şükela:  tümü | bugün
  • hinduism inanisindan biraz degisen bir olgu
    hindistanlilarinin eski yazilarinda sanskritce veda kelimesi gecen basliklar temel alinarak gelistirilen bir inanc sekli temel olarak brahman herseydir dunya ise fani
  • buda ve brahma'yi birlestirmeyi ongoren bir hint felsefesi.
  • vedaların son kısmı.
    (bkz: vendenta)
  • badarayana'nın vedaları kendi görüşüne tefsir etmesi sonrası oluşan metinlere verdiği isim. "anta", sanskrit dilinde gaye anlamını taşımaktadır.
  • "doğu kendi dinleri ile iletişimi kaybetmektedir. hindistan'ın gücü buda'yı anlamaya yetmemektedir, fakir bir ülkedir. aslında fakir hintliler hıristiyanlığa* dönmektedir. zengin amerikalılar budizm'e, hinduizm'e, vedanta'ya dönmektedir ve dokunulmazlar, hindistan'da fakirlerin en fakirleri hıristiyan olmaktadır." osho provokatör mistik
  • "vedanta ya da budizm nedeniyle hindistan'a gitmek, jansenizm nedeniyle fransa'ya gelmek gibi. sadece üç yüz yıldan beri ortada görünmediğine göre, jansenizm zamanca daha yeni."* *
  • vedanta felsefesi, hint ortodoks sistemlerinden bir tanesi olarak kabul edilmektedir. bu sistem, upanişadlar'daki brahman'ın tek gerçek olduğunu kabul eden, brahman (tanrı) atman (bireysel ruh) özdeşliğine dayanan ve bu özdeşliğin dışındaki dünyayı yanılsama olarak gören bir yaklaşımdır. sistemin en ünlü temsilcisi ise shankara'dır.

    shankara'nın temsil ettiği vedanta alt dalı ise advaita-vedanta olarak adlandırılmıştır. advaita, tanrı ve insan (düalizm) birlikteliğini reddederek brahman(tanrı) ile atman(ruh) arasındaki saf ve temel birliğe dayanmaktadır.

    nasıl ki kıvılcım ateşin parçası ise, insan ruhu da tanrı ile aynı öze sahiptir. advaita düşüncesinde kurtuluş ulaşılacak bir kavram değil bizzat ruhun asli özüdür.

    hint düşüncesinde insanın dünya hayatına bağlılığının temelinde maya kavramının etkisinden söz edilebilir. evren değişmez, sarsılmaz ve sonsuz olmayıp, evrenin duyulara, algılara ve kişilere göre değişen göreceli bir varlığı söz konusudur.

    içinde yaşanılan evren varlık ve yokluk karışımı olarak betimlenebilir. kişilerin gündelik hayatta başlarına gelen olaylar, bilme istekleri, ilerleme, reform ve lüks yaşantıları onların ölümle yüz yüze oldukları gerçeğini değiştirmez. nedeni bilinmediği halde, ölüm gerçeğine rağmen hayata sımsıkı tutunma isteği, mayadır.

    maya üç gunadan (temel nitelikten) oluşmaktadır.

    bunlar; sattva, raja ve tamadır.

    rajalar, bitip tükenmek bilmeyen aktivite olarak ortaya çıkan enerjiyi ifade eder. muhabbet, arzu, istek, şehvet, öfke, kıskançlık, egoizm gibi özelliklere rajalar neden olur.

    tamalar ise kendilerini hareketsizlik, isteksizlik ve dikkatsizlik olarak gösterirler. tamalar bir nesnenin gerçek doğasını gizleyerek, onu olmadığı şekli ile gösterirler. insanı doğum ölüm çarkına esir eden tamalardır. tamaların cehalet, tembellik, aldanma gibi özellikleri de bulunmaktadır. raja ve tama eylem-eylemsizlik yönleri bakımından birbiri ile zıt karakterlidir.

    sattva ise ruhsal nitelikler olarak ortaya çıkar ve raja ile tama arasındaki dengeyi sağlar. sattva, safiyeti temsil eder. dürüstlük, tanrıya teslimiyet, inanç, ibadet ve kurtuluş arzusu gibi olumlu özellikler sattvanın nitelikleridir. sattva, atmanı ortaya çıkararak kurtuluşa giden yolu açar. gunalar her varlıkta mevcuttur ve bazen biri diğerinden ağır basmaktadır. gunalara bağımlı olan hiç kimse tam anlamıyla özgür olamaz. maya ise, bu üç gunanın (raja, tama, sattva) bütünleşmiş halidir.

    özetle maya kavramı insana, var oluşunun temelinde çelişkinin yattığını, iyilik ile kötülük, gülmek ve ağlamak, hayat ile ölümün bir arada bulunması gerektiğini hatırlatır.