şükela:  tümü | bugün
  • jack nicholson, dermot mulroney, hope davis, kathy bates'in rol aldığı yeni film. yönetmen alexander payne.
  • hayatimi bosa mi geciriyorum, acaba 60 yasima geldigimde yanimda yatan bu adam da kim der miyim, napiyorum ben nereye gidiyorum gibi sorular sorduran, en huzunlu sahnelerinde bile muthis espriler olan, muthis keyifli, buruk bi gulumsemeyle biten jack nicholson saheseri.
  • election ve citizen ruth filmlerinin yonetmeni alexander payne'in son filmi, veya bombasi. gordugunuz gorebileceginiz en midwestern film. daha once 2001 yilindaki favori filmim ghost world'den aldigim tadin bir benzerini aldim bu filmden. minik fakat filmi etkileyici kilan, bazen cok komik, bazen cok trajik detaylar, nefis oyunculuklar filmin basarisina onemli katkida bulunuyor. film tabii nicholson etrafinda donuyor, ama diger oyunculara da haksizlik yapmayalim, ozellikle aslan yelesi sac modeli ve komik top sakaliyla su yatagi saticisi damat randall [dermot mulroney], cazgir ve azgin dunur roberta [kathy bates] mukemmeller. nicholson'in one man show'undan baska bir sey goremeyenleri de anlayamiyorum. ucsuz bucaksiz amerikan "landscape"inin insanlarini bundan daha iyi anlatan bir film varsa da, ben gormedim..
    bundan sonraki ilk isim, election ve citizen ruth'u bulup seyretmek olacak.
  • zaman zaman insanlarin ikiyüzlülükleriyle ve ici bos sözleriyle de bir güzel dalga gecen, gülümseten hos film.
  • belirli ve onceden tahmin edilebilen anatomiye sahip, siradan ve alisilagelmis standart hollywood filmlerinden ayrilan basit senaryosu, minik ayrintilar ile verdigi ince mesajlar ve basta jack amca olmak uzere tum oyuncularin performansi ile uzun sureden sonra sinema izleme keyfini yasatan film. yasamini dogru seylere adamanin ne kadar onemli oldugunu son cizgiden gosterebilen yapim.
  • ustadin dugun konusmasinda yuzunun aldigi birbirinden farklı 244 mimik izlenmeye degerdir
  • pek cok konuya deginiyim derken hicbirinin derinine inmeyen,tamamlanmamis, eksik hissi veren alexander payne filmi...
  • insana yaşlılığını düşündüren, bu yüzden beni mecidiyeköy odeon'dan beyoğlu'na dek efkarlı adımlarla yürüten film.
  • etkilenmeden salondan çıkmanın mümkün olmadığı bir film.. jack nicholsan'ın oyunculugu mükemmel..az diyaloğa rağmen mimikler ve vücut diliyle bir kez daha hayran bıraktı kendine..bence ne üstün körü geçilmiş mesajlar ne de olduğundan hafif sunulan bir senaryo vardı.. herşey tam olması gerektiği gibi basit ama vurucu.. seyrederken beckett oyunları* aklınıza geliyor..depresif, karanlık, mutsuz bir film.. zaman zaman çok güldürüyor hatta gözleriniz dolarken bi yandan da gülümsemek gibi garip bir ruh haline sokmak gibi bir başarısıda var filmin.. itici amerikan tavırlar, tepkiler ve o berbat aksan olmasa daha cok bir avrupa filmine benzetilebilir.. çünkü amerikanın küçük beyinlerinden çıkmayacak kadar yoğun bir film..
  • gayet garip bir ruh haliyle izledigimden mi bilmem acayip hosuma giden bir film oldu. jack nicholson olmasa bu kadar güzel olabilir miydi diye de düsünmedik degil lakin filmde en hosuma giden sey, olayların bugünün kosullarında gerceklesmesine ragmen insanların hiçbirsekilde teknolojiyi kullanmıyor olusuydu. mesela mektuplar geliyor ne bileyim, kimsenin cep telefonu kullandıgını görmedim, ankesörlü telefon kullanıyorlar hatta.. ne bir internet var ortalıkta, ne de konusulmadan görüsülmeden halledilen problemler vs vs..gayet normal seylerin, gercek seylerin abartılmadan gözler önüne serildigi bir filmdi ve sanki 80lerde cekilmiş gibiydi.
    evet, iyiydi.