şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---
    ne zaman arabada yere bir şey düşürsem aklıma gelip tebessüm etmeme neden olan güzel ötesi film.
    (bkz: kara delikli araba)
    --- spoiler ---

    geçen seneki if'te bu filme biletimi veren çocuk bana "şu elinizde tuttuğunuz bilet altın değerinde" demişti. ne de güzel söylemişti.

    (bkz: altın değerindeki biletler)
  • kendi halinde ama cok tatli bir film, simdi bir filme tatli demek genel olarak yersizdir amma velakin bu filmden inatla bir seyler alacagim diye beklemezseniz film sonunda size cok guzel kocaman bir gulumseme verecektir.
  • defalarca izledim bu filmi... daha çok izlerdim ama konsantrem bozuldu. filmde baş roldeki zia isimli karaktere her seslendiklerinde, bana sanki adama ziya diye sesleniyorlarmış gibi geliyor.

    --- spoiler ---

    - ziya did you finish my cottage cheese ?
    - olur mu abi ben erzincan tulum peynirinden başkasını yemem.

    --- spoiler ---
  • ölümün, özellikle de intiharla gelen ölümün, geride kalanlara yaşattıklarını yani intihara dair acı gerçekleri tamamen bir kenara attığımızda bu filme dair söylenecek temel şey gayet sakin ve hoş bir film olduğudur. teknik açıdan elbette kurcalanacak bazı yerleri var ama bu haliyle de hiç fena değil, kendini keyifle izlettiriyor, kısa öykü okur gibi hisettim kendimi yer yer izlerken, ki bu da bence oldukça iyi bir şey.

    hayattaki bazı temel şeylerin, hayatın anlamı, aşk, affetmek vb. ,
    --- spoiler ---
    "hayatın anlamını söylemezsen kendimi asıcam" diyen kardeşin kandırılarak sandalyeden indirilmesi ve hayatın anlamı olarak yediği tokat, sizi terketmesinin ardından acıya dayanamayarak uğruna bileklerinizi kestiğiniz kişiyi sevmekten vazgeçebilmeniz
    --- spoiler ---
    küçük küçük olaylarla anlatılması gayet güzel olmuş.

    ha bir de aşk yolun sonunda değil yolun üzerinde bir yerlerde diyor bu film, sanırım adında love story geçmesinin sebebi de aşka dair verdiği bu mesaj.
  • mucizevi bir küçük film. bütün bireyleri öte dünyada buluşan ailenin babasının "en iyi aile bizimki" deyişi, benzer bir çok küçük şakayla bezeli filmin en hoş esprilerinden biriydi. filmin dead and lovely ile açılması, film boyunca bol bol gogol bordello çalması, hele hele tom waits'in uzunca ve önemli bir rolü olması, film hakkında hiç bir şey bilmeden sinemaya gitmiş ve biletler tamamen tükenmişken, tamamen şans eseri kendini sinema koltuğunda bulabilmiş birisi için, gecenin mucizelerinin devamıydı sanki; evet, mucizeler hiç beklenmedikleri zaman gerçekleşirmiş, hasretle beklerken değil.
  • --- spoiler ---

    zia'nın mikal'ın gidişini umursamamaya başlayıp "ben de yapacak bir şey bulurum herhalde" diye yola koyulduktan sonra dirilmesi güzel bir detaydı. mucizeler onları umursamadığında gerçekleşir, aşk gibi.

    --- spoiler ---

    i never committed a suicide. it was overdose.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---
    hani zia tüm evi temizliyor pırıl pırıl yapıyor öyle intihar ediyor ama ölmeden önce gözden kaçırdığı bir toz parçasını görüyor ya. hah işte onun o an duyabileceği o sıkıntıyı ben hissediyorum yıllardır ruhumda.
    --- spoiler ---

    sanki o toz parçasını temizleyemeden ölmüşüm gibi.

    filme gelince hayatımın filmi diyebilirim daha önceden yazdığım gibi. hayatımda izlediğim en güzel filmlerden biridir. projelerimde, ödevlerimde elimden geldiğince yararlanmaya çalışıyorum kendisinden.

    güzel fimdir. izleyin, izlettirin.
  • hem intiharzedelere özgü yarattığı dünyası hem de hepsi birbirinden renkli karakterleriyle masal gibi bir film. sonunda bir masal bitiyor ve bir diğeri başlıyor. mümkünse sabaha kadar salonda kalıp yeni masalı izlemeyi beklerken, yanan ışıklar ve tuvalete koşmak için önünüze düşen teyzeler sayesinde renksiz gerçek dünyanıza uyandırılıyorsunuz.

