• sözcü gazetesinin haberine dayandırarak açtığım başlıkta " (bkz: 18 kasım 2020 marmara üniv. atama ilginçliği) " bahsedilen olayların tamamen gerçekleşerek rezalete dönüşmesi olayıdır.

    konunun detaylarını bir önceki cümlede "bakınız" verdiğim başlıkta zaten uzunca anlatmıştım ve tüm belgeleri sunmuştum. tekrar okumak istemeyen kişiler için olayı kısaca hatırlatayım:

    --- spoiler ---

    fsm üniversitesi rektörü muhammed fatih andı'nın oğlu ahmet fatih andı marmara üniversitesi'nin açtığı araştırma görevlisi kadrosunun başvuru şartlarını sağlayabilen tek kişi olarak alım sınavına tek başına girme hakkı kazanmıştır...
    --- spoiler ---

    ben bu olayı ekşi'de yazdığım zaman duyarlı ekşisözlük yazarları olaya büyük tepki gösterince rektör çocuğu bir açıklama yaparak benim kullanıcı adımı paylaştı. bunun üzerine "ahaber, yenişafak, yeniakit, haber7" gibi "tarafsızlık, bağımsızlık ve etik" konularında tüm dünyaya parmak ısırtan medya unsurlarımız hiç anlamadan, hiç dinlemeden benim "yalancı, iftiracı ve mobbingci(o ne demekse artık)" olduğuma dair açıklamayı paylaştı...

    belgelerini paylaştığım olay için "chp kumpası" diyen oldu, "rektörümüze karşı operasyon" diyen oldu, "memleketimizin dürüst evladı ahmet fatih andı kardeşimizi yemeye çalışıyorlar" diyen oldu, "kardeşimiz iki dil biliyor, gayet liyakat sahibidir" diyen oldu, "uydurma sınavla operasyon" diyen oldu, her şeyi dediler, her şeyi yazdılar, çizdiler... sadece "el insaf" diyemediler... üstelik, bana dava açacakları minvalinde açıklamalarda bile bulundular. google üzerinden küçücük bir araştırma yaparak bu bahsettiğim haberleri görebilirsiniz. burada koskoca marmara üniversitesi'nin araştırma görevlisi kadrosu sınavına tek başına giren suçlu değil, bunu duyuran suçlu... ne âlâ memleket...

    ve bugün bakıyoruz... marmara üniversitesi'nin kendi resmi sitesindeki akademik kadro başlığında kimin adını görüyoruz? rektör çocuğu ahmet fatih andı (işte belgesi!) ... linkini verdiğim sayfadaki isim listesine bakarsanız son sırada bu şahsın adını görebilirsiniz.

    eee "memleketimizin dürüst evlatları" kimse sorarım onlara... hani yalancıydım, hani iftiracıydım, hani "mobingciydim"? ne oldu şimdi? hani nerede yalan, nerede iftira??? adam tek başına sınava girmiş mi girmiş! sadece 50 puan almış mı almış! sınava tek başına girdiği için direkt olarak birinci olmuş mu olmuş! atanmış mı atanmış! e nerede yalan?

    geçenlerde yine marmara üniversitesi'nde görevli bir akademisyen dini konularda fikrini beyan ettikten sonra inanılmaz bir linç yemiş ve istifa etmişti. ancak bugün yaşananlara baktığımızda, bir rektör çocuğunun bir üniversiteye bu şekilde atanması islam aşkıyla yanıp tutuştuğunu iddia eden şahısları hiç rahatsız etmiyor... adam gayet düşük puanlarla marmara üniversitesi'nin araştırma görevlisi sınavına giriyor, giriş sınavından ala ala 50 puan alıyor ve akademisyen oluyor... buna tepki gösterenler de suçlu oluyor. ben, "özgür" bir birey olarak bir devlet üniversitesinin araştırma görevlisi kadrosu şartlarını sadece bir kişinin sağlayabilmesini ve bu kişinin 50 puanla akademisyen yapılmasını "rezalet" olarak görüyorum.

    üstelik bu "memleketimizin dürüst evladı" olan arkadaşımızın dergipark'ta bulunan akademik yayınlarına baktığımız zaman, listede iki tane makalesinin bulunduğunu ve bu iki makalenin de babasının şu an rektörü olduğu fsm üniversitesi'nin dergisinde basıldığını görüyoruz ( işte belgesi )! elbette ki bu da kocaman bir tesadüf!

    belki de en kötüsü... bu olay onlarca medya organında duyurulduğu, sosyal medyada binlerce kez paylaşıldığı halde, herkes isyan ettiği halde adamlar son derece rahat tavırlarla "yalan, iftira" deyip hiç sıkılmadan o makama oturabiliyor. bize, "konuşur konuşur susarlar" muamelesi yapılıyor.

