şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (yazının bu kısmı olmazsa olmaz dinamikler baabından elzem olduğu için mecburiyetten vardır.)
    üniversite tercihi yapacaklara tavsiyeler

    onur senseiniz konuşuyor. öncelikle “yahu bu da kimdir?” derseniz bendeniz istanbul tıp fakültesi’ne 2006 yılında girmiş 2012 mezunu, hayatta kimi zaman yanlış tercihler yapmış ve de bunun olası çözümlerine zor yoldan ulaşmış bir doktorum. tıbbiyeden mezun olalı neredeyse bir tıp fakültesi okuma süresi gibi bir zaman geçmesinin verdiği yetki ile bu yazıyı kaleme alıyorum. paranoyak arkadaşlar doktor olduğuma ikna olmak için tussenseikanalımızı izleyebilirler.

    1) gençler öncelikle her ne bölüm yazacaksanız yazın bu tamamiyle kendi tercihiniz olmalıdır! annenizin, babanızın, kayınçonuzun amcasının oğlunun yeğeninin dediği, bilmem falancanın çok övdüğü bölümü değil kendi istediğiniz bölümü bulmalısınız. her ne işle uğraşırsanız uğraşın o işi siz yaparsınız. başkası gelip sizin yerinize okumaz, ilerde iş hayatında çalışmaz.

    2) kimseyi töhmet altında bırakmak gibi olmasın ama okuduğunuz lisedeki rehber öğretmeninizin önerilerine şüpheyle yaklaşın! neden? her okul ister istemez “başarılı” gözükmek için öğrencileri daha çok “başarı” anlamı ifade eden bölümleri kazansın ister. prestij için, para için vs. diyelim ki ilk 1000’e girdiniz. sizin hayaliniz mühendislik okumaktır ama işletme okumaktır ama tıp fakültesi, hukuk maalesef ki toplumumuzda, insanların gözünde daha fazla “başarı” anlamı ifade etmektedir. haliyle mesela siz bir özel okul işlettiğinizi düşünün. her sene çarşaf çarşaf “guru tablomuz, başarı tablomuz” yayınlıyorsunuz internette. elinizde ilk 1000’e girmiş bir öğrenciniz olsa bu kişi daha “başarılı” gözüken bir okulu kazanacak yerde daha “başarısız” bir okulu kazansın ister misiniz? mevzu paraysa rasyonel olan cevap tabiki de olumsuzdur.

    3) şimdi diyeceksiniz ki “yahu ben 18 yaşındayım, hayatta ne istediğimi vs. bilmiyorsam ne yapacağım?” bu şimdi çok sağlam ve sıkıntılı bir soru gerçekten. çoğumuz sizin yaşlarınızdayken de aynı durumdaydık ve meslek seçimi konusunda net bir fikir alabileceğimiz çok imkan da yoktu belki. birşey demek güç ama üniversite bölüm seçme spektrumunuz çok farklı şeylerden oluşuyorsa ve fikirsizseniz sizin için hayattan beklentiniz olan parametreleri sıralayıp objektif bir şekilde bilgi almaya çalışıp puanlamayı deneyebilirsiniz fakülteleri bölümleri kendi içinde kıyaslayabilmek adına. amaaa pek çok faktör olsa da bir bölümü seçecekken, mesela sizin için hayattaki en önemli beklentileriniz her ne ise onların puanlamasında objektif davranın ve bölümleri ona göre değerlendirin. bazen hayatta sizin için önceliksiz bir parametre yüzünden dahi gözünüzü aslında hiç de mutlu olmayacağınız bir bölümde açabilirsiniz.

