şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
10982 entry daha
  • üzerine fazla düşünmezsen mükemmel ülke.

    batıya, güneye veya kuzeye gittiğinde her türlü denize ulaşıyorsun.

    domates falan yetişiyor, bir de herkes türkçe konuşuyor. 10/10 ülke.
  • (bkz: #118181429)
    bugünkü debe'yi de boş geçmeyelim. el-cevap:

    karşılaştırmadaki örnekler tamamen tutarsız.

    -uzun yıllardır baba üst düzey memur, anne iç mimar: bugün için aylık net gelir en az 6-7 bin euro
    -hayatları boyunca ev kirası ödememişler
    böyle bir alman aile ekonomik olarak dünyada cennet yaşıyordur, bu insanlarla türkiye'de orta halli birini kıyaslamak o kadar komik ki...

    *adamların baden württemberg - bayern bölgesinde (fiyatların arşa çıktığı bölgeler) orman manzaralı müstakil evleri var ama benim vatandaşım gecekondudan kurtulmak isteyince şımarıklık oluyor.

    *adamlar her tatilde avrupa'nın başka bir yerine gezmeye gidiyor ama benim vatandaşım ömründe bir kere olsun bunu isteyince şımarıklık oluyor.

    *adamların müzik gibi pahalı bir hobiye ayıracak ciddi maddi gücü ve zamanı var ama benim vatandaşım bir konsol oyunu oynamak isteyince şımarıklık oluyor.
    üstelik adam o "canavar gibi" ses sistemini yıllar önce almış, yani kendisi de gayet zevkleri için harcayan tüketen biri.

    *adamların "bol bol tatil günleri var" ama benim vatandaşım 6 gün 45-50 saat çalışmak zorunda.

    *evin oğlu adidas gibi bir şirkette üst düzey yönetici, futbolcularla görüşüp iş yapıyor ama pozisyonu "mütevazı" görülüyor (en komiği de buydu)

    son çıkan elektronik ya da arabalar vs almanya'da da gençler arasında gösteriş malzemesi olarak görülüyor, dünyanın her yerinde olduğu gibi. ya da en azından arzulanıyor diyelim.
    ama bana gelip de, dünya tarihinde gelmiş geçmiş en kaymak hayatı yaşayan 60+ yaşında iki tane ihtiyar alman'ın tüketim alışkanlıkları ile türk insanının tüketim alışkanlıklarını karşılaştıramazsın, üstüne de türkleri şımarıklıkla suçlayamazsın.
    benim annem de yeni bir şey giyemez mesela, zorla ite kaka giydiririm. alman kayınvaliden ile kıyaslayacağın kişi benim annemdir, bütün gençliğini patronlara harcarken en azından ömründe bir kere olsun yurt dışında bir yer görmek isteyen gençler değil.

    "eşimin alman ailesi bütün ekonomik imkanlara sahip, istedikleri gibi de gezip istediklerine sahip olabiliyorlar; o yüzden türk insanı şımarıktır çünkü azıcık da olsa rahat görmek istiyor."

    evet, oylayıp debe'ye soktuğunuz entry'nin özetini çıkardım size.

    ben de almanlıktan aldığı tadı hiçbir şeyden almayanlardanım ama biraz da mantıklı konuşmak lazım.
  • türk insanına türk insanı tarafından sürekli haksızlık yapılan başlık.

    almanya'nın köyünde yaşayan zengin insanların hayattan beklentilerini, türkiye gibi genç nüfusa sahip, gelişmekte olan ve "görmemiş" bir ülke insanının beklentileriyle karşılaştırmak ancak bizim gibi halktan kopuk kaymak tabakanın yapacağı şeydir.

    ankara'nın göbeğinde bir memur ailesinin çocuğu olarak büyüdüm ben. sobalı evimiz, müthiş lezzetli çikita muz meyvesini ayda bir kere, o da belki görüyordu. mc donald's da dandik bir hamburger yemek için aylarca günleri saydığımı bilirim. benim yaşlarımdaki çoğu çocuk, almancı akraba bebelerinin getirdiği muazzam oyuncaklara imrenerek büyüdü.

    şimdi ise münih'in göbeğinde oturuyorum. evet akıllı ev peşinde de koşuyorum, en iyi tv için özellik kıyaslıyorum, ve inanır mısın, müzik yapmak için belki 40 yıl kullanacağım bir stüdyo hoparlörüne tomarla para da veriyorum. belki tam bir görmemişim, çünkü gerçekten görmedim. şaşırtıcı olmayan ise; gördükçe, görmemişliğim geçiyor. burada en lüks arabaya erişimim var ama toplu taşıma tercih ediyorum. bu beni buraya gelir gelmez lüks bmw'lere para gömenlerden daha yüksek bir kaliteye mi taşıyor? ben de artık sizin gibi bu insanları aşağılayabilir miyim? sanmıyorum.

    sanılıyor ki türkiye'deki bu lüks düşkünlüğü sadece cehaletten, kültürsüzlükten geliyor. sanılıyor ki almanlar gibi 2000 model twingo'yla hayatımı idame ettirip minimal bir yaşamı kabul edersem türkiye ekonomisi arşa çıkacak. hayatımda duyduğum en varoş ve en doğru cümle belki şudur: coğrafya kaderdir.
    norveç, norveç'te olduğu için norveç olabilmiştir. türk insanı, türk insanın ekonomik koşullarında yetiştiği için açtır, isteklidir, lükse düşkündür. istanbul'a taşınıp iyi para kazanmaya başlayan senin benim gibi kaymak tabakanın ilk işi geldiği yeri aşağılamak, beğenmemek oluyor. evet ben de şikayetçiyim türkiye'deki vasatlıktan ve insanların birbirine saygısızlığından. ancak mal bu be kardeşim.

    şimdi sanıyoruz ki, siyasal islam ve sittin senedir süregelen merkez sağ yönetimleri ülkeyi buraya getirdi. sanıyoruz ki, ekşi'ye yazdığımız bu çok değerli yorumlarla hükümetleri değiştirecek, kitleleri peşimizden sürükleyeceğiz. size kötü bir haberim var. türkiye gibi bir ülke kendi kaderini ancak kötü yönde tayin edebilir. küresel dengeler inanılmaz şekilde türkiye lehine değişmediği müddetçe hiçbir zaman isveç gibi almanya gibi kişi başına düşen refah seviyesine ulaşamayız. o zamana kadar başa istersen tayyip yerine göktengriyi getir, bakanlıkları da mustafa kemal'lerle doldur, yine de orta gelir tuzağını aşamazsın.
  • %70 oyla iktidara gelen ultra fantastik bir lidere sahip olmadığı sürece sorunlarının çözülmesini mümkün görmüyorum ben. normal koşullarda yer altı ve yer üstü zenginlikleri şimdiki nüfusuna ve gelecekte gerçekleşmesi muhtemel daha yoğun nüfusuna bol bol yetecektir lakin bir türlü bunu sağlayamıyoruz.

    bir diğer seçenek de demir yumruklu fakat adil bir diktatördür.

    her halükarda bu ülke, allah'ın merhametine muhtaçtır.
30 entry daha