şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: çok sakat var)

    edit: başlık başıma kalalı çok olmuş ama hala çok sakat vardır muhtemelen.
  • aslında saçma gibi gelen bir olaydır, ancak kendi fakültem için söyleyebilirim ki dersleri takip etmeyen, konulardan kopuk mühendislik öğrencileri genellikle dersi geçememektedirler, bu yüzden devamsızlık korkutması biraz da olsa öğrencinin derse katılımını arttırmaktadır, ama devamsızlıktan bırakmak? işte o eşekliğin daniskası.

    edit: aylak öğrenciler pek memnun değil, ben de aylak öğrenciyim, okula nerdeyse hiç gitmediğim halde devamsızlık sorunum yok, ama sen bi de hiç derse girmeden makine mühendisliği oku da gör ebeninkini tersten. devamsızlıktan bırakana biz de karşıyız. sen seni devamsızlıkla korkutanın dersinden korkmazsın ve gitmezsin o senin seçimin zübükcüğüm. kıssadan hisse devamsızlık alınmasını savunmuyorum, bazen devamsızlıkla göz korkutmak işe yarayabiliyor diyorum, yoksa milletin okula geleceği yok.
  • mühendislik ya da diğer bölümler farketmez, eşşek kadar adamlara böyle bir zorunluluk getirmek tamamen beyinsizcedir. bunun yüzünden insanları dersten bırakan akademisyenlerle, bu olayı ısrarla devam etmesini sağlayan herkese çok güzel laflar hazırladım.

    zöge: genç akademisyenler rahatsız
  • türkiye ile de alakası yoktur. yabancı hocalar bu kuralı daha çok uygularlar. özellikle de fransız görünce kaçınız (yani mecazen tabii dersleri kaçırmamakta fayda var)

    ama çok da bokunu çıkarmamak lazım. okula ayda 3 kere uğramak gibi mesela.
    buradan arkadaşlarıma da sesleniyorum o okul nasıl bitecek bi söyle bana.
  • saçmalığın daniskasıdır. hocanın görevi dönem/sene boyunca öğrenciye bilgiyi verip bu periyot sonunda öğrencinin bilgiyi yeterli düzeyde kapıp kapamadığını ölçmektir. öğrencinin görevi de hocadan kendi sorumluluk ve isteğine bağlı olarak ister her derse dakikası dakikası gelip dinleyerek, ister sınavdan 1 hafta öncesine kadar batak king takılıp finale 3 gün kala hande'den merve'den not alarak götün götün geçerek bilgi düzeyini a- yok efendim d1 şeklinde somutlaştırmak, resmileştirmektir. eşşek kadar olmuş adamlara daha neyin devamsızlığından bahsediyorsun? sınıfı saymalar falan...
  • üniversiteler hem bilimsel çalışmaların yürütüldüğü önemli merkezler hem de üst düzey bilimsel eğitim merkezleridir. bilim üzerine yapılan herhangi bir çalışma (eğitim, araştırma, deney vb) mutlak bir disiplin gerektirir aksi takdirde herhangi bir ilerleme kaydedilemez.

    bu disiplin bilimsel eğitim maksadı güden derslerin işleniş biçimine ve içeriğine de yansımalıdır ki çalışmalar vakit kaybı olmasın. kaldı ki üniversite diploması almaya aday kişilerin (yani üniversite öğrencilerinin) alacakları diploma gereği toplumda üst düzey bir kitle içerisinde yer almaları beklenir çünkü üniversite diploması sahibi kişiler mesela hukukçu olarak ülkedeki hukuk düzeni üzerine (geliştirmek ve korumak amaçlı) çalışma yaparlar. ya da tıp adına çalışmalar (tıbbi araştırmalar, muayeneler, ameliyatlar, tedaviler vs) yaparak kamu sağlığını korumaya ve korunması için daha gelişmiş şartlar oluşmasına katkı sağlarlar. ya da mühendis olarak ülkenin üretimine çeşitli katkılarda bulunurlar. mimar olarak ülkenin binalarını, köprülerini, sanat merkezlerini yani ülkenin görselini dizayn ederler.

    tüm bölümleri yazmak zaman alır tabi o yüzden akla ilk gelenleri not etmekle yetindim. yukarıda anlatılanları ve daha fazlasını ele aldığımızda toplumun üniversite mezunlarından beklentisini yüksek tutması kaçınılmazdır. bu beklentiyi karşılamak için üniversite diploması almış kişi alanında yetkin, çalışmalarında verimli ve disiplinli, genel kültür düzeyi yüksek bir birey olmak durumundadır. tüm bunları sağlayabilmenin yolu da disiplindir.

