vpr

  • 2376
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

çin halk cumhuriyeti

dunyanin en stratejik pazari ve dunya ekonomisinin gelecegi konusunda en onemli bolgesi haline gelmis ulke.

nufusundan dolayi sahip oldugu devasal pazari ve hindistan ile beraber dunyanin en ucuz is gucu potansiyelini dunyaya acmasi ile beklenenden cok daha hizli sekilde cikisa gecmis olan cin, ozellikle uretim konusunda kuresel firmalarin yatirimlari icin en uygun alan haline geldi. ulke yonetiminin ipleri elinde bulunduracak sekilde yabanci sermayeyi ulkeye sokmasi ve gerekli politikalari hizli sekilde olusturmasi ile cin, bazi kaynaklara gore 15 yil diger ongorulere gore en gec 40 yil icinde dunyanin en buyuk ekonomisi haline gelecek. yuksek ogrenime verdigi onem ile de sahip oldugu genc uretken ve asil onemlisi ucuz isgucunun, avrupada ozellikle macaristan, cek cumhuriyeti, polonya, romanya gibi buyumekte olan ulkelerin elinden yatirimlari kapmasi ile cin sadece gelismis ulkeleri degil gelismekte olan ulkeleri de etkileyen bir guc haline geldi. zira gecenlerde yanilmiyorsam ibm macaristan'da acmayi planladigi ar-ge tesisini daha isgucu olarak daha ucuz ve lojistik olarak daha genis olanaklar sundugundan cin'e kaydirma karari aldi.

abd gibi sahip oldugu global oyuncu firmalari ile dunya pazarinda har vurup harman savuran ve kuresellesmenin butun kaymagini yiyen en buyuk ekonomi icinse cin ozellikle issizlik konusunda onemli bir durum arzediyor. her ne kadar amerikan firmalari cin'in ucuz isgucunden bayaa bir kar etseler de, maliyet olarak cinli bir muhendisin 10 kati fiyata sahip amerikan muhendislerinin issiz kalmasi, ayni sekilde abd uzerinde olan bir ton fabrikanin kapatilip cin'e tasinmasi ozellikle amerikan halkinda konu ile ilgili isyani koruklemekte. tuketim ekonomisinin tavana vurdugu, yillardir kuresel kapitalizmin tum kaymagini yiyen abd'nin karsi karsiya oldugu sorun, icerde ayni olcude uretim yapamamasi katlanan issizlik oranina ek olarak bu sene rekor seviyeye varan federal butce acigi ile iyice meydana cikti. zira bununla basetmekte gucluk ceken ve halktan aldigi tepkilerle zor durumda kalan ve kanimca daha da kalacak olan abd'nin kendi tezleri olan serbest piyasa ekonomisine limitler koymasi ilginc ama zorunlu bir tepki olarak ortaya cikti.

calismakta oldugum firma da dahil olmak uzere tum global firmalarin, cin'in, gerek uretim merkezleri yatirimlari gerekse sahip oldugu (ya da olacagi) buyuk tuketici pazarindan erkenden pay kapmak istemeleri olayi artik gunluk kahve molalari geyiklerine inecek kadar oncelikli olmasi durumu cin'in ne kadar stratejik bir oneme sahip oldugunun kanimca ufak bir gostergesi. olayin ne noktalara varacagini gercekten ilgi ile izlemekteyim.

konuyu daha derinlemesine merak edenler icin, cin ile ilgili deniz gokce'nin gazetesi icin yaptigi oldukca iyi derlenmis bir yazi dizisi asagida bulunmaktadir:

çin çin!

