.*
  • (bkz: seboist)
  • ergun gürsoy ya da fatih akyel'den, galatasaray tribünlerindeki fatih aleyhtarlığını engellemesi için ciddi bir para aldığı iddia edilen amigo. son 31 ekim 2004 galatasaray akçaabat sebatspor maçında yürüyedur grubunu fatih'e küfrettikleri gerekçesiyle adamlarıyla saldırmıştur. yürüyedur farkını ortaya koyup tribünü terk etmiş, olayların büyümesini engellemiştir.
  • 17 mayis 2000 galatasaray arsenal macindan önce yaşanılanlarla ilgili hakkında yazılan bir yazı,

    maç öncesi mevzular ve sebahattin reis .. (17.01.2008)

    galatasaray - arsenal (mayıs 2000)

    maç için kopenhag'a avrupa'nın dört bir yanından türkler akıyordu, biz de gazeteci olarak orda yerimizi almıştık.
    maça daha 2 gün vardı, hatta futbolcular bile gelmemişti ama finalin bir ismi ingiliz diğeri ise türk olunca olay çıkmaması imkansızdı. biz de bu olayları takip edebilmek için kopenhag'a erken gitmiştik.

    15 mayıs : sabah erkenden çıkıp şehrin en büyük meydanı olan tivoli meydanı'na gitmiştik. her tarafta dostça görüntüler vardı. ingilizler ve bizimkiler beraber foto çektiriyordu ama bunlar maça aileleriyle gelmiş olanlardı. holiganları biraz araştırdığımızda gündüzleri dinlendiklerini geceleri ise içip olay çıkardıklarını öğrenmiştik.

    bizimkiler de ise leeds maçından dolayı galatasaray tribünün kalbi olarak adlandırılan tayfanin çok büyük bir kısmı gelememişti maça. sadece sebahattin ve birkaç arkadaşı gözümüze çarpıyordu istanbul'dan.

    ama ortalıkta almanya, hollanda gibi ülkelerden gelen ülkücü gençler vardı, gördüğümüz kadarıyla da sebahattin bu gençleri organize etmeye çalışıyordu... gece olduğunda bize gelen haberde meydana yakın bir barda olay çıktığı bildirildi. hemen oraya koştuk biz gittiğimizde polis olayları yatıştırmıştı. ingilizler barın içindeydi, türkler ise kapıda. polis kapıyı kapatmış bizimkileri içeri sokmuyordu.

    bir genç o sırada kapıya yaklaştı polise bir şeyler söyledi, tam dönerken koşarak kapıya bir tekme atti, tam o anda kapı açıldı ve ingilizler çekerek bizimkini içeriye aldı. barın dış kısmı full camdı. dışardaki türkler bu görüntünün ardında taşlarla camları kırıp içeri girdiler ve burdaki ingilizleri kötü benzettiler. bizimkiler çıktığında içerde bıçaklanmış bir ingiliz vardı.

    16 mayıs : gece yaşanan olaylardan dolayı iki taraf da grup şeklinde dolaşıyordu ve neredeyse her tarafta küçük olaylar oluyordu, ama bunlar 3-5 kişinin yaptığı kavgalardı.

    akşama do ğru yine bir kavga haberi geldi, bara gittiğimizde bir ingiliz hastaneye kaldırılıyordu. yine geç kalmıştık, olay çıkmış ve bizimkiler yine üstün gelmişti.

    17 mayıs : olayın kokusu burnumuza geliyordu. bugün kötü şeyler olacaktı. meydanda kameralarımızla bekliyorduk. meydan tamamiyle türklerle doluydu. 6-7 bin t ürk meydandaydı. her taraf sarı kırmızıydı. arada ingiliz de görüyorduk ama bunlar yaşı baya büyük ailelerdi.

