şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: gözlemevi)
  • bu serin gecede gerçekleştirdiğim ve bunun icin mutlu hissettiğim eylem. ne çok zaman olmuş gökyüzüne bakmayali.
  • güneş ve diğer yıldızlar dururken, altın ve elmaslar yeterince parlak mı?

    efsaneler der ki; tanrının en sevdiği çocukları olan insanlar, gözlerini ilk kez aysız ama berrak bir gecenin gökyüzüne açmışlar.

    denizin tam kenarında, yemyeşil çimenlerin üzerindeki doğal yataklarında, ilk kez dalgaların sesini duymuşlar.
    tanrılar gelip insanların uyanışını kutlamak için o denizin kenarında müzik yapmış ve şarkılar söylemişler.
    hava çok sakinmiş ve tatlı bir meltem esiyormuş. tanrıların sözleri o meltemin içerisinde, denizin dalga sesleri ile insanların kulaklarına ulaşmış ve yıldızlara bakarak ilk defa onlarla göz göze gelmişler.

    derler ki bu yüzden hala saatlerce yıldızları izleyebilir ve artık ne dediklerini anlamasak da deniz kenarında oturup dalgaları keyif ve biraz da hüzünle dinleriz.
  • lütuftur. düşünsenize sen yeryüzündesin, etraf zifiri karanlık ama gökyüzünde ufak ufak bir sürü parlayan bir şeyler var. bunu hangi betimleme açıklayabilir.
  • google'ın kutsal uygulaması (bkz: sky map) ile normalden çok daha keyifli ve aydınlatıcı hale gelen aktivitedir. resmen saatlerce oturup telefonunuzu gökyüzüne doğru tutarak gökyüzü ile ilgili değişik bilgiler edinmek mümkün.
  • yildizlari seyredip duygulanmayan biri makineden hallicedir. ve hayir, yildizlara romantik anlamlar yuklemekten bahsetmiyorum. evrenin bir parcasi oldugunu hissetmek yeteri kadar duygusalligi icinde barindirir.
  • acik havada gokyuzune bakinca ice oyle bir huzur gelir, oyle mutlu olunur ki "bundan boyle asla yildizlari goremedigim yerde yasamayacagim !" denir ve sehire geri donuldugunde o an akla gelip bir umutla yukari bakilir ama sehrin isiklari yildizlari gormenize izin vermez..

    (bkz: hayata dair ic burkan detaylar)
  • insana kısa süreli iç huzuru sağlar.
  • "ayyaşlıktan korkmuyordu. çünkü, kendini kolay kolay kaptırıp koyvermeyeceğini bilirdi. şarapla aralarında karşılıklı bir saygı oluşmuştu. ne şarap onu yere serer, ne de o şarabı döküp saçardı yerlere. asıl çekindiği kalabalıklardı. kalabalıkların, içindeki özsaygı duvarını yıkmasıydı.

    ...kimliğini açıklamak istemedi. sığınacak bir yer aradı. gözlerini; ince bir bulutun, hilalin üzerini örttüğü göğe kaldırdı. bir anlık sessizlik, bir iç çekişi... kendini bu temaşaya kaptırıp unutmak her şeyi, yıldızların adlarını saymak teker teker... kalabalıklardan uzakta, güvende olmak..."

    (bkz: semerkant)
  • gece şehir dışına balığa gittiğimde yaptığım eylem. ınsana hayatı, dünyayı ve evreni sorgulatır.

    biz neyiz? nerden geldik? nereye gidecegiz? bu dunyadaki amacımız ne? vs...