the economist dergisinin rakamlarına göre çin ekonomisi şu anda dünyanın iki numaralı en büyük ekonomisi. dünya ekonomisinin büyümesine çok uzun zamandır abd ekonomisinden daha fazla katkı yapan çin, sadece çok şikayet edilen ihracatı ile değil, ithalatı ile de birçok ülkeyi etkilemekte. şu anda güney kore ve tayvan çin'e abd'ye sattıklarından daha fazla ihracat yapmaktalar. japonya ve almanya'nın çin'e ihracatı bu yıl yüzde 40 artmış durumda. japonya ve almanya'nın abd'ye ihracatı ise düşüyor. çin şu anda japonya'nın ikinci büyük ihracat piyasası. hong kong da eklenirse japonya'nın çin'e ihracatı japonya'nın abd'ye ihracatından büyük. bu ihracat nedeni ile japonya yedi çeyrekten beri büyüme sergilemekte. yani çin önce asya, sonra da dünyayı büyüten, ayağa kaldıran ülke olarak adlandırılabilir. çin son çeyrekte yüzde 18 büyümüş bulunuyor. japonya üçüncü çeyrekte yüzde 2.2 büyüdü. singapur yüzde 17 ve tayvan yüzde 24 büyümüş durumdalar. bu rakamlar nedeni ile de üçüncü çeyrekte tüm gelişen ülkeler yüzde 8.7 yani 1994 yılından bu yana en yüksek yüzde ile büyürken, toplam dünya ekonomisinin büyüme hızı üçüncü çeyrekte yüzde 5 değerine ulaştı.

ancak bu arada abd oyun bozanlık yapmakta. abd yüksek cari denge açığı nedeni ile çin'in parasını değerlendirmesini istedi ki çin, abd'ye daha az ihracat yapsın. çin de buna yanaşmayınca geçen hafta (18 kasım günü) güya serbest ticaret taraftarı abd, çin'den ithal edilen sutyen, gecelik ve örme kumaş ürünlerine kota koydu. bu ürünlerin ithalatının yılda sadece yüzde 7.5 artmasına izin verileceği de ilan edildi. abd'nin çin'den toplam 9-10 milyar dolarlık tekstil ve konfeksiyon ürünü ithalatında bu seçilmiş çin ürünlerinin payı ilk dokuz ayda sadece 500 milyon dolar civarında, yani değer değil tutum önemli. bu karar üzerine çin ticaret bakanlığı da 'abd'den ithal edilen bazı ürünlerin ithalat vergilerini artıracağını' açıkladı. bu tür bir ticaret savaşı kimseye yaramaz, büyümeye çalışan dünya ekonomisinin bacağı tutar ve büyümeyi çelmeler.

çin ise kendisinin ithalat vergisi artışının abd tarafından geçen yıl gündeme getirilen demir çelik kotaları ile ilişkili olduğunu açıkladı. ab de, abd'ye demir çelik kotalarını kaldırmadığı takdirde 2.2 milyar dolarlık gümrük vergisi koyarak cevap vereceğini bildirmişti. ancak herkes biliyor ki abd'nin son korumacılık çıkışları aslında abd'de yapılacak olan seçimler nedeni ile gündeme gelen ve iç politikaya yönelik popülizm. ama dünyanın en büyük ekonomisi, iç politika için ortalığa yıllarca dikte etmeye çalıştığı ve doğru bir politika olan serbest ticaret idealini çiğnediği zaman, işler zora giriyor!

tabii her işte olduğu gibi işin bir de başka şekilde bakılması gereken uzun dönem perspektifi var. aslında çin birçok ülkeyi rahatsız eden çok hızlı bir ekonomik değişme, gelişme ve saldırgan bir ihracat olgusu sergilemekte.

=====================

çin böreği pişti !

dünyada bir çin fırtınası esiyor. çin bir yandan tüm dünyanın daha hızlı büyümesini ve üretmesini sağlayan kurtarıcı gibi, diğer taraftan da sattığı mallar nedeni ile (ithalat belası nedeni ile), türkiye de dahil olmak üzere, tüm ülkeler tarafından baş belası olarak görülebiliyor. tüm dünya çin'i anlamak zorunda.

