şükela:  tümü | bugün
  • kimi zaman inanç, iyi niyet, yardımlaşma, koruyup kollama vb. gibi kaybolmaya yüz tutan güzellikleri yaşatmak adına tercihte bulunan akıllı kişilerdir. yalnızca saf salak rolünü yerinde ve dozunda oynarlar. kent kart, akbil vs. basarken de ''başımın gözümün sadakası olsun '' derler içlerinden:) tufeyliler de bu arada safça ''nasıl tongaya düşürdük ehehe'' diye üç kuruşla yaptıklarını düşündükleri kara sevinirler. yani.
  • senin gibi insafsızlar yüzünden içimdeki insan sevgisini öldürmeyeceğim o yüzden o enayi ben oluyorum varsın 1-2 lira kandırsın. ne olacak ayda yılda bir denk geliyor bana zararı dokunmaz. böyle yapmaya devam edersem bir gün gerçekten kartını unutan ya da parası olmayan birine denk gelirim. o insanlar için yapmaya devam edeceğim. ama insanlara enayi demek zehirlenmiş bir vicdan göstergesidir. böyle vicdanım olacağına enayi olmayı şeref sayarım.
  • hayata dokunmaksa enayilik ben de onlardan biriyim. zira karşıdakinin niyeti beni ilgilendirmiyor, ben iyiliği ne için yapiorum bu önemli benim için.
  • insanlık namına yapılan şeydir.
  • akıllılara dert olmuştur. ben basınca fakirleşmem ama o adam rahatça evine dönebilir.
  • karaktersiz ve troll yazar beyanı.
  • kartın içindeki para miktarını bazı zamanlar unutabiliyor insan. eğer adana'da iseniz barajyolu ya da eski adanadan diğer güzergahlara ardı ardına otobüs geldiğinden inip yükleme şansınız vardır. fakat eğer istanbul'da iseniz inip bir sonraki otobüsü bekleme lüksünüz yoktur. bu nedenle insani bir durumdur kartta bakiye kalmaması ve insanlıktır bakiyesi kalmayanı yolda bırakmamak.

    enayilik diye isimlendirilen bu durum sahibiyle müstesnadır.
  • küçük hesapların adamı olup, hayatı boyunca kendini uyanık sanarken aslında mutsuz mutsuz gezecek insan beyanıdır.
  • bazen dilenciye onun yalan söylediğini anlayabildiğim halde para veririm.
    onun bir yalancı olması benim iyilik yapma arzumu köreltmez. o yalan söylüyor da olsa, ona yalancılık batağının içinde kararmış bir kalbi olduğu için yardım ederim, ona gülümser ve nasıl olduğunu sorarım. bir gün benim gibi insanlara şefkat duyabileceği bir ruhsal noktaya ulaşana kadar, böylesi bir deneyimi yakalayana kadar aldatırken nasırlaşan kalbi parçalanır ve değişir.

    otobüste insanlara kart basarım. yalan söylediğinde herkesten zeki olduğunu sanan aptal çocuklara param varsa para veririm. mesele onların bunu neden yaptığı değil, benim neden yaptığımdır.
    dünya gezegeninde yalnızca kendimin niyetini bilebilirim. iyi olmam, birine iyilik yapmam için onu sınava tabi tutmam, onun bunu hak edip etmediğine kafa yormam anlamına gelmez. eğer seçerek iyilik yapıyorsam benim yüreğimde de kocaman bir oyuk vardır ve bu oyuktan ancak karanlığa düşülebilir.

    "ona neden para verdin, yalan söylüyor" dedikleri insanlara para verip bir süre sonra sohbet ederim, bazen bir gün, bazen haftalar sonra ve gerçekten bana içlerini açarlar. dilenmekten vazgeçen de oldu bana öfke dolu bağırışlarla çıkışan da.

    dünya bizden daha kirli bir yer değil, onun harika olmasını bekleme, onu harika yap!
  • kim sana o kartla nasıl bastı da yardımsever kişilere enayi deyip aşağılama hakkını kendinde buldun diye düşündüren bir önermedir.