şükela:  tümü | bugün
8719 entry daha
  • çikolata bile kurtlanabilir,
    dondurma erir, çiçek solar...
    sebebimiz bu, bizim fazlalığımız bu
    bir nedeni yok...
  • bu entryde, "beğendiğim şiirler" klasörümden "beğendiğim kısımlar" temasında bir antoloji yapıp, bu kısımların benim için ne ifade ettiklerini klavyeye alacağım.

    parçalarını kullanacağım eserlerin tümleri için bkz
    (entrydeki numaraların altındaki alıntılar, linkteki numaralı eserden alınan alıntılar)

    .

    .

    .

    1- "birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    nice seneler geçti; dönen yok seferinden."
    > yok oluş hadisesini ironik ve içe dokunur biçimde ifade eden bir cümle.

    .

    3- "ne içindeyim zamanın,
    ne de büsbütün dışında;"
    > şuan anlatamıyorum. bir ara yazarım.

    "başım sükutu öğüten
    uçsuz bucaksız değirmen;"
    > uzun ve yalnız gecelerde güçlü bir tanılayıcı.

    "kökü bende bir sarmaşık
    olmuş dünya sezmekteyim,
    mavi, masmavi bir ışık
    ortasında yüzmekteyim."
    > yere uzanıp açık gökyüzünü izlerken aklıma gelen bir cümle.
    biçimi de çok hoşuma gidiyor.

    .

    4- "ne hasta bekler sabahı,
    ne taze ölüyü mezar;
    ne şeytan bir günahı,
    seni beklediğim kadar."
    > biçimi ve ifade gücü beni benden alıyor.

    .

    5- "bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    bu derde düşmeden önce. "
    > düşüncelerimi dil formatına dönüştürmekte zorlandığım, hatta bazen içsel olarak kavradığımı hissetmeme rağmen düşünsel bir bütünlük oluşturamadığım konularla boğuşurken bunalıp sakin bir müzik açtığımda aklıma gelen etkili, anlamlı, biçimli bir cümle.

    "bir yer var, biliyorum;
    her şeyi söylemek mümkün;
    epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    anlatamıyorum. "
    > aklıma, insanların dil'e ihtiyacı olmadığı, düşüncelerini elektrik sinyalleri ile beyinden beyine doğrudan ilettiği bir kubbesel güç alanını getiriyor bu cümle.
    ayrıca her okuduğumda nedense yüzümde bir sırıtış beliriyor :)

    .

    6- "sen, her gün köşe başlarında
    yırtık urbanla kirli ellerinle
    avuç açan, sefil insan."
    > pis bir dilenci gördüğümde aklıma gelen cümle.
    hemen ardından da aklıma hitler geliyor.

    .

    7- "eski dünyâ, yeni dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
    yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
    ostralya'yla berâber bakıyorsun: kanada!
    çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    sâde bir hâdise var ortada: vahşetler denk."
    "veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
    sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre."
    > bu yaşlı yer kürenin neler nelere şahit olduğunu, onun üstünde ne kadar da önemsiz, zavallı bir nokta olduğumu hatırlatıp tüylerimi diken diken ederek gözümden yaş getirten kesitler.

    "yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    bir hilâl uğruna, yâ rab, ne güneşler batıyor!"
    > toplum, birey, feragat, borç, inanç

    .

    8- "yaşadığını kâr sayma, yaşadığın kadar yakınsın sonuna."
    > bkz.her doğan günün bir dert olması.
    güzel ve rahat geçmiş günlerin serin ikindi vakitlerinde uzaklara ve insanlara bakıp, kendimi, hayatımı ve zaman kavramını düşünüp aklıma getirdiğim, hayat enerjisi sömüren ve melankoliye sokan güçlü bir tespit.

    .

    9- "ey kör! bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş!
    bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
    şu durmadan kurulup dağılan evrende
    bir nefestir alacağın, o da boştur boş!"
    > yapılabilecek en anlamlı şeyin dahi anlamsız olduğunu anlatan güzel bir rubai.

    .

    10- "ibadete karşılık, cenneti alacaksam;
    bağış mı, ticaret mi; soracağım; nerdesin?"
    > bu cümlede tanrısına karşı yaptığı sorgu çok hoşuma gidiyor.

    .

    11- "kim görmüş o cenneti, cehennemi?
    kim gitmiş de getirmiş haberini?
    kimselerin bilmediği bir dünya
    özlenmeye, korkulmaya deger mi?"
    > inancın bir mantık hatası olduğunu kabul eden fakat dinlerin doğru olduklarını varsayarak hayatını onlar temelinde kuran babam gibilerine okunası harika bir rubai.

    .

    12- "niceleri geldi, neler istediler,
    sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
    sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
    o gidenler de hep senin gibiydiler."
    > tepeden bakan, alaycı bir bilgenin; çaylakları küçümseyip onlara öğüt verişi gibi gelen bir rubai.

    .

    13- "demek istediğim, asalak bir sarmaşık olma sakın.
    varsın boyun olmasın bir söğüt kadar.
    yaprakların bulutlara erişemezse bir zararın mı var?"
    > bu boş yaşamda; ne yaparsan yap, hangi yoldan gidersen git, sonu boşluğa çıkacak olan bu boş yaşamda; hayatını bir söğüte tırmanmakla harcasan da harcamasan da değişen bir şey olmayacak olan bu boş dünyada; hiçbir şeyi çok da siklememek lazım. yok bir zararım.

    "istemem, eksik olsun!"
    > hiçbir öneme sahip olmayan mutluluğa ulaşmak için götümü kaldırmak yerine genelde içime doğru haykırmayı tercih ettiğim cümle.

    .

    bunu sona sakladım.
    hayatımda en çok önem verdiğim şeylerden biri bu.
    gerek anlatımı, gerekse biçimi; şaheser.

    2- "şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    benim mi allahım bu çizgili yüz?
    ya gözler altındaki mor halkalar?
    neden böyle düşman görünürsünüz,
    yıllar yılı dost bildiğim aynalar?"
    > ölümün habercisi yaşlanma trajedisinin insana hissettirdiklerinin kelimelere dökümü.

    "hangi resmime baksam ben değilim."
    > benlik illüzyonu

    "gökyüzünün başka rengi de varmış!
    geç farkettim taşın sert olduğunu.
    su insanı boğar, ateş yakarmış!
    her doğan günün bir dert olduğunu,
    insan bu yaşa gelince anlarmış."
    > farkındalığın çektirdiği acı

    "neylersin ölüm herkesin başında.
    uyudun uyanamadın olacak.
    kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    bir namazlık saltanatın olacak,
    taht misali o musalla taşında."
    > şuan anlatamıyorum. bir ara yazarım.

    düşüncelerime anlatımı ile tercüman olan bu şaheseri, duygularıma tercüman olan başka bir şaheserle birleştirmiştim bir ara. bkz