* * *

önce biraz tarih bilgisi! çin'in 4000 yıllık geçmişinde dört adet önemli dönem var. eldeki veriler milattan daha geriye gitmemize izin vermiyor. milat'tan kabaca 1500 yılına kadar çin dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri imiş. kişi başına gsyih hesapları yapılırsa çin bu 1500 yılın son 1000 yıllık döneminde batı avrupa'dan daha yüksek kişi başına gelir ve üretim düzeyi sergiliyormuş. ancak fatih sultan mehmed, ikinci beyazıt, yavuz selim ve kanuni süleyman dönemlerini kapsayan ve 1538 preveze savaşı'nı da içeren 1450 -1550 arasında ne olduysa çin birden durmuş. bu dönemi takiben önce ming hanedanı, sonra da ching hanedanı dönemlerinde kabaca 300 yıl çin kişi başına gsyih rakamı hiç değişmemiş ve çin geri düşmüş. üstelik batı onbirinci yüzyılda başlayan bilim devrimini uygulamaya koyup bu süre de geçmiş gitmiş. geride kalan çin kendisini dünyaya kapatmış ve en sonunda da batı ve japonya tarafından işgal bile edilmiş. bu süreçte çin kişi başına geliri 2000 yıl öncenin düzeyine geri inmiş. çin'in yeniden canlanması ise en son 25 yıla rastlıyor. 1978 yılından başlayarak yeniden dışa açılmanın mimarı deng xiaoping. çin, deng ile 500 yıllık uykudan uyanmış bulunuyor.

* * *

deng öncesinde başkan mao zedong uluslararası sistemi tamamen reddederek, hatta uluslararası sistemi tamamen ortadan kaldırmaya soyunur ve dış politikasını abd ve sovyet'leri tehdit, gelişen ülkelere yanaşma ve uluslararası kuruluşlardan soyutlanma ve ekonomik bağımsızlık ilkeleri üzerine kurarken, deng birden ülkeyi tam tersi yöne saptırmış ve dışa açılma sürecini başlatmış. sonuç rakamlarla ortaya konabilir. 1978 yılında çin dünyanın dokuzuncu büyük ekonomisi idi. gsyih toplamı abd'nin sekizde biri ve japonya'nın üçte biri kadardı. ekonominin büyüklüğü sıralaması abd, japonya, almanya, hindistan, italya, fransa, ingiltere, brezilya ve çin olarak yapılıyordu. ancak 2001 yılına gelindiğinde çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi olmuştu. milli geliri abd'nin yarısından biraz fazla olarak gerçekleşirken, japonya'dan da yüzde 60 daha büyük olarak gerçekleşmişti ve büyüklük sıralaması önemli ölçüde değişmişti. abd hala birinci idi ve çin ikinci olurken onları sıra ile japonya, hindistan, almanya, italya, ingiltere, fransa, brezilya takip etmekte idi. çin 1980'li yıllardan başlayarak çifte rakamlı büyüme hızları gerçekleştirirken ve bugünlerde ise yüzde sekiz düzeyini aşan ortalama reel büyüme sergilerken dünya şaşırıyordu. çin bu büyüme hızını devam ettirirse ve abd büyüme hızı da ortalama yüzde 3 alınırsa, 2015 yılında yani tam 12 yıl sonra çin dünyanın en büyük ekonomisi haline gelecek. çin'in bu hızla büyümeye devam edip etmeyeceği ayrı bir soru ama, tabii bir de nüfus faktörü var. çin kabaca 1.3 milyar nüfusu ile abd'nin dörtbuçuk misli bir nüfusa sahip. ancak işgücü sayısı göz önüne alınırsa 760 milyonluk işgücü ile çin abd'nin 130 milyonluk işgücüne nazaran altı misli bir işgücü sergiliyor. yani çin gerçek bir dev.

* * *

bu 25 yıllık dışa açılma sürecinde çin ekonomisini hızla özelleştirir ve serbest piyasa anlayışına geçerken, kabaca toplam 500 milyar dolarlık fiziki dış yatırımı da ülkeye çekmeyi başarmış. 1990-2003 arasında ise inanılmaz rakamlar var. bu sürede çin'in ihracatı sekiz misli büyüyerek 380 milyar dolar düzeyine fırlamış. çin şu anda asya'nın elektronik ihracatının yüzde otuz kadarını yapıyor. 2000 yılında dünya ihracatının yüzde 3.9 kadarını yapan çin 2003 sonunda dünya toplam ihracatının yüzde altı kadarını gerçekleştirmiş olacak. bu da dünyada türkiye dahil birçok ülkede, ithalat artışı ve üretim daralması ve istihdam düşüşü nedeni olarak yorumlanabiliyor. çin bela olarak görülüyor. çin sinirleri bozuyor!