    öğlene doğru bir haber geldi; ''500 civarı ingiliz meydana doğru geliyordu, ve bu sırada onları görmüştük, evet 500 kadarlardı ama yüzlerinden intikam okunuyordu. caddenin karşısına gelince durmuşlardı. meydanin o tarafina bakan kısmında bizim gençler toplanmaya başlamıştı. ellerinde kemer şişe hatta bıçak olanları vardı.

    tam bu sırada meydanin diğer tarafinda bir ses yükseldi. yaklaşık 500 kişilik bir ingiliz grup arkadan saldırmıştı; ''yeeeeeee...'' ... tam bu sırada cadde tarafındaki ingilizler de saldırıya geçti. bu saldırı karşısında bizimkiler tamamen şok olmuştu. çok iyi, planlı bir saldırıydı. organize saldırıyorlardı. bizimkilerde direniş vardı ama kişiseldi bunlar org. bi hareket yoktu.

    bu arada gözlerimiz sebahattin'i ve de ülkücü gençleri arıyordu ama hiçbiri yoktu ortada. yanımdaki arkadaşımın: ''nerdesin s ebahattin'' dediğini duyduğuma eminim.

    ingilizler meydanın ortasında birleşmişti. bizimkiler ise kaçacak yer arıyordu. direnenler çok azdı. dedigim gibi kişisel direnişti ve bir işe yaramıyordu. ve tam bu sırada meydana çıkan bir caddeden bir ses geldi. sanki gök yarılıyordu : ''ya allah bismillah allahu ekber''

    bir an binler yürüyor sanmıştık ve işte bizimkiler geliyordu. en önde sebahattin, arkasında inanmış yürekli 300-400 civarı bir grup. meydanın başına gelince durdular. ingilizlerin dikkati oraya yönelmişti. sebahattin elini kaldırdı ve bir kez daha bağırdı : ''ya allah bismillah allahu ekber'' ve arkasındakilerle birlikte meydana giriş yaptı. ingilizlerin üstüne açmışız bir şekilde saldırıyordu. az önce ortalığı yakıp yıkan ingilizler şimdi kaçoyordu. yere düşenlere defalarca vuruluyordu. sebahattin'in geldiğini gören diğer türkler(kaçanlar) geri dönüyotdu. onlar da kaptığı sandalye, fırça, kemer vs. ingilizlere saldırmaya başlamışlardı. elindeki büyük türk bayrağını bırakmayan bir türk'e saldırıyordu ingilizler diger tarafta. sebahattin ordusu oraya yöneldi, o aslan parçası genç de kurtarılmıştı.

    bu savasta kazanılmıştı. meydanın ortasında toplanıldı, en önde o, türk bayrağı. herkes sustu
    sebahattin ağzını bir kez daha açtı : ''dağğ başınıı duman almıışşşş....

    link : http://www.ultrastribun.com/…latasaray_arsenal.html
  • galatasaray tribünlerinde sebahattin reis olarak bilinen, gerçek ismi sebahattin şirin olan, galatasaray tribünlerinin lideri ve ağır abisi.
  • liderlik mevkisine, rahmetli peygamber hüseyin'le birlikte maçlara sabahladığı günden bu yana gösterdiği fedakarlık, verdiği emek, sergilediği cefa ile ulaşmış, galatasaray tribün lideri. gökten zembille inmemiştir. 30 yıla yakın süredir galatasaray tribünlerine öncülük eden kafa kadrodadır. liderliği döneminde; tribünde hırsızlığı, gaspı, iç çekişmeleri, semtçiliğin arkasında semti olmadan gelenler üzerinde kurduğu baskıyı bitirmiş, tribünü herkesin rahatça gelebileceği bir yer haline getirmiştir. eskiden deplasmanlara gelenler varsa ne demek istediğimi çok net anlayacaklardır. deplasman otobüslerinde uyuşturucunun, alkolün bitmesini sağlamıştır. eski dönemlere, kendi yaşadıkları yıllara, sabahlamalara, mevzulara özendrmek yerine bu işlerden kimseye hayır gelmediğini, rakip taraftarında bu ülkenin evladı olduğunu, kimsenin gereksiz yere olaya karışmasını istemediğini sürekli belirtmiş, politikasını bize dokunulmadığı sürece tayfanın karşılık vermemesi temeli üzerine kurmuştur. iyi yapmıştır, doğrusunu yapmıştır. 2000 sonrası çok fazla kalabalıklaşan, ultraslan sonrası dünyaya yayılan bir tribünün ateşli gençlerini kontrol etmek için izlenebilecek tek yol sağduyudur.

