şükela:  tümü | bugün
  • kişinin kendini tüm dünyadan ve diğer insanlardan ayrı hissetmesi, çevresindeki herkesten kendini aşağı ya da farklı görmesi.
    bu insanlar grup içinde rahat olamaz, gergin ve utangaç hisseder. uyum sağlamak için diğer insanlar gibi davranır, sıradışı yanlarını gizler.
  • sosyal izolasyon semasina sahipseniz kendinizi diger insanlardan farkli gorebilirsiniz, kalabaliklardan kacarsiniz.
  • memleket idaresine olası yansımaları üzerine: http://polisantrik.blogspot.com/…leket-idaresi.html
  • bazen kişinin kendini sistemin yarattığı insandan ve o yaratılan insanın oluşturduğu toplumdan soyutlaması durumudur. bazen tercih, çoğu zaman psikolojik bir yansımadır. kişi kendini toplumun dışında görür, benliğini sorgular, attığı adımdan rahatsız olur, yanından geçen kişiden korkar gibi örneklerle tanımlanabilir.

    kişinin içinde yaşamış olduğu betimlemelerin, doğruların ya da görsel öğelerin, kendisinde olan, hafızasında yer etmiş ögeler ile değişiklik gösterebileceğini bilmesi, düşünmesi onun için içinden çıkılmaz bir hal olurdu. (bkz: fibromiyalji)
  • aylarca telefonun iş dışında çalmaz, arayanın soranın yoktur. paramparça bir aile kurgusundan, şehrin toprağını saklamak için örülmüş asfalt ve kaldırımların kenarından sıvışarak çıkmış bir bitki gibi fırlamışsındır. geçmiş, hiçbir şeyi vadetmez, gelecek ise belirsizdir. yaşıtların evlenirken sen 19 yaşında bir çocuğun tecrübelerinden muafsındır. dahası, erkekten beklenen özgüven, garip kişiliğin yarattığı bir buğu altında sönüktür.

    ağzınla kuş tutsan dahi, insanlardan oluşan bir ağın dışında olduğunu bilmenin getirdiği bir umutsuzluk, seni savurur durur. artık sen, herhangi bir ortalama insan olamazsın, gittiğin her yerde travis bickle gibi takılırsın, basitçe "the man in the room" temalı iç karartıcı filmlerin içine sığabilecek küçüklükte bir hayatın vardır. yaşam basittir, aklının içinde her gece kemirenler ise saymakla bitmez.

    oda, artık senin için hem bir tabut, hem bir sığınaktır. düzensiz bir yaşamın içine düzen kurmak, varoluş imzası gibidir. yalnızlık, geçmişten kalan karanlık bulutların altyapısını oluşturduğu bir açık hapishanedir. insanlarla konuşmaların günlük ve sığdır. sosyal hayatın, yakınlığını kestiremediğin bir avuç dostoyevski romanından fırlama palyaçoların gündelik saçmalık denebilecek konuşmalarından ibarettir. insanlar, senin başarısızlığını sebep göstererek olabildiğince basit, sığ, ve görünmez bir alaycılık/merhamet karışımıyla sana yol çizerler (bu insanlar, asla kaybetmenin ne demek olduğunu tam anlamıyla bilmedikleri ve izah edemeyecekleri için sözleri ve çözümleri de kendi varoluşları gibi anlamsızdır)

    benim için hayat artık faturaları ödemek için gittiğim ptt, banka ödemesi için arayan ev sahibimin telaşlı sesi, ve herkese vatandaş muamelesi yapmaktan büyük zevk alan belediye otobüs şoförlerine yersizce "günaydın" diyerek hayat denen orospuya kinaye yapmaktan ibaret. fakat bu sadece şu an, state diagramın içinde stabil olmayan bir durum.

