şükela:  tümü | bugün
  • " bir insanın yaşamının en önemli kısmı, iyilik ve sevgi adına yaptığı küçük, isimsiz ve anımsanmayan eylemleridir. " ---william wordsworth
  • odev mi yaziyosun, adamin quote'larina mi ihtiyacin olucak, tiklaa: http://www.brainyquote.com/…william_wordsworth.html
  • the world is too much with us demisligi ile de hatirlarda kalan sair kisisi.
  • splendor in the grass

    "though nothing can bring back the hour
    of splendor in the grass, or glory in the
    flower; we will grieve not, rather find
    strength in what remains behind."
  • coleridge ile birlikte yazdigi lirik baladlar resmi olarak romantik akim'i baslatir tarih içre. yazdiklari çevrilmesi anlamsiz, belki de olanaksiz yazin adamlarindan biridir, coleridge de tabii. buna göre siir (lirik baladlar'in ikinci baskisinda bahseder) insanin duygu (ya da coskuyu) yasadigi anin degil ama yeniden yasadigi ve hem oyuncu hem izleyici oldugu anin ürünüdür..
  • şiirlerini okumak "bir dağ yamacında gün doğarken bir bardak su içmeye" benzetilen ingiliz romantik şair.

    http://www.wordsworth.org.uk/
  • döneminin pozitivizmi ve materyalizminin aklını kaçırtacak kadar üstüne geldiği anlarda, düşmemek için çayırlara uzanıp, sıkı sıkıya çimenlere tutunan (gerçekten), kafasını yeşilliklere gömen, coleridge'e göre çok daha bağnaz, sevimsiz ve kuru bulunan, ama deneyimlediği dönüşümler, travmalar ve döneminin ruhuyla uzlaşamama krizleriyle, coleridge'le karşılaştırdığımda çok daha ilginç bulduğum, hatta ruhbilimcilerin, yazdıklarından hareketle karmaşık psikanalitik tablolar çıkartabileceğini düşündüğüm ilk ingiliz romantiklerinden.
  • bir sairin sahip olabilecegi en guzel ismi kapmis sansli adam. a poem is worth a thousand words, dermis gibi, adiyla saniyla.
  • penny dreadful'un final bölümünde john clare, bu az kişinin bildiği, hayranı olduğum muazzam şairin ode: intimations of immortality from recollections of early childhood adlı şiirinden bir alıntı yapar.

    there was a time when meadow, grove, and stream,
    the earth, and every common sight,
    to me did seem apparelled in celestial light.
    the glory and the freshness of a dream,
    it is not now as it hath been of yore.
    turn wheresoe'er i may, by night or day,
    the things which i have seen i now can see no more.

    but there's a tree, of many, one,
    a single field which i have looked upon,
    both of them speak of something that is gone;
    the pansy at my feet.
    doth the same tale repeat:
    whither is fled the visionary gleam ?
    where is it now, the glory and the dream ?

    türkçesi :

    ova, koru ve nehirlerin ve dünyanın ve de bana sıradan gelen tüm manzaranın, ilahi bir ışık altındaymış gibi göründüğü zamanlar vardı.
    bir rüyanın tazeliği ve görkemi.
    artık geçmişte olduğu gibi değil. ne yöne bakarsam bakayım, ister gece ister gündüz, önceden gördüğüm şeyleri artık göremiyorum.

    ama bir ağaç var, diğer birçoğu arasında. bir de tepeden gördüğüm bir ova. ikisi de artık olmayan bir şeyden bahsediyor. ayaklarımın ucundaki hercai menekşe aynı hikayeyi tekrarlıyor.
    düşlediğimiz parıltı nereye kaçtı ? şimdi nerede o görkem ve rüya ?
  • kendisinin en çok bizi kuru ve yavan şeylerden kaçmamızı sağlayarak doğaya çağırdığı "the tables turned" şiirini severim. en sevdiğim kısmını da ekleyeyim buraya:

    "enough of science and of art;
    close up those barren leaves;
    come forth, and bring with you a heart
    that watches and receives. "

    bu kadar ilim ve sanat bahsi kâfî,
    bu kuru yaprakları kapat artık
    gel beri ve beraber öyle bir kalb getir ki
    müşahede edebilir ve alır, kabul eder.