şükela:  tümü | bugün
  • aslında genel bir sorun olduğuna inandığım için "bir rezalet" başlığı altına konu etmek istedim. aşağıda da fazlasıyla açtığımı düşünüyorum. bir de 155 polis imdatı arayarak bir cinayeti önlemenin ihtimali gerçektende düşükmüş bunu anladım.

    malum 15 temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinin yıl dönümü. ev, cadde üzeri olunca sesler ister istemez rahatsız edebiliyor. fakat saygı duymak gerekiyor mu? en azından ben duyuyorum. fakat bir grup serseri, bonzai tutkunu sözde vatansefer aşağalık, an itibariyle 8 saattir tesisatlı arabalarıyla bölgede bulunan milletin kulağının ırzına geçmekte. bulaşılıp ya da rica edilecek tipler hiç değiller. ses o denli yoğun ki kapattığımız pencereler canlanıp iğrenç müziğin ritmiyle halaya duracak; zangır zungur. ayrıca bölge sakini milletimin bir kısmı bu durumdan memnun, pencerede oturup izlemeler, halay çekmeler, cep telefonuyla video'ya çekmeler felan... bu davarlar milletimin memnuniyetini görünce tabi dayıyor bası-tizi. gülermisin ağlarmısın... clublar'dan nefret ederim ama bu siperm israflarının bu günkü performansı sonrası herhangi bir gece klulübünde ibadet dahi edebilirmişim dedim. neyse laf edilip söylenecek daha çok şey var asıl konuya gelelim.

    yukarıdaki hödükleri şikayet için artık dayanamayıp polisi arama ihtiyacı hissettim/hissettik artık. 155'i çevirip 3-4 dakika bekledikten sonra karşıma mesai bitse de s*ktir olup gitsek tonlu bir "ao pols ihbbbaaa" sesi duydum.

    "merhaba memur bey" dedim. "evet" dedi. -tamam bu klasik polislerden anlaşıldı dedim içimden ve devam ettim- memur bey böyle böyle bu kadar saattir aşırı yüksek sesle müzik dinleyen bir grup serseri var. dertleri 15 temmuz da falan değil derken hemen söz kesip "yer neresi" diye cevap verdi.

    ben de ebeninki yavş*k demedim tabiyki. net mahalle ve bölgede bilinen bir marketin tam önü dememle yine davarca "sokak ne" diye sordu. blabla sokak, hemen tam karşısı tam sokak değil marketin önü ama dedim. hay demez olaydım bu yavşakçalar söz de polis "sohahta deeeeyyyilseee sohaaaan ismini niye veriyon" diye böğürdü.

    - evet arkadaşlar o kısacık zaman da aklıma gelen şey telefonun ucundaki hödüğe hakettiği cevabı verip, kısa, uzun namlulu fark etmez, bir silahla aşağıdaki ürüyen tipik serserileri ve sahip oldukları hurdayı moleküllerine ayırmayı denemek... neyse ki hayatımız bu davarlarınkinden ziyadesiyle değerli -

    neyse yaptığı davarlıklar, ve sesini fazlasıyla yükseltmesi üzerine, "ne bağrıyosun yahu dedim, ne sesini yükseltiyosun, ihbarı kayıtlara düşüyormusun, düşmüyormusun, diye bağırdım".

    "temem düşüyorumda, yer neyeşiş şlşlbşş" diye geveleyip ses tonunu düşürmeye çalıştı...

    "neden bağırıyosun, bağıramazsın" dedikten hemen sonra telefonu yüzüme kapattı. e ben durmadım tabi sokaktaki serserilere sergileyemediğim bu yiğitliği yarıda kesemezdim ardından hemen aradım 155'i ve bir başka polis memuru çıktı ve durumu izah ettim. konuştuğum değerli memur "böyle böyle bir ihbar bıraktınız bumuydu" dedi. evet budur dedim. "hemen ekip yolluyorum, hiç o sokaktakilerle muhattab olmayın" dedi. "teşekkür ederim ilginiz için, çok naziksiniz" dedim, kapattım.

    tüm bunları yazmamın nedeni bu sözde polis memurunun "nezaketsizliği" değil aslında. cadde üzerinde sabit bir şekil de hunharca kriz geçiren "gençler de" değil. 155 polis imdat hattının mantığının, ve kimi polis memurlarının insanlıktan nasiplerini almamış olmaları. bu tip davranış sergileyen ve telefonu açan vatandaşa "söyle ulahn ben tanrınım, ne var yine" modunda anlamsız egosu olan insanlar. bir de sokakta kimi polisler de bu tavrı görebilirsiniz. bu kadar egoyu bir fatih terim de bir de askeriye'de erler karşısında şans eseri genel kurmay başkanı olamamış ermiş bir kısım uzman çavuşta görmüştüm.

    ulahn bu kadar şey yazdık başımıza bir iş gelmesin diye (yırtma payı) demiyorum fakat bir kısım polisler de bu durum malesef böyle ve az değiller.

    bir diğer sıkıntı da şu tabiyki, polise ihbar edersiniz aradan en az 20 dakika geçtikten sonra sizi aradığınız telefondan bir başka telefon numarası arar. bu olaya müdahale etmesi için yollanan ekip arabasında ki polis memurudur. "durum ne" diye sorar bu arkadaş. cevap olarak "olan oldu savcı beyi ve cenaze arabasını bekliyoruz" artık deriz ya da haber bültenlerinde geçen "olaya halk müdahale" etti vs. denir.

    peki bizim yaşadığımız yüksek volümlü, bol abazalı, olayın neticesi ne mi oldu sevgili ahali? ne bir polis aradı, ne de bir polis geldi. 40 metre ötede ki meydan da elleri poposunda dolaşan polisleri çağırmak yerine kars ilçe emniyet müdürlüğüne bağlı ekipleri çağırmış olabilirler mi? hmmmm. yok anlaşılan s*klemediler. peki biz ne yaptık saat 02:00'ye kadar evimizin dibinde gümbürgümbür gümbür etrafa garip bir şekil de hava atıp, poz veren mallara katlanmak zorunda kaldık. ve halkımızın çoğunun yaptığını çok samimi ve içten bir şekil de yaptım: bela okudum.

    yazmak istediğim o kadar şey var ki bugün hakkında, keşke bir adet silaha sahip olsaydımlar mı, keşke sedat peker, nuriş giller, ya da türevleriyle ahbaplığım ilişkilerim olsaymışlar vs...

    sakin kafa: iyi ki hiç birine sahip değilim.

    not: "ki" bağlaç ekini fazla kullandığımın farkındayım. 155'ten daha çok işe yaradığına inanıyorum ki kullanıyorum.