    gelecek, herhangi bir insanın olağan garipliğidir, eğer insan, kendisini sarıp onu aidiyet, sevgi ve güvenle besleyen bir battaniye olmadan her gece uyuyorsa. evet dostlar, evet adını bile bilmediğim fakat ruhuna ortak olduğum kardeşlerim, hayat beklenmedik gollerin isimsiz forvetlerinin çabalarıyla evrim geçirir, bunun böyle olması için bizleri kurban eder. (bkz: to be continued...)
  • ızolasyon falan degil olmasi gerekendir, aslinda durup dusunse insanlar kime neyi gosteriyoruz neyi ispatlamaya calisiyoruz? amac nedir? bos hayatlar bos showlar
  • başlıkta göz ucuyla baktığımda asosyalite ile bağlantılı olduğunu düşünüldüğünü gördüm. sadece evden çıkmayan veya sosyalleşmekten kaçınan/ vazgeçen insanlarda var olan bir (bkz: şema) türü değildir. bu kişi çok sosyal de olabilir sadece aidiyet hissedemez.

    dahil olunan arkadaş grupları (diğer ilişkilerde olabilir) boş bira şişeleri gibi değişebilir, içinde olduğunda kendiliğin göz kırpar, bağ kuramamakla ilgili midir? tam emin değilim. çok iyi bağ kurup bazı alanlarda da kendini gösterebilir aslında bunun bir standardizasyonu vardır diyemeyiz. hayatı boyunca devamlı taşınan ya da değişime maruz kalan insanlarda görülebilir.
    diğer insanların nasıl yıllarca bir arada kalabildiği hep merak edinilen bir konu olmaya başlar. (gerçekten:)

    neyse ki sadece arkadaş gruplarında yaşadığım bir problem olduğu için aidiyet kavramının doğal seleksiyonda yok olmasını sarkastik karşılıyorum artık.
  • üzerinde gezilmeyen teras çatılarda bile döşemenin üzerinde eğim betonu, buhar kesici, ısı yalıtım levhası, polimerik su yalıtım örtüsü, ayırıcı keçe ve çakıl ile izolasyon ancak sağlanır ve neredeyse her yıl bakım yapmak gerekirken; bizim, üzerimizde insanların eksik olmadığı ruhumuzda ve varlığımızda sosyal izolasyonu sağlamak çok daha masraflı ve zor bir mücadeleye dönüşüyor.

    insanlar, buldukları her yoldan içeri sızmak ve bir yol yoksa, ne yapıp edip bu yolu kendileri açmak istiyor. sanırım yalnız kalmaktan ve sayılı günlerinde bir daha konuşamamaktan korkuyorlar. dinlemek kimsenin umurunda bile değil, herkes aynı anda en can alıcı anısını anlatmaya çalışırken benim de dikkatim eninde sonunda dağılıyor ve onları dinliyormuş gibi bile yapamadığımı fark ediyorum. bu durum, onları daha da sinirlendiriyor. sesleri daha yüksek perdeye çıkıyor, gözleri daha ateşli bakıyor ve susarlarsa düşeceklermiş gibi konuşmaya devam ediyorlar.

    "bana kulak ver ki sana ses verebileyim" diyen halil cibran, o dönemde haklıdır belki ama insan kendini dinleyemeden, o kulağı önce içine tutmadan etrafındaki seslere odaklanamıyor artık. halil de zamanla hatasının farkına varıp "gez ve kimseye söyleme; gerçek bir aşk hikayesi yaşa, kimseye söyleme. mutlu ol, kimseye söyleme; insanlar güzel şeyleri mahveder." diye zamanla izolasyonunu mükemmelleştiriyor ve üzerinde gezilemeyen bir insan olarak hayatını tamamlayıp sadece bozkır kurtlarına iz bırakıyor.

    çalan telefonların, bildirimlerin, odaya girip çıkanların, bir işi düşenlerin, geçerken uğrayanların arasında izolasyon o kadar zor uygulanıyor ki, bir hattat titizliğinde restorasyon yapar gibi santim santim ilerlemek gerekiyor. dördüncü paragrafa gelene kadar, bana keçiboynuzu pekmezi satmaya çalışan birisini savuşturdum, sahile yüz çadırlık bir kamp alanı krokisi rica eden iş arkadaşımın eline basit bir kroki çizip verdim, "allahını seversen bırak şu bilgisayarı gel iki muhabbet edelim" diyen müdür vekilini "şimdi değil" diyerek çizgiye paralel yolladım, vahşice ikinci el araba piyasası konuşan bir diğerinin frekansını 52 hertz'e atadım, şimdi şarkılarını kimselerin duymadığı balina gibi dolaşıyor.