    eğer üniversitelerde yoklama olmasa idi pek çok amfide bir avuç insana ders anlatılırdı. üniversitede yoklama alınması pek çok kişinin şikayetçi olduğu bir durum zaten, eğer devam etmesinin sebebi imza olmasa idi kimse bu durumu umursamazdı. zaten derse düzenli devam edecek birey fazladan attığı imzayı önemsemez. ha bunu özgürlük açısından tartışmaya açabilir ama bu tartışmayı da "eşek kadar olmuş adamlarız kendi sorumluluğumuzu bilmicez mi ne saçma amk" diye ifade etmez zaten. daha üsturuplu cümle kurmayı yeğler.

    ayrıca bölüm ne olursa olsun bir üniversiteden hakkıyla diploma alabilmek, alanında bilgi açısından yetkin olabilmek için derslere devam etmek muhakkak ki bir gerekliliktir. zira pek çok kişinin derslerin kolaylığı sebebiyle küçümsediği nice bölümlerde devamsızlıktan ötürü ders, sınıf tekrar ede ede okulu uzatan ve bırakan öğrenci sayısı yadsınacak kadar az değildir maalesef.

    kaldı ki sınavlara bile son gece çalışarak "notum iyi olsun okul bitsin de öğrenmeye gerek yok" mantığıyla yaklaşan, mezun olduğunda da kendisinden beklenen verimi veremediği için haketmesi gereken pozisyonu dolduramayan ve ara eleman olarak düşük maaşlarla çalışmak durumunda kalan yüzbinlerce üniversite mezunu vermiş bir ülkede kalkıp "devamsızlık olmasa biz hepimiz derse gideriz" demek ya komik bir yalan ya da masum ve tozpembe bir hayaldir.

    hatta ek olarak derslere imza atmak için gidip kafasını koyup uyuyan, dalıp hayal kuran, arkadaşıyla sos oynayan, telefonu/bilgisayarı ile meşgul olan öğrenci sayısı muhtemelen mevcut öğrenci sayısının yarısından fazladır.

    evet devam zorunluluğu ve hatta bunun nota yansıtılması nahoş bir kural olabilir. fakat bu ve bunun gibi kuralların kaldırılması için mevcut üniversite öğrencilerinin bir çoğunun da 'üniversitede öğrenci olamaması' gerekir. üniversite okuyacak yetenekte olmayan kişilerin basiretsiz sistemlerimizin (ekonomi, eğitim, sınav vb sistemler) bir kıyağı olarak üniversiteye yerleşmeleri beraberinde muhakkak bir takım zorunlulukları getirecektir ve bu zorunluluklardan şikayet edenler büyük çoğunlukla yine bu üniversitelere 'kıyak'la yerleşmiş kişiler olacaktır.

    saygılar.
  • gitmediğim derslerin eğitim hayatımın sonunda toplanarak bana artı bir yıl olarak dönmesine sebep olan saçmalıktır.
    ben senin kıytırık dersini, seni dinlemeden de yapabiliyorsam bırak geçeyim. geçemeyecek olsam zaten girerim o derse.
    hayır bari bırak finale gireyim de kalırsam bilgisizliğimden kalayım. 90 alan öğrenciyi devamdan bırakmak neyin egosudur.
  • tam bir saçmalıktır.
    bıraksalar da derslere hiç gitmesek, sadece sınavlara girsek. devam zorunluluğu olmayan derslerde böyle yapılıyor zaten.

    sonuç olarak bi dersten bile geçemiyorsunuz. biri zorlamazsa okula bile gitmeyecek adamlar da üniversiteyi bitiremiyor.*
  • öğretim görevlilerinin kendilerini şartlı tahliye memuru sanmasından kaynaklanmaktadır. bütün olay burada. her gün belli saatlerde gidip imza atmak zorundasın yoksa hayatın kararır.
  • üniversitelerin kalitesiz öğretim üyelerini bünyesinde bulundurma veya süper araştırmacıları bünyesine katıp da yök'ün emriyle öğretmen olarak da çalıştırma zorunluluğu bulunduğu ve bu insanların da bi bok öğretmeyi beceremediği için konulan kuraldır bence. adam gibi öğreten adam zaten "istemiyorsanız gelmeyin," der ama o adamın dersleri boş geçmez.