    http://www.wristcutters.com/

    bunu seven bunu da sevdi: (bkz: im juli)
  • tek kelimeyle, kibrit alevi gibi faydalı bir filmdi... ağzımızdan çıkan sözlerin son kullanma tarihimizi belirlemediği bir dünya hakkındaydı: havaya atıp seyrettiğin kibritin yere düşmeden uçabilmesine şaşırmamak lazım, çünkü sen mesela bardaklar dolusu hüzün taşıdığında hayalperest edanla, çaktırmadan biliyorum yine aynı son yaşanacak... şaşırmamayı öğrenmek hakkında bir filmdi ve sonu baştan belli olduğu için güzeldi...
  • senaryosu goran dukic ve etgar keret tarafından yazılmış, yönetmeni goran dukic olan intihar, mutluluk ve isteklerin gerçekleşmesi üzerine gülümsetici 2006 yapımı film.
    oyuncuları patrick fugit (zia) , shannyn sossamon (mikal) , shea whigham (eugene) , tom waits (kneller) , will arnett (messiah) , cameron bowen (büyük kostya) , john hawkes (yan) , leslie bibb (desiree) olarak sıralanabilir ki, film hakkında hiç bir şey bilmeden izlediğinizde tom waits karşınıza çıkınca çok şaşırıyorsunuz, keyfiniz bir kat daha artıyor.
    film bende arizona dream ve donnie darko'nun verdiği lezzeti uyandırdı. konusuna gelince spoiler vererek anlatabileceğim...

    --- spoiler ---
    new jersey'li delikanlımız zia, sevgilisi desiree'den ayrılınca yaşadıklarına dayanamaz, zaten ailesi ile de arası limonidir. önce odasını bir güzel temizler, sonra bileklerini keser. (bilek kesme sahnesinde yere düştüğü an gördüğü toz-tüy yumağının hareketi çok anlamlı idi. sanırım ölmeden önce insanın görüp göreceği böyle bir şey olsa gerek.) sonra cenazesini izler, kız arkadaşının ağlayışını, başka erkeklerde kendini rahatlatmasını bekler...
    işte filmin en ilginç fikri bundan sonra başlar. bir nevi araf olan, insandan ve bitkilerden (ki onlar da pek sağlıklı değildi) başka benim tespit edebildiğim sadece iki hayvanın var olduğu, intihar edenlerin bulunduğu başka bir dünyaya gelir. burada tüm ailesi intihar ettiği için ailesi ile yaşayan, kendince bilge rus asıllı eugene ile tanışır. eugene'nin ilk sahnelerden birinde sarfettiği "bir kız hemen döneceğim derse, kesinlikle dönmez" lafı, filmin ana temalarından biridir.
    zia, desiree'nin de intihar ettiğini öğrenerek eugene ile birlikte yola koyulur, işte bu aşamadan sonra bir yol hikayesi başlar. arabalarının farları çalışmaz, ön koltuğun altında bir kara delik vardır ve düşürülen nesneleri yutar. yol kenarında amerikan filmlerinde çöl manzaralarında görmeye alıştığımız kuma gömülmüş hayvan isketleri yerine, araba ölüleri dikkat çeker. intihar eden arapların intihar bombacısı olması önyargısı konusunda göndermeler yapılır.
    ikilimiz yolda mikal ile karşılaşırlar. mikal aşırı doz aldığı için öldüğünden kendini intihar etmiş kabul etmez ve sürekli bu hatanın düzeltilmesi konusunda yetkili mercii arar. mikal de yetkilileri aramak üzere ekibe dahil olur. (yolda birlikte tuvaletlerini yaptıkları sahne özellikle çok eğlenceli idi.)
    bu esnada tom waits'in canlandırdığı kneller ile karşılaşırlar ve bir süre onun mucizelerle dolu kasabasında kalırlar. eugene, burda dilsiz olduğu halde, çıkardığı seslerle müzik yapan kızla yakınlaşır. kneller, zia'ya "bir şey çok istersen olmayacaktır. olmasının tek yolu hiç bir öneminin olmaması" diye uyarır ki bu da filmin ikinci önemli tespitidir.
    filmin sonunda zia, desiree'ye ulaşır ama desiree'nin uğruna intihar ettiği erkeğin kendisi olmadığı anlar ama zaten bu arada mikal'e aşık olmuştur.

    filmin sonu yeni bir şans, karadelik ve aşk üzerine idi... bittiğinde umut hissediyorsunuz...

    eğer intihar ettiğimizde ulaşacağımız dünya böyle basit kuralların, gereksiz değer yargılarının olmadığı bir yer ise, çok bilek kesesi geliyor insanın.

    tek üzücü detay nerde olursan ol torpilin işe yarayacak olması idi. hatırlattığı için coor bagpipes'e teşekkürler.
    --- spoiler ---