şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kış depresyonu gibi hava değişikliğinden kaynaklı bir çeşit psikolojik rahatsızlık. nedeni tam olarak bilinmese de güneş ışığıyla alakalı. görülme sıklığı yüzde 1 ve yine kadınlarda görülme olasılığı daha yüksek. belirtileri depresyon belirtileriyle aynı olmakla birlikte ilkbahar veya yaz başı gibi görülüyor ve yaz depresyonu denilebilmesi için aynı tarihler de tekrarlaması gerekiyor. bu dönemlerde stresten kaçmak alınabilecek bir önlem.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/24977768/
  • "girmek için uygun depresyon arıyorum, bu sanırım bana pek uyuyor"

    depresyon işleri daire başkanlığının zemin katındaki danışmadaydım ve içimdeki ruh sıkıntısını şöyle güzelinden bir depresyona bağlayıp işi resmiyete dökmenin peşindeydim. granit bankoya parmaklarımla tıkırdatıp, memurun benimle ilgilenmesini ve hangi depresyona ne kadar süreyle gireceğime karar vermesini bekledim. herhangi bir devlet dairesinden farkı yoktu, yarım kapak pembe dosyalar yine tavana kadar yükseliyordu. yangında ilk kurtarılacak dev çelik dolaplar vardı fakat o heyulayı hangi süperkahramanın kurtaracağına dair bir bilgi yoktu. parası garanti olsun ve hafta sonları iş olmasın diye kpss ile devlete kapağı atmaya çalışan talihsiz bir kahramanı düşünüp gülümsedim. gülümsediğimi gören korkunç memur, yüzünü daha bir ekşitti. günde en fazla bir saat çalıştığı işinden nefret ediyordu fakat dünya üzerinde yapabileceği başka bir iş yoktu.

    "beyefendi ciddi bir sorununuz yoksa lütfen iş çıkarmayın, yaz depresyonu sizin için uygun değil."

    mevsimlik depresyon işçisi gibi dikildim, bu yaza damgamı vurabilirdim. canımın sıkıntısı her saniye artarken bunun neden kaynaklanıyor olabileceğini merak ediyordum, merak ettikçe kendime ve maaş ödemediğim halde yanımda kalan sadık kölem esteban'a sinirleniyor, bağırıp çağırmaya başlıyordum. askerlik sonrası elde edeceğimi sandığım sonsuz ve sınırsız özgürlük, yine bir başka bahara kalmıştı. hayal ettiğim birçok şey gerçek olmuştu olmasına ama içimdeki dolmayan boşluk yine tüm vücudumu ele geçirmeye başlamıştı. ailemle yaşarken çocuklaşıyordum, sanki 13 yaşında bir ergen gibi davranıyordum. ciğeri beş para etmez komutanım, tüm birliklerde devam eden inşaatların raporlarını ertesi güne yetiştirmemi söylediğinde yavşak gibi "emredersiniz" derken, annemin "ekmek al" ricasına, "uyuyorum yeaa" diye ters cevaplar veriyordum.

    şart olsun adamı sikerler, cehennemin dibine gönderirler. üç kuruş maaş için patronun tüm isteklerini yerine getirip sabahlarken, o kahrolası motifleri ve ışıklandırmaları modellerken, tüm mimari gerizekalılıkların teknik çizimlerini yaparken cevap vermek yok; rütbelilerin iğrenç egosuna ve tartışılmaz hakimiyetlerine sesini çeyrek desibel bile yükseltmek yok, anneye babaya var he mi? hayatları boyunca sana destek olmaktan başka bir şey yapmamış insanlara surat asmak da neyin nesi?

    içine düştüğüm halden ve mutsuz uyanmaktan epey sıkılmışken, kalktım depresyon işlerine başvurdum. böyle gidemezdi, planlarıma göre her şey güzel olacaktı. zorunluluklarımı bitirmiş olmanın hafifliğiyle uçarcasına dolaşacakken, evde oturup akşama kadar tavana bakmakla meşgul olmaya başlamıştım. ve 27 yıl bir insanı tanımak için yeterliyse eğer, her geçen günüm bir gün öncemi aratacaktı. daha da yavaşlayacaktım, yatağımı toplamak ölüm kadar zor gelecekti, daha az konuşacaktım ve hiçbir işe yaramayacaktım.

