şükela:  tümü | bugün
  • almanya dışişleri bakanı sigmar gabriel'in açıklamalarıyla başlayan ve şansölye angela merkel'in açıklamalarıyla devam eden, henüz türkiye'nin yanıt vermediği, ciddi bir krizin başlangıcı olarak işaretlenmesi gereken gün.

    kaynak

    ne dedi gabriel, bakalım:

    *türkiye'ye çok sabır gösterdik
    *türkiye politikamıza yeni bir yön vermemiz gerekiyor
    *türkiye sadece avrupa değerlerinden değil nato değerlerinden de uzaklaşıyor
    *hukuki güvencenin olmadığı bir ülkede hiç kimseye yatırım yapması tavsiyesi veremeyiz

    bunlar tabi, açıklamalarından sadece bir bölüm.

    ve merkel de çıktı, dışişleri bakanını doğruladı. velhasıl türkiye için kötü sinyaller geliyor.

    türkiye de yanıt vermiş. cumhurbaşkanlığı sözcüsü ibrahim kalın bakın ne diyor:

    "bu talihsiz açıklamaların yaklaşan seçimlere yönelik iç siyaset yatırımı olduğunu düşünüyoruz"

    kaynak

    "kişi kendinden bilir işi" diyorum. gülünç.
  • vahşi, hukuk tanımaz müslümanların yönettiği ülke ile demokratik değerleri içselleştirmiş insanların yönettiği ülke arasındaki kriz.
  • amerikan medyasında türkiye'nin nato'dan çıkarılmasına ve artık bir müttefik olarak sayılamayacağına dair bugün başlayan haber bombardımanının ardından gelmesi türkiye için yeni bir sürecin başladığını gösteriyor. çok uzun süredir içi karaktersiz, omurgasız bir dış siyasetle içi boşalan müttefik ilişkileri artık pratikte de türkiye'yi dışlar vaziyette olacak.

    bop'un yeni aşaması başlıyor yani. beslenip, göz yumulup, pohpohlanıp şişirilen islamcı otoriter şimdi müdahalelerin bahanesi olur.
  • ister istemez insanın aklına şu söz geliyor:
    (bkz: kalabalıkta efelik edenin tenhada özrü kabul olmaz)

    çok pesimist bir okuma olabilir, ama sanırım 3. dünya savaşı öncesi saflar netleşiyor ve türkiye nato'dan dışlanıyor. aslında türkiye nato'dan dışlanmıyor, türkiye kendini nato'dan uzaklaştırıyor. erdoğan kendi yoluna devam edebilmek için herkesi kullanıp atıyor. şimdi de avrasyacılarla hareket ediyor. bakalım erdoğan mı onları sokacak, yoksa onlar mı erdoğan'ı. ama gerçek şu ki, erdoğan türkiye'sinin artık ab'ye ihtiyacı yok. hatta erdoğan için ab bir yük artık. zira onu demokratik bir çizgiye zorluyor ab. oysa erdoğan için artık demokrasiye dönüş olamaz. bu fiilen mümkün değil. erdoğan'ın bu savaşı sırasında bakalım ülkemiz nerelere savrulacak. şimdiki durak rusya-çin çizgisi gibi gözüküyor. avrupa yoksa, sırt dayayacak başka bir güç lazım. durum bu.

    insanın kendine yaptığını kimse yapamaz derler ya, türkiye'nin kendine yaptığını kimse yapamaz. "dış giçlir, bizi kiskiniyirlir" edebiyatı falan hikaye...
  • almanya'nın bize karşı kıskançlığında geldiği durumu gösteren kriz.

    (bkz: yol yabdı)
    (bkz: yauğ sen erduvan'dan iyi mi bileceeğn)
  • almanya'yı fazla etkilemeyecek ama türkiye'de daha da derinden hissedilecek kriz.

    türkiye, almanya'nın ticaret hacminin %1'ini bile doldurmuyor. ancak almanya, türkiye'nin en çok ticaret yaptığı ülke.

    türkiye uluslararası alanda sesi çıkabilen, çıkınca bir şeyleri değiştirebilen bir ülkeydi, misal, avrupa birliği ordusu türkiye'nin muhalefeti yüzünden hayata geçememişti.

    şu anki süreçte, hele ki suriye'deki amerikan üslerinin konumlarını ve personel sayılarını deşifre etmesiyle, nato içerisinde güvenilirliğini tamamen kaybetmiş durumda.

    almanya'nın böyle bir süreçte dış siyasette düşebileceği zor bir durum yok.

    edit: teröre destek ve casusluk mevzusuna gelince, türkiye'nin (daha doğrusu türkiye'yi yönetmeye çalışan beceriksiz siyasi otoritenin) bu konuda sicili pek temiz değil. almanya pkk'ya destek veriyor deniyor, daha bir kaç sene önce türkiye de pkk'ya destek veriyordu, üstüne pyd'ye yardım amaçlı peşmergelerin türkiye'den geçmesine izin vermişti. "fetö" olayına hiç girmeyeyim, akp bir fetö projesiydi hali hazırda. casusluk olayına gelince, almanya'da türkiye için casusluk faaliyeti gösteren tiplemeler sınırdışı edilmişti, ancak tutuklanmamıştı.