    4) 2. ve 3. madde ile bağlantılı olan şu mevzu vardır. puanınız, sıranız falan vardır ve muhakkak bunu gözeterek tercih yapın. puan sıralamalarında bir miktar oynamalar olabilir ama fakülteleri tercih listenizde sıralarken sırf sadece puan sırasına göre, etiketine göre sıralamak gibi birşeyi aman yapmayın yanılırsınız. her fakülte ve bölüm bulunduğu şehri, eğitim kadrosu, şusu busu onlarca farklı parametreye sahiptir ve benzer bölümlerde benzerlikleri olsa da aslında birbirlerinden çok farklılardır. fakülte ve bölümler bu kadar farklı dinamiklere sahipken, bunları kendi içinde sıralamak için dikkat edilmesi gereken birçok parametre varken; sadece puanı kıstas almak tahmin edersiniz ki ciddi yanılmalara neden olabilecek riskler içermektedir.

    tıp fakültesi tercih edeceklere tavsiyeler

    tıpçı adayı gençler, öncelikle şu yukardaki dinamikler sizin için de geçerli. yukarıdaki dinamikleri iyi özümsediğinizden emin olun ve de pişman olmayın. iyi düşünüp tıp yazmaya karar verdiyseniz hoşgeldiniz. tıp yazın ya da aman ha tıbba gelmeyin edebiyatı çekmeyeceğim size. ben bazen tıp yazdığına pişman olmuş bazen de tıbbın bazı yönlerini sevmiş bir insan olarak genel geçer dinamikleri size objektif bir şekilde aktarmaya çalışacağım sadece.

    1) tıbbı neden istediğiniz ve sizin hayattaki ana beklentinizin ne olduğu konusunda çok iyi bir zihin berraklığına kavuşturmalısınız kendinizi. tıp zordur, sorumluluk ister şudur budur da kendinize objektif davranmazsanız sonra kendiniz pişman olursunuz. mesela eğer hayattaki çok istediğiniz şey müzisyenlik yapmaksa sayısalcıysanız da bunu tıbbın içinden yapmanız herhangi bir başka bölümde yapmanızdan olasılıkla dahil çok daha zordur. hayattaki ana istediğiniz şey “kafam rahat olsun” ise bunun mesela sizin için bir koşulu para ise tıp bunu size bir miktar sağlar. ama “kafam rahat olsun” parametresi sizin için mesela boş vakitse gezmek tozmaksa tıp size bunu vaat etmeyebilir. biraz karışık bir mevzu ama ana fikri anladınız. daha da açıcam konuyu merak etmeyin.

    2) türkiye’nin en vasat tıp fakültesinde okusanız da en iyisinde okusanız da, en zorunda veya en kolayında okusanızda tıp ile ilgili olan aklınızda tutmanız gereken gerçek şudur ki: tıp gerçekten zordur. haa tıp fakültesini kazanabilmiş bir insan elbette ki kazandığı okulu okuyacak bitirecek kapasiteye sahiptir. tabiki hiç kimsede zeka problemi falan yoktur ama tıp dışı herhangi bir bölüme göre eğitim hayatınız boyunca en az 4-5 kat daha fazla emek, zaman harcayacağınızı aklınızın bir kenarına iyi yazın. zaten olur da tıp fakültesini kazanırsanız gerek fakültedeki sınavlar olsun, gerek tus olsun; üniversite giriş sınavını falan hikaye düzeyinde bırakacağını göreceksiniz. minör bir örnek vereyim. bizim istanbul tıp fakültesi’nin en baba, zor stajı 4. sınıf dahiliye stajıdır. öyledir ki dahiliyeyi verip bitirene “hadi lan yine iyisin okulu bitirdin.” gözüyle bakılır. 3 aylık bir stajdır. en az 1,5 ay kala yoğun bir şekilde ders çalışmaya başlarsınız. hatta eğer ki ders çalışmaya geç kalmışsanız sınava 1 ay falan kaldıysa “kesin kaldım lan heralde” dersiniz ve yüksek olasılıkla da kalırsınız. yanlış anlaşılma olmasın türkiye’de herhangi bir okul sınavına tıp fakültesi hariç 1 aydan daha uzun çalışılması gereken bir yer var mıdır ben bilmiyorum. liseden mühendislik vs kazanmış arkadaşlarımdan falan da bugüne kadar hiç duymadım.

