şükela:  tümü | bugün soru sor
  • demir demirkan’ın tamamı ingilizce sözlü şarkılardan oluşan son albümü. özellikle let it burn’ü çok tuttum, i conform’un solosuna bittim.
  • temiz pürüzsüz bir demir demirkan albümü. ingilizce olması ayrı bir hava katmış. ritimler filan tam yerinde. biraz epitaph havasında ama olmuş bir albümdür.
  • 2018 çıkışlı demir demirkan albümü.

    bu albümün dinlediğim en iyi rock müzik albümlerinden biri olduğunu ve demir demirkan'ın tüm albümlerini dinlemiş biri olarak en olgun demir demirkan albümü olduğunu söyleyebilirim. ha 2004 istanbul kötü müydü ya da tam ölmek de değil ve diğerleri. tabii ki hayır hepsi iyi albümlerdi ama bu bambaşka bir albüm olmuş. bence en ayırt edici özelliği ingilizce olması. dilerim başarılı bir tanıtım çalışmasıyla yurt dışında ses getirir.

    hani bir eser görür ve "ne işçilik çıkarmışlar abi!" dersiniz ya işte awakening albümünü dinlerken tam olarak dediğim bu oldu. üzerinde çokça emek verildiği o kadar belli ki. resmen kulağınıza cila çekiyor ve bu tabiri bugüne kadar sadece judas priest'in painkiller albümü için kullanmıştım. varın siz düşünün ne kadar iyi ve temiz sound'a sahip bir albüm olduğunu.

    albümde en sevdiğim parçalar freedom, hold on to innocence ve let it burn oldu. i conform'un ise solosuna bayıldım. gerçi geriye bir tek money is kaldı o da nazar boncuğu olsun diyelim.

    her ne kadar facebook ve instagram üzerinden demir demirkan'a bizzat teşekkür etsem de buradan da kutluyor ve iyi ki varsın diyorum.
  • aşırı sıkıcı bulduğum ve 2000'li yılların başında unutulmuş müzikal kodlar/oyunlar içeren demir demirkan albümü.

    adından da anlaşılacağı üzere savaş konseptli üçlemenin ilk kaydı ve 'büyük hikayenin' başlangıcıymış. küçümsemek için söylemiyorum ama bu ilk albümdeki parçalar birbirine benzemiyorken albümler-arası ilişki nasıl kurulacak bilemiyorum. money is ve let it burn gerçekten felaket şarkılar. 'hah işte şimdi burada gitar solosu girecek' diye düşündüren şarkıları, ne yazık ki, 90'ların türkçe rock tedrisatından geçmiş müzisyenlerin (bkz: şebnem ferah) albümlerinde duymak zorunda kalıyoruz hala. dünya müziği bir yana, türkiye'de bile tatlı bir rock'n'roll devrimi yaşanırken, bu düzeyde bir muhafazakarlığa tanık olmak şaka gibi.

    elbette, sevenleri hayrını görsün.