şükela:  tümü | bugün
  • sözlük yazarlarının hayatlarında ilk kez çalıştıkları meslektir. kimi berber çırağı, kimi garson, kimi ise fabrika işçisi olarak başladığı bu serüvene şahsım bakım onarım ustasının çırağı olarak başlamıştır.
  • galiba komisyonculuk.
  • döşemecilik.
  • (bkz: takı tasarım)

    7 yaşındayken, yazlıktaki komşunun kızından hoşlanıyordum. beraber boncuk dizip satalım mı dedi. koca yaz misinaya boncuk dizdik amk *
  • 13 yaşımda pastanede tezgahtarlık yaptım. kapanma eşiğinde olan, ekonomik olarak iflas edecek pastanemizde mecburiyetten ve tek başına, eksiksiz, yardımsız tezgahtarlık yaptım. sabah 6-7 civarı babamla pastaneyi açardık. o imalata inerdi. gece 11-12 lere kadar bir yaz dönemi çevirdim dükkanı. o zaman kendimi büyük sanardım her çocuk gibi. sonra büyüdükçe aslında ne kadar küçük olduğumu o yaşta bu işi nasıl becerebildiğimi fark ettim.
  • suculuk pazarda su satıyordum. belki okula bile gitmiyordum. ilk işim buydu. genelde eve dönüşte bardağı düşürür kırardım. buz gibi soğuk sudan içen diye diye bağırırdım. hijyen sıfır, herkese aynı bardağı çalkala ver.

    bunu daha sonrasıyla simitçilik takip etti. simitleri satamayınca ya da yorulunca akrabalara gidiyordum. onlar alıyordu.
  • yaş 8-10 arasındayken babama sinirlenip "ne alırsan bir milyon"cuda işe girdim. mekanın adı da tam ortama uygundu; curcuna !

    bizim komşunun mekan olmasından dolayı rica etmiştim mümkünse bir süre çalışmak istiyorum diye sağolsun muammer amcacım hevesimi kırmak istemedi "istediğinde gel başla dedi." dedim tamam ama nasıl heyecanlıyım sonucta ilk iş ve aileye karşı atılmış ilk somut isyan adımım !

    gece yatakta kendi kendime diyorum ki ulan bu işi yapmak kesin çok rahattır, zaten her şey bir milyon, gelen bunun fiyatı kadar derse "tabiki bir milyon lan malako ne olacak başka ne salak salak sorular bunlar ya ne mallarla uğraşıyoruz burada esnaflıkta çok zor arkadaş " modunda takılacam diye düşünüp kendi kendimi gaza getiriyorum.

    neyse ertesi gün kalktım gittim sabahtan baktım adam plastik sandalyeleri dışarı çıkartıyor. içimden dedim ki " lan bu sandalyelerin tanesi nasıl bir milyon vay anasını baya ucuzdan satıyormuş bizim muammer amca işte gerçek bir esnaf be helal olsun adama." ardından içeri girdim baktım ulan bir milyoncu da teleskop var, dürbün var, dürbün yanında leğen var, çamaşır askılığı var, köşe de mangal felan var birbirinden alakasız o kadar saçma şey bir arada sıkış tepiş bir şekilde de olsa var oğlu var. en başta dedim ya mekanın adı şanına uygun "curcuna" diye, cidden öyle sayko bir mekan. düşündüm tabi bu işte bir yanlışlık var diye ama inanmak da istemedim baya bir direndim öyle olmaması için.

    tabi o gün bana söylediler tek tek fiyatları. bana her ürünü gösterdiklerinde " bu da mı bir milyon değil muhammer amca ?" dedim. değildi, değilmiş. ulan dükkanın adı bir milyoncu ama hiç bir şey bir milyon değil ! yine hayatımın her anında olduğu gibi hiç bir şey düşündüğüm gibi çıkmadı, o zamanlar şaşırırdım bu duruma tabii zamanla tecrübeleniyor insan.

    neyse yaklaşık 1 hafta çalıştım ben fiyatları tam olarak öğrenmeye başladığımda babamla öpüştük barıştık.muammer amca'dan haftalığım olan "30 milyon"u aldım, elini öptüm işten ayrıldım.

    o zaman anladım ki hem bu hizmet sektörü çok zor hem de her şey bir milyoncudaki hiç bir şey aslında bir milyon değil ! bu saçma bilgiyi öğrenmek için bu kadar çile çekmeme gerek var mıydı tabii onu bilemiyorum.

    bu da böyle bir anımdır işte sözlük.
  • ilkokul 3 yada 4. sınıfın yazında sattıdığım çekiliş balonlarıyla icra ettiğim seyyar satıcılık dır
  • yaş sekizdi sanırım köpek bakıcılığı tabi köpek ısırınca ilk ve son oldu hala korkarım uzaktan güzel hayvandırlar
  • ilk defa para kazanılan meslektir.

    annemle babama yakalanana kadar semt pazarında testiyle su satmak.

    iyi sopa yemiştim eve gelene kadar, "lan pezevenk neyini eksik ettik, ders çalışsana sen" diye diye dövmüştü rahmetli.

    uslandım mı? tabii ki hayır, malzeme kutusundan boya sandığı yaparak ayakkabı boyacılığı da yaptım, yine yakalandım.