    3) tıp insanlara ilk elden faydalı olabileceğiniz bir meslektir. ama ciddi sorumluluk ister. her ne doktoru olursanız olun uğraştığınız iş çok ciddi bir meseledir ve insan hayatıdır. çok sorumluluk benim kafamı sarmaz ama yine de insanlara faydalı olayım derseniz aslında her iş doğrudan ya da dolaylı insanlara faydalıdır. sabit fikirli olmayın.

    4) tıp yazmadaki ana amacın para-garanti meslek ise arkadaşım yaz. yaz ama şunu da bil! tıp kazanacak zekaya sahip ve emeği göstermişsen ve tıbbın içine gömeceğin zamanı ve emeği yapabileceksen başka bir mühendislikte vs çok daha fazla “başarılı” olmaman için hiçbir sebep yok para içinde yüzersin (!) tek problem şudur. tıp genel dinamikleri içinde zor olduğu için sizi fakültedeyken başka fakültelerden 4-5 kat daha fazla çalışmaya zorlar. daha rahat bölüm dinamiklerine sahip bir fakültede insan aynı emeği gösterebilir mi ya da rehavete kapılır mı bunlar çok ciddi sorulardır. şahsen ben bir mühendislik kazansaydım sanmıyorum ki bugüne kadar çalışmış olduğum kadar emek sarf ederdim.

    5) tıp fakülteleri 6 yıldır ve bu eğitim sizi pratisyen doktor yapar. tıbbı genellikle hiç kimse “ben pratisyen doktor olacağım” diye yazmaz. çoğu kişi uzman doktor olmak ister. bu da bizi iki yere götürür. eğer ki nadir azınlıktaki “ben pratisyen doktor olacağım” diyen ötesiyle ilgilenmeye bir insansanız gerçekten gidin eğitimi iyi olan, çok hasta göreceğiniz, pratik tecrübenizi iyi geliştireceğiniz fakültelere öncelik gösterin. haa ama tıp adına hayattaki ana amacınız “uzman doktor olacağım” ise -bunu üzülerek ve böyle olmaması gerektiğine inanarak söylüyorum- yazabileceğiniz en rahat ve 5. 6. sınıfı en boş olan fakülteleri yazmaya özen gösterin. “iyi hekimlik” denilenin şeyin nosyonunu kapmak muhakkak ki uzmanlık için de önemli olsa da kanullah senseinizin de söylediği gibi “tıpta uzmanlık sınavı kimin en iyi doktor olduğunu ölçmez” . ha zor bir fakültede okumak 4. maddedeki prensiplerle uyuşarak sizi ders çalışmaya zorlayan dinamikler oluşturabilir bu sizin için belki iyi de olabilir ama tıpta uzmanlık sınavı denilen nane bildiğiniz, girdiğiniz hiçbir sınava benzemez ve özellikle 5.-6. sınıfta ciddi çalışma ister. ana hedefiniz tus ve uzmanlık ise tıp fakültesi denilen nane sizin hayatta aşmanız gereken 6 basamaklı birşeyden başkası değildir. asistanlıkta doktorluk öğrenen nicelerini gördük. çok da bir problem olmuyor benden söylemesi.

    6) tıp fakültesini toplumsal prestij-fors için yazacaksanız da geçin bu kafayı arkadaşım! bu, tıp yazma kondisyonları içinde en irrasyonel olanı. birincisi etiket insana saygınlık kazandırmaz. toplumuz dr denilen etiketi pek bir sevse de saygınlık denilen bunun ötesindedir. bir etikete saygınlık atfetmek illüzyondan, andavallıktan ötesi değildir. ha bizim doktor milleti de bu etiketi sever toplumumuz da sever eyvallah ama durumun reelitesi için bu kadar “prestijli” bir meslekte bu kadar çok sağlık çalışanına şiddet vs olması zurnanın zırt dediği yerdir ve de aslında doktorluk denilen mesleğin o kadar da prestijli-forslu bir meslek olmadığının göstergesidir.

