şükela:  tümü | bugün
  • daha önce bir kaç defa yazmıştım istanbul'un varoş semtlerinden biri olan kartal'da restoran&bar işi yapıyorum. sokaktan biri, atarlı esnaf sayılırım yani. elime pala alıp gezmek yerine, dükkanı kapatıp ya da aile fertlerinden birine bırakıp meydanlara giderim. şakirt değilim, bana göre esnaf da değilim de devlet tarafından verilmiş bir sıfat işte vergi mükellefiyiz diye.

    bu bizim mekana alkollü olmasına rağmen her milletten, her çeşitten insan gelir. ramazanda çarşaflı kadınlar hacılar iftar yaparken iki masa yanında rakı masası kurup memleket kurtaran amcalar mı dersin, yakınlarda ucuz otel bulup gelen yabancılar mı, pezevenkler mi, hacılar mı, şeyhler mi. hepsi geliyor ilginç bir şekilde. aç olduğunu söyleyen, parası olmayan tinerci-alkolik dahil herkese de yemek verilir burada. babamdan değil dedemden gelen bir gelenektir burada. bazısı yüzsüzdür her gün gelir ama bir gün de boş çıkmamıştır mekandan.

    aylardır da lüks araçları ile suriyeliler geliyor yemek yemeye. yarım yamalak anlaştığımız şekilde siparişlerini verir yemeklerini yer hesaplarını öder giderler. bir değil iki değil çok bunlar. mekan da ben de yabancı müşterilere aşinayız ama bunların tavırları, oturmaları, kalkmaları bir acayip. biraz fazla türkçe bilen gençlerinden biriyle konuşma fırsatı bulduğumda; erdoğan bizi buraya getirdi, kalacak ev verdi, iş de verecek dedi. para dedim. paramızı malımızı aldık geldik dedi. yani cepten yiyorlardı.

    bugün ise çok farklı iki tanesi geldi. karı koca, biz suriyeli aç yemek ver, dediler. kim getirdi buraya sizi kaçtınız mı, dedim. kaçmadık erdovan getirdi, dedi adam sırıtarak.
    türk olcaz, diye ekledi. git dedim erdovan yemek versin. evet ilk defa aç olan birine olumsuz cevap vererek çıkardım buradan.

    yakın zamanda bunların sayısı da artacak, yine akp iktidara gelecek sokaktaki insanının kalitesi gün geçtikçe düşen memleketin insan kalitesi daha da yerlere inecek. o günleri görmemek dileği ile..