    "şunun bi adını koyalım hanımefendi, durumum acil" dedim. yaz depresyonu, dünya kupasının olduğu bir yılda erkeklere uğramazdı fakat 11 gün daha bu ruh haliyle yaşamak istemiyordum. mutlu olmam gerektiğini düşünüyordum, her şeyin eskisinden misliyle güzel olması gerektiğine o kadar inanmıştım ki, bu beklentilerde meydana gelen en ufak bir kayıp bile moralimi bozmaya yetmişti. belki de artık sonunda özgürlüğüme kavuşacağıma inandığım bir amacımın olmamasının yarattığı boşluk nefesimi kesmişti, vakumlamıştı beni. espedair street’ten bir paragraftım sanki:

    “hayallerim gerçekleşti ve anladım ki hayaller bir kez gerçekleşti mi artık hayal edilmeye değecek bir yanları kalmıyor. eski hayallerim gerçekleşirken, yenilerinin peşinde koşsaydım belki bunu sürdürebilir, daha yeşil tepeleri, daha taze kırları hedeflerdim."

    durumum bu paragraftan fazlası değilken, kaşe etekli memur bir haftalık depresyon yazıp gönderdi. bir hafta sonra dünyanın en mutlu beş adamından birisi olacağımı, sonraki bir ay boyunca televizyonun karşısında maç izleyeceğimi, dünya kupası sonrasında yine canımın sıkılacağını ve sonsuza dek bu ruh haliyle yaşayacağımı reçetenin dibine yazdı. bir yükselip bir alçalırken çoğu zaman midem bulanacaktı demek ki, bu mide bulantısını ise yazarak kısmen geçirebilecektim.

    eve döndüm, anneme yaz depresyonuna girdiğimi ve bir süre yalnız kalmak istediğimi söyledim. “şu elmayı ye bir şeyin kalmaz, yaz depresyonu da neymiş” dedi, elimde elma ile bilgisayarımın karşısına geçtim ve bir şeyler yazmaya başladım.
  • (bkz: yaz okulu)
  • sezon bitiminde iç hatlar terminalinin çıkışında 30 dakika bekleyince geçen depresyon. baktığınız insanların yüzlerinden okunan bıkkınlık, geri dönme isteği, bavulların verdiği yorguluğu okuduğunuz zaman bir şeyiniz kalmaz. yahu hayatını yapacağı 30 günlük tatile endeksleyen insanlar var bence depresyonda olan olan onlar.
  • eylülün gelmesini iple çekmek, kapalı havalardan medet ummaktır.
  • artık bende olduğundan emin olduğum şey.

    genelde bunu yazdan nefret etmek ile açıklardım. (bkz: yazdan nefret etmek/@turuncan53) ama her sene aynı kısırdöngüye girdiğimi fark ettim edeli buna farklı bir gözle bakıyorum. yazın genelde işsiz gezen bir yarı zamanlı çalışan olmamın ve cebimin her daim para görmemesi ile büyük ilgisi olsa da her sene haziran ayında aynı hataları yapıp aynı korkunç basık ruh haline girmemin farklı bir nedeni olmalı diyorum. böyle bir şey cidden varmış; yazın insan daha depresif olabiliyormuş.

    bu mevsimle birbirimizi oldum olası sevmedik, seveceğiz gibi de görünmüyor. daha 1.5 ay çekeceğim var. eylül'e dek ölmek o da olmazsa uyumak istiyorum ben.
  • yazın ortasında sevgili kaprisine maruz kalıyorsan gayet de olağan bir durum.

    edit; artık eski sevgili..
  • benimde içinde bulunduğum durumdur.

    şöyle ki askerden geldikten sonra ailemi falan ziyaret ettim. sonrasında ufak bir ameliyat geçirdim. şimdi de tekrar işe başladım. e.. bir seneyi doldurmayınca senelik iznim de olmuyor. doğal olarak tatil de yalan oldu. ben şimdi ne yapayım, nerelere gideyim? canım fena derecede tatil çekiyor. eğer şu kurban bayramından önce ki iki gün izin alıp tüm haftayı kapatıp tatile gidemez isem bunun bir diğer versiyonu olan kış depresyonunu da yaşıyor olacağım. uyku düzenim dahi bozuldu. ben ki en geç 11 deyince uyuyan adamken şimdi gece 3'lere kadar ayakta kalıyorum.