    7) tabi tıp insana etiketsel bir saygınlık kazandırsa da özünde y*vşak ve vicdansız bir insansanız, antisosyal kişilik bozukluğunuz falan varsa aman ha tıbbı yazmayın! doktorlar olarak maalesef her meslekte olabilen soysuz meslektaşımsıların ceremesini çektik ve de çekiyoruz. buna yenilerini de kazandırmayalım. sana ne meslek buluruz bilemiyorum. ama bir psikiyatriste görün derim kendin ve başka insanların huzuru sağlığı için… (gerçi bu maddede de şöyle bir mantık hatası var. şu dinamiklere sahipseniz zaten bu söylediklerimi kaale almayacaksınız. ama neyse yine de yazmış olalım.)

    8) “zırt tıp fakültesinin tus’da başarı oranlarının” tıp tercih sıranızda bir önemi yoktur. gelecekteki mevzunu tus olacak ise de tus bireysel bir süreçtir. hiçbir şehir, bina, fakülte, hoca size tus’u kazandırıp basamakları çıkartmaz. ayak sizin ayağınızdır adımı kendiniz atarsınız. ha kimi yerin merdiven trabzanları daha cıngıldaklıdır belki bir tık daha rahat çıkartsınız bu merdivenleri. değilse türkiye’deki hiçbir tıp fakültesi eğitim sürecinin tus’a öyle süper bir katkısı yoktur. negatif etkisi varsa olabilir. tus bambaşka bir sınavdır. kaldı ki youtube kanalımızda yaşanmış veya yaşanılması olası her problemi çözdük veya çözmeye de devam ediyoruz :d :d :d

    9) tıp hem insanlarla çok içli dışlı olduğunuz hem de olmadığınız bir bölümdür. insanlarla içli dışlısınızdır çünkü işin en temel dinamiği insanın kendisidir. mesleğiniz insanlarla konuştuğunuz, insana dokunduğunuz bir meslektir. diğer yandan da insanlarla içli dışlı değilsinizdir bu ise sizin sosyal hayatınızdır. “tıpçılar asosyaldir” önermesi tıpçı olmayanlarla kıyaslanınca tabiki de rasyoneldir. çünkü sizin sokaktaki diğer insanlar kadar boş vaktiniz olmayabilir. ama kendi içinizde asosyal olacaksınız diye bir kaide yok. bu sizin “sosyallik” denilen şeye hayatta ne ölçüde baktığınızla alakası olacak bir parametredir. “boş vakit” denilen şeyi diğer fakülteler kadar vaat etmiyor tıp onu söyleyeyim.

    10) okurken erasmusa da bi uğrarım diyorsanız valla bizim dönemde bunu yapmış insan bir elin parmağını geçmez belki. diğer bölümlerde bu çok daha olası. bizde genelde kimse uğraşmıyor.

    11) bazı tıp fakültelerinde özellikle stajyer doktorluk döneminde staja kumaş pantolon gömlek kravat ile gitmek zorunludur (bizde değildi). cerrahi stajlarda sakal traşı zorunludur. bu tarz kılıksal tipsel şeyleri iç gıcıklayıcı ve saçma buluyorsanız fakülte tercihinizde bu bile bir faktör olabilir. sonra herhangi bir sözlü sınav için gecenin bir yarısı sakal traşı olurken kendinizi küfür eder halde bulabilirsiniz. :d

    12) “ben kan,cerahat vs. görmeye dayanam.” diyosanız da bu duruma alışabilmeniz mümkündür. her tıbbiyeli başlarda bu zorlukları yaşayabilir. bunlar kısmen aşılabilir durumlar.

