şükela:  tümü | bugün
  • the world is too much with us demisligi ile de hatirlarda kalan sair kisisi.
  • coleridge ile birlikte yazdigi lirik baladlar resmi olarak romantik akim'i baslatir tarih içre. yazdiklari çevrilmesi anlamsiz, belki de olanaksiz yazin adamlarindan biridir, coleridge de tabii. buna göre siir (lirik baladlar'in ikinci baskisinda bahseder) insanin duygu (ya da coskuyu) yasadigi anin degil ama yeniden yasadigi ve hem oyuncu hem izleyici oldugu anin ürünüdür..
  • (bkz: the daffodils)
  • splendor in the grass

    "though nothing can bring back the hour
    of splendor in the grass, or glory in the
    flower; we will grieve not, rather find
    strength in what remains behind."
  • strange fits of passion have i known :
    and i will dare to tell,
    but in the lover's ear alone ,
    what once to me befell.
  • odev mi yaziyosun, adamin quote'larina mi ihtiyacin olucak, tiklaa: http://www.brainyquote.com/…william_wordsworth.html
  • (bkz: pandaemonium)
  • şiirlerini okumak "bir dağ yamacında gün doğarken bir bardak su içmeye" benzetilen ingiliz romantik şair.

    http://www.wordsworth.org.uk/
  • döneminin pozitivizmi ve materyalizminin aklını kaçırtacak kadar üstüne geldiği anlarda, düşmemek için çayırlara uzanıp, sıkı sıkıya çimenlere tutunan (gerçekten), kafasını yeşilliklere gömen, coleridge'e göre çok daha bağnaz, sevimsiz ve kuru bulunan, ama deneyimlediği dönüşümler, travmalar ve döneminin ruhuyla uzlaşamama krizleriyle, coleridge'le karşılaştırdığımda çok daha ilginç bulduğum, hatta ruhbilimcilerin, yazdıklarından hareketle karmaşık psikanalitik tablolar çıkartabileceğini düşündüğüm ilk ingiliz romantiklerinden.
  • romantik dönemin, yakın arkadaşı coleridge ile birlikte başlıca iki şairinden biridir. gençlik yıllarında kendini cambridge'in eğitimine vermek yerine avrupa'yı dolaşmayı seçmiş ve bu arada fransız devrimi'nin en şanlı günlerine şahitlik etmiş, devrimden ve vaad ettiklerinden çok etkilenmişti. ingiltere'de monarşinin ortadan kaldırılabilmesi ve tüm dünyada demokrasinin hakim olması için fransız devrimi'nin evrensel bir boyuta taşınmasına yürekten inanıyordu. bir süre sonra fransız devrimi'ne duyduğu bu coşkulu inancını yitirmişse de devrim her zaman hayatında önemli bir yere sahip olmuştur. geçirdiği büyük bir ruhsal bunalımdan hayatının her devrini paylaştığı ve en büyük destekçisi olan kız kardeşi dorothy'nin yardımı ile doğaya yönelerek atlatmıştır. çoğu edebiyat eleştirmenine göre kardeşlerin birbirlerine yazdıkları mektuplardan anlaşıldığı üzere, dorothy kardeşinden çok daha büyük bir yaratıcılığa sahip olmasına rağmen bu yönünü kardeşine destek olmak adına asla ortaya çıkarmamış ve hayatını kardeşinin bakıma adayarak bir bakıma insanlığı kendisinden mahrum bırakmıştır. wordsworth seksen yaşına kadar yaşamış da olsa kırklı yıllarında tüm dehasına kaybetmiş ve bu dönemden sonra gençlik yıllarındaki görüşlerine denk düşmeyen bağnaz bir anlayış benimsemiş, kayda değer bir eser yaratamamıştır. çağının şiir anlayışına pek çok yenilik getiren şairin, dehasını kaybetmesinin sebepleri; fransız devrimine olan inancını yitirmesi, fransa'da tanıştığı ve kendisinden bir çoçuğu olan gençlik aşkı annette vallon'dan ayrılması, yakın arkadaşı coldridge'le arkadaşlığının bozulması gibi sebeplere dayandırılsa da, bu vahim olayın ardında yatan aslında wordsworth'un bencilliğinin, derinlikten yoksun bir biçimde düşünmeye başlamasının, yoğun duygulardan özellikle de acı çekmekten kaçınması hususlarının yattığı düşünülmektedir.