ancak sinirlenmek değil, çin'i anlamak ve izlemek gerekli. çünkü çin'in gelişme ve kalkınma hamlesi pek duracak gibi gözükmüyor. bu nedenle de çin'e başka bir gözle bakmak gerekiyor. çin'in ekonomik atılımı kadar dış politikası ve sosyal gelişmeleri de izlenmek zorunda, bunu da önümüzdeki günlerde yapacağız.

* * *

çin artık farklı bir ülke olduğunun mesajını son günlerde oldukça kuvvetli olarak verdi. 15 ekim 2003 günü gobi çölü'nden fırlatılan shenzhou 5 adlı bir çin uzay aracı albay yang livei komutasında 21 saat uzayda kaldı, 14 defa dünyanın çevresini dolandı ve arkasında uzayda insan taşımayan bir modül bırakarak, iç moğolistan topraklarına başarı ile indi. bugüne kadar her yıl çoğu japonya'dan olmak üzere 1.8 milyar dolar dış yardım alan çin, 1992 yılında o zamanki komünist parti genel sekreteri olan jiang zemin tarafından başlatılan 2 milyar dolarlık uzay girişimi çerçevesinde project 921 adlı programı 2003 yılında başarıya ulaştırmıştı. bundan tam 42 yıl evvel nasıl yuri gagarin sovyetleri sevince boğdu ise ve nasıl daha sonra abd alan shepard adlı asronot ile sevinmiş ve iftihar etmiş ise albay yang da çin için bir iftihar meselesi. ama iş biraz daha ileri gitmiş durumda. shenzhou uzay araçları rus soyuz modelini örnek alarak işe başlamış. ancak shenzhou kendi teknolojisini de üretmiş bir uzay aracı. farklı solar paneller, farklı şekilde inşa edilerek uzayda sekiz aya kadar kalmayı sağlayacak bir modül, farklı yakıt sistemi, farklı bilgisayar sistemleri ile shenzhou büyük bir teknolojik atılımı da temsil ediyor. shenzhou programı aynı zamanda gözetleme ve dinleme açısından askeri anlamda da çok önemli gelişmeler içeriyor.

* * *

çin ayrıca abd'den bağımsız olarak yeni bir dünya çapında 'global positioning system' denen uydu temelli sistemi de devreye sokmak üzere. bu nedenle pek yakında abd çin'i ortak uzay programlarına almaya başlamak zorunda kalırsa da kimse şaşmasın. ancak uzay başarısı çin'in son dönemdeki tek şişinme nedeni, iftihar konusu değil. çin bundan iki yıl evvel çin 2008 olimpiyatları'nı beijing'de yapma hakkını da kazandı. ayrıca wto adını taşıyan dünya ticaret örgütü'ne de üye oldular. yani uyuyan dev iyice uyanmış durumda. kimse artık çin'in dünya gelişmelerine pasif kalan, izole bir ülke olduğu yargısını devam ettiremez. çin bundan sonra siyasi ve sosyal anlamda da tam bir dünya ülkesi, gerçek bir dünya devi olacak!

=====================

çin pazarları kapıyor!

yazı dizimizin zamanlamasının mükemmel olduğunu düşünüyoruz. çünkü dünkü gazetelerde die tarafından ilan edilen dış ticaret rakamlarına dayanarak verilen haberler vardı. dokuz ayda 15.4 milyar dolara varan dış ticaret açığının en büyük bölümü rusya'dan kaynaklanıyor. rusya'ya 953 milyon dolar ihracat ve rusya'dan 3.759 milyar dolar ithalat yapmışız (bu normal çünkü ana kalem hampetrol ve doğalgaz tipi enerji ithalatı). ancak çin ile olan ticaretimiz çok enteresan şekilde gelişiyor. ilk dokuz ayda çin'den 1.744 milyar dolar ithalat yapmışız ve sadece 354.9 milyon dolarlık ihracat yapabilmişiz. ve çin'den başlıca ucuz tekstil ürünleri ithal ediyoruz. tekstil de bizim temel ihracat maddelerimizden biri! çin yavaş yavaş türkiye için de sorun olmaya başlıyor. ama biz gene çin'e geri dönelim!