    13) tıbbın klinik kısmı (yani işin doktorluk boyutu) genellikle fakültelerde 3. sınıfta başlar. “doktorluk” denilen işin size göre olmadığını en iyi ihtimalle 3. sınıfta anlayabilirsiniz (şahsen ben bunun farkın 5. sınıfta vardım.) taktir edersiniz ki bu kadar süre geçtikten sonra da “ya bu iş bana göre değil bırakıyorum” demek de o kadar kolay değildir. ortada ciddi olarak koyduğunuz bir emek ve süre vardır. tekrar üniversite sınavına hazırlanmak ileri sınıflarda ciddi bir mesele olabilir sizin için. o yüzden yukarıdaki fazlası yok eksiği çok parametreleri iyi bir şekilde analiz etmeniz ciddiyetle tavsiye olunur.

    14) tıbbın negatif taraflarından bahsettim genelde. şimdi de pozitif bir tarafından bahsediyim. her ne doktoru olursanız olun sağlık konusunda bilgi sahibi olursunuz. kendinizin veya çevrenizdekilerin olası sağlık problemlerini daha kolay çözersiniz. tıp en hayta insanı bile zor yoldan da olsa disipline eder ve ders çalışmaya gösterilen uzun emekler hayatta başka işlerinize de yarar. bir hobi ile uğraşacaksanız bile gelecekteki olası boş vaktinizde bunu çok daha konsantre ve iyi bir şekilde yapabilir bir insan olabilirsiniz.

    15) tıp fakültesi yazma kararı vermek, okumak, doktorluk bunlar gerçekten zorlu süreçler. davulun sesi hep uzaktan hoş gelir. reel iş dizilerdeki filmlerdeki gibi değildir tercih için hazır önünüzde bolca vakit varken tıp kazanacak puanınız da varsa, hastane ortamlarında iki üç gün takılın. veya aile sağlığı merkezlerinde. farklı bölümlerden farklı doktorlarla gelecekteki olası mesleğiniz hakkında konuşun. kafanızdaki soruları sorun çalışma ortamını görün. bunları yapın ki zihniniz berraklaşsın ve yazıp da kazandığınızda tıbbiyeyi sonra bir gün pişman olmayın.

    haydi kalın sağlıcakla!

    edit: link
  • öyle çok da fazla olmadığını düşündüğüm tavsiyelerdir.
    ya sev ya terk et
  • kaliteyi tercih edin. tıp için:

    1. cerrahpaşa
    2. çapa
    3.hacettepe
    4.gazi
    5.marmara
    6.ankara tıp
    7. ege tıp
    8. 9 eylül
    9. eskişehir osmangazi tıp
    10.bezm-i alem

    öneririm
  • hayatınızı karartmaya bir adım uzaktasınız. amacınız kendinizi bu mesleğe adamak değil de puanınıza göre tercih yapmaksa uzak durun.
  • boğaziçi, koç, bilkent gibi yerlere puanınız yetiyorsa, tahmini ilk 2000 deyseniz yani tercih etmeyin, kesin. değil ve bu ülkede kalmak istiyorsanız yazabilirsiniz. memlekette hakkında o kadar atıp tutulmasına rağmen en saygın, belki en çok iş garantisi olan meslek şu an doktorluk, kabul etmek gerek. he sırf bunlar için tabi ki yazılmaz ama, insan sevgisi falan gibi pıtırcıklı şeyler yazmayacağım zira onlar mesleğin ilk 6 ayında yok oluyor.
    not: mecburi hizmetten bildirildi.
  • devlet hizmet yukumlulugu diye bir sey var. ayni kurada batiya da atanabilirsiniz doguya da. batida yaklasik 2 yil zorunlu hizmet yaparsiniz, ona da zorunlu denebilirse. turkiyenin en sikik yerinde 1-1,5 yıl yapıp oradan bir daha cikamaya da bilirsiniz. ve bunun en guzel yani ne biliyor musunuz. doguda yapmis olmaniz devletin sikinde degil. oncden 5-6. bolgede zorunlusunu yapanlar 1-2-3-4. bolgede ikinci zorunlusunu yapardi. o kalkti artik.
    yani senle beraber atanan birisi izmir'de yapti zorunlusunu, sen guc bela hakkari'de yaptin diyelim, bokun pisligin icinde, aç, rezil. ikiniz de uzman oldunuz tekrar zorunlu hizmet var ve bu sefer daha fazla. kurada sen yine hakkariye diger arkadasimiz yine izmir'e gidebilir. ne kadar guzel degil mi?
    ınsallah izmir'e giden ben olurum dersen yarak gidersin afedersin. adaletini sikeyim dünya adaletini.