    sebahattin abi namaz kılar, orucunu tutar, dindardır ama tribüne asla politika sokmaz. kimseyi namaza, oruca zorlamamıştır. bizim gibi 7/24 içen adamlara bir defa bile dayatmada bulunmamış, kimseyi belirli bir ideolojiye yöneltmemiştir. tribünde siyaset olmaması gerektiğine inanır.

    galatasaray taraftarının gittiği deplasmanlarda sergilediği örnek davranışlar nedeniyle, mehmetçik vakfından ödül almasına neden olmuştur. benzinlik patlatmak, opete dalmak, sağa sola salça olmak gibi deplasman ritüellerini ortadan kaldırmıştır. rahmetli alpaslan dikmen'in verdiği mücadelenin, temsil ettiği değerlerin daima en büyük destekçisi olmuştur. alpaslan abiyle birlikte tribünün vizyonunun değişmesi için çaba harcamıştır. ultraslan kurulurken tayfa desteği olmasaydı bu tribün buralara gelemez, iç çekişmeler içinde boğulur giderdi bunu unutmayalım. tayfa ultraslan'ın kurulup, tribüne yeni bir soluk getirmesini desteklemiştir.

    ancak en büyük faydası; beşiktaş ve fenerbahçe tribünleri ile yapılan, sabahlama dönemini bitiren barışın kurucusu olmasıdır. barış dönemi sayesinde herkes; ölmeden, yaralanmadan, döner bıçaklarını zulalamadan , semti basılmadan, pusuya dürüşürülmeden rahat rahat derbilere gidip gelmeye başlamıştır. türkiye tribün kültüründe sağlam bir organizasyonu, kitlesel bir tribün grubu, tribün kültürü olan tüm tayfaların kafa adamları sebahattin abi'ye büyük saygı duyar. trt'de yayınlanan meşhur programda anadolu tribünlerinin liderleri dahil; ''sebahattin abimiz sayesinde şu şu güzellikler oldu'' cümlelerini boşa kurmamıştır. elbette aksalıklar, kontrol dışı durumlar olmamaktır. tribün gibi kaotik, yapısı kaosa dayalı, anarşizmden beslenen kozmopolit bir ortamda beş parmağın beşi biribirine benzememektedir. en ufak bir kıvılcım en ufak olayı bambaşka taraflara çekebilmektedir. tribün kültürünün güzelliği budur zaten.

    herşey dışardan göründüğü gibi değil. işin içinde olmak, bazı şeyleri yaşamak lazım. bugün sebahattin abi galatasaray tribünlerinin başında olmasa büyük bir kaos doğar. semtler karışır. kimse deplasmana rahat gidip gelemez. deplasmanlarda bir sürü insanın canı yanar. o bir denge unsurudur ve sette durması bile galatasaray tribününe güç katmaktadır.

    seveni sever, sevmeyeni sevmez. öyle veya böyle tribün kültüründe bir dönemi bitirmiş(cenk dönemi) ve herkesin faydasına olan güzel bir dönemi başlatmıştır ( rakip tribünlerle barış dönemi). çok daha uzun yazılabilir ama tribün aleminin underground havasını daha fazla bozmaya gerek yoktur.

    türkiye tribün kültüründe sabahlama dönemlerinin diğer önemli tribüncüleri için;

    (bkz: peygamber hüseyin)
    (bkz: optik başkan)
    (bkz: pepe metin)
    (bkz: yılmaz tutuş)
  • şair burada rantıma dokunanın elini keserim mesajı veriyor.

    çakallar sürüsü,kardeşlerimiz gibi kelimeleri ve siyasi parti adlarını yazısında kullanmasaydı eğer varoluşunu tamamlayamazdı zaten öte yandan.
  • gargamel sevgisi bastırılamayan bir şirin, sebahattin şirin.