    şimdi çıkıp “benim marmara'ya atandığım kesinlikle yalandır, ben oraya atanmadım tayin edildim, hatta tayin bile edilmedim sadece tek başıma girdiğim sınavdan 50 puan aldım, aksini iddia eden iftiracıdır!” derlerse hiç şaşırmam.

    işte böyle sevgili arkadaşlar... sen uğraş, didin, dirsek çürüt... sonra rektörün oğlu gelsin tek başına girdiği sınav ile akademisyen olsun. birçok gencecik insan okuyabilmek için annesinden babasından para almak zorunda kalıyor, hatta çalışmak zorunda kalıyor. parasızlıktan eğitim hayatına sonlandıranlar bile oluyor. öte yandan bir bakıyoruz, babası rektör olan adamlar şahane yerlerde şahane kadroları kapıveriyorlar.

    not: başlığı bugün açtığım için tarih olarak 21 ocak yazdım, yoksa atama, elbette bir süre önce gerçekleşmişti.

    edit: şunu da eklemek isterim ki asıl yalancı, bana "yalancı" diyendir, asıl iftiracı, bana "iftiracı" diyendir.

    edit: rektör muhammed fatih andı'nın biyografisinde "yök sosyal ve beşerî bilimler etik kurulu üyeliklerinde de bulunmuştur." cümlesi var. entry bu kadar...
  • derhal up!

    hakikaten bu ülkenin çalışkan bireyleri 5 sene sınava girmese ve kendi eğitimlerini bağımsız kişilerden alsa bu üniversitelerin güvenirliği ve yetkinliği aşırı oranda azalır. hangi alan olursa olsun zeki insanın olmadığı bölümler örümcek ağı ile doludur. ne yapacaklar ülkenin zeki insanları üniversitelerde olmayınca? bakalım o zaman torpille aile şirketi yaptıkları kurumlardan bir iş çıkacak mı?

    tanım: bu ülkede artık bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşündürten başlıklardan biri
  • ''yine mi lan?'' diyerek açtığım başlıktır. namazlı niyazlı akpli kardeşlerimiz bizi bugün de şaşırtmadı.
  • hard rock metallica dinliyorsa sorun yok diye yorumladığım olay
  • üniversiteleri getirdikleri hali düsündükten sonra, aslinda arastirma görevlisi pozisyonlarini böyle dagitmamalari skandal olurdu.

    siz hala türk üniversitelerinde bilim yapiliyor mu saniyorsunuz?
  • anneni öpen kadı, derdimizi kime anlatacağız?
  • bunu yapacak kadar omurgasız adam "memleketimizin dürüst evladı" olsa ne olur olmasa ne olur.

    diyelim ki bunu yapan adam müslüman. sana "kul hakkı yersen cehennemliksin" denmiyor mu kardeş?

    diyelim ki bunu yapan adam ateist. sende hiç mi hakkaniyet hissi; hiç mi ar, utanma yok kardeş?

    bu "sınav"ı yapan, yaptıran, üstten bastıran, alttan kabul eden herkes derhal mahkemelerde sürünmeli. ardından bu ülkede hak hukuk varsa hapislerde sürünmeli.
  • bu başlığın aklıma getirdiği şey, biz neden bunlara alıştık. neden bunlar bizim için artık çok normal? bizim ülkemizin savcısı, avukatı, hakimi yok mu? bizim adalet bakanımız sanki kendisi bakanlık koltuğunda oturmuyormuş da başkası o koltuktaymış gibi açıklamalar yapıyor.

    en önemli not: hakların yendiğini devletin, halkın ve cümle alemin bildiği halde kimsenin bunu değiştirmek için kılını kıpırdatmadığı hadiseler bütünü.
  • boşuna mücadele ediyorum diyorum çoğu zaman. boşuna gözlerime kan oturuyor , uykusuz kalıyorum , emek veriyorum.

    her yerde o pis elleriniz, akademinin içine de gün geçtikçe daha çok giriyorsunuz sinsi sinsi. emek hırsızları!
hesabın var mı? giriş yap