kudra

  • 3058
  • 1
  • 1
  • 0
  • evvelsi gün

fur an imaginary portrait of diane arbus

şimdi filmi sinemasal açıdan değerlendirmeyeceğim zira bunu her hangi bir insan da biraz dikkatli ve ilgili ise yapabilir. diğer yönü ve beni ilgilendirip tamamen hayal kırıklığına uğratan kısmı ise diane arbus'a dair bir film olması. tamam "an imaginary portrait" diyor film ama kardeşim ortada fotoğraf tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir kadın fotoğrafçı var. dönemin en uç konularını işlemiş ortaya inanılmaz dökümental fotoğraflar çıkarmış bir fotoğrafçı arbus. kariyeri allan arbus'tan sonra başlamıştır zaten ve bu kadın ki öldükten bir sene sonra işleri venedik bienali'nde sergilenen ilk amerikalı fotoğrafçıdır. fotoğrafçı diye üzerine basa basa tekrarlıyorum çektiği fotoğrafları, toplumun o dışlanmış insanları ve üzerine çalıştığı konular sonunda intihara sürüklemiştir. peki bu filmde ben neden bunların hiç birini göremiyorum da bunun yerine robert downey junior'ın canladırdığı karaktere aşık olan ve sadece kapı koridor fotoğrafı çeken bir "kadın" görüyorum. tamam kabul hayatının bir kesitini almış olabilirler ama yapmayın yahu bir paragraf yazdım şuraya bu kadar hayattan alınacak tek kesit bu mu? diane arbusun fotoğrafa başlama evresini anlatıyor olabilir belki ona bir lafım yok ama dezenformasyon çağında yaşıyoruz kaç kişi bu filmi izleyip açıp okumuştur diane arbus ile ilgili. sinema belli bir kültür açlığını kapatmak için yapılmıyor olabilir ama biyografik özellik taşıyan bir filmden bahsediyoruz. kültürü, bilgiyi hap şeklinde alan bir nesilden bahsediyoruz.

sinemasal açıdan film çok mu güzel? bilemem, filmde diane arbus'a dair bir şeyler aramaktan ve beklemekten sinemasal açıdan değerlendiremedim filmi. ayrıca bütün babayiğti kadın karakterlerini bundan sonra nicole kidman'dan izleyeceksek eğer biz de tedbirimizi alalım.

devamını okuyayım »
16.07.2007 10:44