    biraz erken ama aklinizdan cikarmayin derim. sonra vay efendim ne bok yedim ben demeyin.

    zorunlunun son gunlerinden bildirildi ama 4924 sagolsun, adeta hic zorunlu yapmamisim gibi aynen devam, bu bok cukurundan nasil kurtulurum bilmiyorum. tunelin sonu bombok bi yere cikiyor.
  • sakın ola sakın, eskaza mimarlığı seçmeyin.
  • insan sevmiyorsan... yazma arkadaşım burayı,
    acil servise gelen hasta tam karşında iken senin üstüne destursuz bir şekilde kustuğunda iğreniyorsan... yazma arkadaşım burayı,
    teyzelere misafirliğe gitmeyim şimdi bana bacak ağrısını, dizinden gelen" kıt kıt "sesini soracak deyip karşı tarafın sağlığını rahatlatmak yerine emrivakilik aklına geliyorsa... yazma arkadaşım burayı,
    dışarıda hasta seni beklerken doktor odasında arkadaşlarınla dedikodu yapacaksan (uyuyacaksan) yazma arkadaşım burayı..
    "benim elime düştün, bana muhtaçsın,senin dermanın bende ,sana ilacını ben yazıyorum.. istediğim ses tonunda seninle konuşurum çünkü ben doktorum" hırsıyla hastane merdivenlerini o meşhur terliklerinle inip çıkacaksan.. yazma arkadaşım burayı..
  • (bkz: #61641044)
    akdeniz üniversitesi hariç istediğiniz üniversiteye girmenizi tavsiye ederim.
  • ege tıpa gelebilirsiniz. her okul öğrencisi bize gelmeyin der ama yok valla gelin egeye. hem türkiye'de tip konusunda bir ekoldür(bana kalirsa iü fakulteleri ve hacettepeyle beraber ilk 4'te). hem de geçmesi zor değil. ilk 3 yıl başka hicbir okulda olmayan aşırı karışık bir sistemle okursunuz ama iyi kotu ogrenirsiniz ve ogrenmeseniz bile biraz zorlasaniz geçersiniz. en basitinden tüm tip ogrencilerinin korkulu ruyasi olan final ege'de cok az kisinin kaldığı bi sınavdır. ha finale kalan da büyük olasılıkla sınıfta kalir ama finalden muaf olmayana acinir burda, cok zordur yani muaf olmamak.

    bunun disinda okuldaki egitim imkanlari(kadavra sayisi, ogretim uyesi sayisi vs) gayet iyidir. türkiye'de en cok kadavra olan okullardan biriyiz mesela. hastanesi türkiye'deki en yetkin hastanelerdendir, tusta tercih bakımından çoğu alanda ilk üçtedir, hacettepeyi geçtiği de olur yani baya. ha ayrica ilk 3 yıl teorik derslerde yoklama yoktur, isterseniz sadece lablara gelerek 3 yil yata yata okuyabilirsiniz. zor yani sınavlar baya sıktır. diger okulların 3 kati kadar sınava girersiniz, hep bi sinav dönemi endiseniz olur.

    artısıyla eksisiyle tavsiye edebileceğim bir okul ege. tabi ki mükemmel değil, türkiye'de neresi mukemmel ki? ama kendi standardinda en iyilerden. daha ayrıntılı bilgi icin mesaj yoluyla ulaşabilirsiniz