    sessizliğimden bıktıklarını söylüyorlar fakat para kazanmaya devam etmem gerekiyor, o yüzden istifa edip yıkık bir ortaçağ kalesine gidecek ve sadece yazı yazmaya odaklanacak durumda değilim. kredi kartım bir ejderha gibi onlarca koyun yiyor, oğlum kreşe başladı ve 23 nisan için beyaz pantolon
    ile kırmızı tişört almamız gerektiği söylendi, ne zaman arabaya yakıt alsam yanaklarımda orgazm pembesi ile çıkıyorum ki pompaya yansıtmayacaklarını iddia etmişlerdi.

    hayat tüm cepheleriyle benimle uğraşıp protein esaslı yengeç kabuğumu delmeye çalışırken de, elimde küçük bi kova ile neresi delinmiş, neresi yırtılmış, nerede kaçak var diye kendi etrafımda dolaşıyorum. yapı elemanları ile uygulama projelerinden aklımda kalanlar ile günü kurtarmaya çalışırken de "acaba seneye de yeniden yanmaya başlayan devrim aşkına odtü mimarlık mı okusam" diye hafiften gülümsüyorum, iş arkadaşlarım yavaşça delirdiğimi düşünüyor.
  • bu semaya sahip insanlarin en buyuk ozelliklerinden birisi, gruplar icerisinde gergin olmalaridir. ornegin, ise yeni alindi ve ilk gun halka seklinde etrafina toplanan kalabaligin icerisinde kendi hayatinin kisa ozetini gececek oldugunda ne soyleyeceklerinin planini yaparlar, baslayana kadar agzindan cikacak cumleleri ezberlemeye calisirlar. gozler uc ecstasy atmiscasina portler, ellerde titreme, kalp carpintisi derken, su kucuk seromonide bile sicip batirma korkusundan rahatlayip kendileri gibi olamazlar. antisosyal kisilik oruntusune sahip kisilerin gizemli ozelliklerinden birisi de, kendileri hakkinda hic bir fikre sahip olmayan kisilerin bile onlari reddedecegi ve kucuk gorecekleri degersiz bir gizli hayati veya dusunceleri oldugu paranoyasina kapilarak ozel yaaantilari ve aileleri ile ilgili dogru bilgileri saklamalari veya yalan bir dunya kurgusuna gitmeleridir. bu kisilerin uyusturucu/uyarici maddeler kullanmasi psikozda cigir acmazlarina girmelerine sebep olur, uzak durmalilar.
  • çok az sosyal teması olan (sosyal izolasyon) veya sosyal ilişkileri konusunda mutsuz olan (yalnız) yetişkinlerde erken mortalite riski artmıştır. araştırmacılar, sosyal ilişkilerin sağlığı etkileyebileceği üç ana yol belirlediler: davranışsal, psikolojik ve fizyolojik mekanizmalar. yalnızlık ve sosyal izolasyonla ilişkili riskli davranışlar fiziksel hareketsizlik ve sigara içmeyi içerir. yalnızlık, daha düşük benlik saygısı ve aktif başa çıkma yöntemlerinin sınırlı kullanımı ile bağlantılıdır; sosyal izolasyon ise öz yeterlilikte düşüş ile ilişkili. yalnız hissetmek veya sosyal olarak izole olmak, bağışıklık fonksiyon bozukluğu ve yüksek tansiyon ile ilişkilidir. kaynak (bu çalışmada, sosyal ilişkilerin zayıf olmasının, kkh gelişme riskinde %29 ve inme riskinde %32 artış ile ilişkili olduğu bulunmuş.)

    yeni bir çalışmada* da sosyal izolasyonun artmış crp ve fibrinojen*** ile ilişkili olabileceği öne sürülmüş. ya da sistemik inflamasyonlar, kronik hastalıklar sosyal izolasyona neden olmakta.*

    not: sosyal izole biri olarak en azından kendim için yanlış olduğunu iddia edebilirim. uzun süreli komplikasyon görürsem editlerim.