    edit 2: daha yeni mit tırlarının gizlice suriye'ye silah taşıdığı ortaya çıktı. erdoğan'ın damadının daeş ile petrol ticareti yaptığı iddialarının altı boş görünmüyor. hatta sırf bu yüzden türkiye'de wikipedia'nın erişimi yasaklandı. halep'te, türkiye'nin de terör listesinde bulunan el kaide artığı örgütler ile mücadele edilirken, türkiye her türlü muhalefeti gösterdi.
  • sığır sığır türkiye avrasya'yı seçti diyenler var. adamlar meslek liseli ergen gibi arkadaşına atar yapıp nato'dan da çıkarız ab'den de uzaklaşırız diyor. bak aşağıda hayallerinizi suya düşürecek gerçekler var.

    ab'ye yaptığımız ticaret hacmimizin boyutu 145 milyar euro. bunun içinde 67 milyar euroluk kısmı ihracat 78 milyar euroluk kısmı ise ithalat şeklinde.

    senin tüm askeri silah ve mühimmatın nato uyumlu. ha çıkıyorum demen ile çıkman mümkün değil. zaten mevcut uçakların ile nato üyesi bir ülkeyi vuramazsın bile.

    şimdi sen rusya, çin ve diğer avrasya ülkeleri ile yakınlaşırım diyorsun ya bu ülkelerin ellerinde bir şekilde satabilecekleri bir sanayisi veya ham maddesi var. senin elinde ise rusya'ya satamayınca elinde kalan domatesin var. bugün rusya gibi soğuk bir ülkeden buğday ithalatı yapıyorsun. hani tarımın, hayvancılığın ve sanayin iyi olur deriz ki kendi kendimize yeten bir ülkeyiz. kimseye ihtiyacımız yok vs. ama bugün sen almanya'nın ürettiği tankı satın almışsın. bir yedek parçaya ihtiyacın olsa onlardan alamayacaksın. helikopter üreticem diyorsun motorunu avusturyalılar satmıyor. sen bu ergen tavırlarla ülke yönetirsen daha çok ülkeden ayar yersin.

    şimdi katar yüzünden araplarla da kötü oldun. iran'la bile aramız iyi değil. kısaca çevre ülkelerden hiç birisi ile aramız iyi değil. nasıl bir hükümete sahip isek her sınır komşumuz ile kavga dövüş ediyoruz. allah'dan azeriler şu anda kardeş ülke. yoksa onlarla da kavga ederiz. ama çok değil 3-5 seneye kalmaz azeri kardeşlerimiz ile de birbirimize gireriz.
  • mercedes'imi yakamam, kimse kusura bakmasın.
  • bence 1-2 sert mesaj vermeliyiz. ne bileyim işte resmi twitter hesabından havalimanımızın fotoğrafını paylaşıp "çeqemeyen anten taq$ın" yazalım veya "herqe$in derdi biz olmu$uz, demek ki zamanında iyi qoymu$uz. ssss" yazalım.

    alayınız gelsin köpekler bu hilalle haçın savaşı. ver mehteri alaman gavuruna.
  • aman ne olacak, anca laf söyler giderler diyenler bir, türkiye zaten yeni konumunu seçti ve avrasya'ya kaydı diyenler iki. ne kadar kolay konuşuyorsunuz böyle. bir daha düşünün derim ben.

    birincisi, akape'li zevat idrak edemiyor yıllardır ama türkiye sandığınız gibi güçlü ve muktedir bir ülke değil. hiç olmadı ve bu kafayla ve bu yapısıyla olamaz da. (mevcut cumhurbaşkanı bile önce abd'den icazet aldı hatırlatırım. şimdi de varı yoğu katar.) hatta kendi ligindeki ülkeler arasında en kırılgan ekonomiye ve toplumsal yapıya sahip ülke türkiye. özenle ayrıştırılmış, her an birbirine girmeye hazır gruplar mevcut ki o çatışma bir başlarsa nereye kadar gider kimse bilemez.

    bu ülke her daim en az iki blok arasında sıkışmış durumdadır ve geçmişte izlenen ama öyle ama böyle denge siyaseti ile bir şekilde götü kurtarabiliyorduk, kör topal belli bir doğrultuda gidiyorduk ki tatmin edici değildi elbette. ama şimdi olmayan gücümüzle coğrafyanın başat aktörü gibi rol kesmeye çalışıyoruz. bu neye benziyor biliyor musunuz? ayna karşısında rol kesip sokağa çıkar çıkmaz ikinci adımında yüz üstü gömülen adamın dramına.

    almanya sadece almanya değildir. avrupa birliği'dir ve hatta dolaylı yoldan abd'dir. bu ülkelerin tek bir küresel şirketinin cirosu senin ülkenin tüm üretiminden fazla. sen bu güçlerin ağalığını yaptığı tüm sistemlere katılmışsın, şu veya bu şekilde naz, kapris yapıp coğrafi konumunu ve müslüman ağırlıklı bir nüfusla sorunlu da olsa demokratikleşme sürecinde seküler bir ülke olmanın avantajını kullanarak alabileceğinden hep bir fazlasını alabilmişsin. ama yetmiyor.

    şimdi böyle nerden çıktığı bile belli olmayan bir büyüklük kompleksi çıktı, arkası kesilmiyor. inekle kurbağanın hikayesi vardır, ilkokul çağında falan okumuştum galiba. kurbağa ineğe öykünür, nefes alıp bırakmaz, şişer de şişer. en sonunda kaçınılmaz olarak patlar. sen bu hikayedeki kurbağa gibi davranıyorsun işte.

    almanya bir şey diyorsa durup dinleyeceksin. ezilip büzülmek için değil. onlar senin her bir kelimeni can kulağıyla dinliyor, kaydediyor, değerlendiriyor, birtakım sonuçlara varıyor ve daha sonra önüne koyuyor. akılcı davranmak budur. hönkürerek olmuyor uluslararası politakalar. kapasiteni idrak edip ona göre politikalar üretmek, böyle gerizekalı gibi olmayan gücüne güvenip sakil tavırlarla kabadayılık yapmaya çalışmaktan daha iyi sonuçlar verir. kabadayılık yapacaksan, putin'e özeneceksen avrupa'yı sözlük anlamıyla titretebilecek bir gücünün olması lazım. var mı? yok.

    sabahtan akşama kadar televizyonda, bilgisayar başında döviz ne oldu diye düzenli aralıklarla bakmak "zorunda" bırakılan bir halkın varsa, sen kendine konum beğenemezsin. seni lütfen talep ederler, çağırırlar. çağırırken de elli tane koşula uymanı beklerler. sonra çıkıp "kayseri pazarlığı yaptım ehi ehi" diye kendini rezil ettiğinle kalırsın.

    hangi avrasya'ymış o bizi dört gözle bekleyen? çok merak ettim. kıçı kırık abd paraziti arap emirlikleri ve suudlar yoktur herhalde orada? zaten konumu tutmuyor. tutsa da en son bildiğim kadarıyla abd'nin emriyle katar'ı öttürüyorlardı hep beraber ve türkiye'yle ilişkilerinde ölçülü bir geri çekiliş talep etmişlerdi. iran mı? haha. çin mi? çok gittik ama avrasya deyince açık olmuyor. çin seni donunda sallamaya bile tenezzül etmez. adamlar kendilerini abd ve rusya karşısında konumlandırıyor. rusya mı oluyor bu avrasya? gördük nasıl süründürdüklerini. türkiye'ye uygulanan ambargo büyük ölçüde bitti ama tüm lojistik operasyonlar eski demir perde ülkelerinde kaldı. süründürmeye devam ediyorlar, sadece sürüm sürüm sürünmüyoruz. adamlardan füze sistemi alıp gönül alıp diğer tarafa gözdağı veriyoruz hesapta. hangi avrasya arkadaş bu. türki cumhuriyetler mi? adamların bize bakış açısı mini vahhabi cumhuriyeti'ne evrilmek üzere. evrilmese ne olur. oralara rusya'yı çiğnemeden giremezsin. girmeyi deneyenleri gördük. hangi avrasya arkadaş bu? göt gibi kaldık ortada. bütün dünyada aynı anda, birbiriyle husumet içinde olan ülkelerin tamamıyla arayı bozmayı başaran yegane ülkeyiz biz. bu gerçekten imkansızı başarmaktır bak. embesillik diz boyu.

    üretmek ve ürettiğini katma değer yaratacak şekilde satmak, yani küresel rekabete girmek zorunda olan bir ülke burası. elinde avucunda üretim bile kalmadı, herkes al-sata kaymanın hesaplarını yapıyor da 80 milyon doyurulacak ağız varken yetmez. almanya ise tarihsel, kültürel, ekonomik olarak en sıkı ilişki içinde olduğun ülke. sana şimdi açık açık "sabır sabır, bizden bu kadar. biraz kendinize çeki düzen verin artık" diyorlar. senin tek kozun ne? mülteci akını başlatmak. yapacağın şantaja güveniyorsun yani. skandal bana kalırsa ya arsızlık bazıları için pek sorun değil artık.

    teknoloji akışını keserim, ihracatta sıkıntı çıkarırım üretiminiz sekteye uğrar, uluslararası pazarlarda mallarımı daha rekabetçi konumlandırırım iki yıl belinizi doğrultamazsınız diyebiliyor musun? hayır. o zaman sus anasını satayım. sus, çok sıkıldık bu yeni-osmanlıcık oyunundan. bugünü kaybettik, gelecek de gümbürtüde. bu ilişkilerin tamiri kolay değil o kadar da karşıdakinin kafa dökme beton olunca anlatamıyorsun.