çin'de üretim ve istihdam yapısı batı'dan oldukça farklı. çin özet bir ifade ile henüz bir tarım toplumundan bir sanayi toplumuna dönüşme çabası içinde olan bir ülke. çin'de çalışan nüfusun yüzde 50 kadarı hala tarımda istihdam edilmekte. bu rakam türkiye'de yüzde 35.40 arasında dalgalanıyor ve abd'de ise yüzde 2! çin'de sanayide çalışan oranı yüzde 22 civarında, abd'de yüzde 19 ve türkiye'de yüzde 25-30 arasında dalgalanıyor. ama hizmet sektöründe durum değişik. abd'de çalışanların yüzde 79 kadarı hizmet sektöründe, çin'de ise sadece yüzde 28 hizmet sektöründe bulunuyor.

* * *

tipik bir çin ailesi tablosu çizilirse şöyle bir görüntü ortaya çıkıyor: aile kırsal bir bölgede oturuyor. erkek kentsel bir yerde çalışıyor. erkek yılda sadece iki defa kentteki işçi lojmanından kırsal yere ailesinin yanına gidiyor, kentte çalışmasının temel nedeni ise kentsel alan ile kırsal alan arasında çok büyük bir ücret uçurumu olması. 2001 yılı rakamları ile ortalama işçi ücreti kentte 6860 yuan, kırsal alanda ise 2366 yuan! ve aradaki uçurum 1990'lı yıllardan itibaren hızla büyümekte. çin işçisinin sanayide tarıma oranla daha fazla kazanmasının iki nedeni var. birincisi sanayi ürünleri ihracata dönük, ikincisi ise sanayi işçileri daha yüksek oranda sermaye ile mücehhez oldukları için daha verimliller.

mesela çin işçisinin tarımdaki verimliliği bir abd tarım işçisinin sadece yüzde 3.2'si kadar. bir abd tarım işçisi bir çin tarım işçisinin 31 katı üretim yapıyor. bir abd sanayi işçisi ise beş çin sanayi işçisi kadar üretken. verimlilik ve ücretler daha yüksek olduğundan işçiler tarımdan sanayi sektörüne geçiyorlar. ancak bu sadece çin içinde görülen bir olgu değil. başka ülkelerin sanayi işçileri iş kaybederken, çin sanayi işçisi oranı artıyor, çünkü çin'de işçi ücretleri dünyanın diğer bölgelerine oranla çok düşük.

* * *

yapılan incelemelere göre dünyada dört tabaka sanayi işçisi ücreti var. birinci tabakada japonya, abd ve avrupa'daki sanayi işçileri var. 2001 yılında japonya saatte 16.46 dolar, abd 16.14 dolar ve avrupa'daki sanayi işçileri 14.13 dolar kazanmaktalar. ikinci tabakada ise singapur 6.72 dolar, kore 5.69 dolar ve tayvan 5.18 dolar ile yer almakta. üçüncü tabakada meksika 2.08 ve brezilya 2.04 dolar ile gözüküyorlar. ve nihayet en düşük ücretli sanayi işçisi çin'de ve 0.61 dolar ücret almakta. bu nedenle imalat sanayi ucuz ücretin peşinden çin'e kayıyor denilebilir.

yapılan incelemelere göre önümüzdeki on yılda çin 150 milyon sanayi sektörü işçisine iş yaratmak zorunda. dışa açılmanın başladığı 1978 yılı ile 2001 arasında çin kabaca 100 milyon sanayi sektörü işi yaratmıştı. sanayi sektörü böylece tamamen ihracata dönük çalışırken, kabaca gsyih toplamının yüzde 25 kadarını ihraç eder duruma geliyor.

* * *

çin ekonomisi uyanır ve sanayi ürünü ihracatına dönerken bazı ülkeler de kaybediyor. çin şu anda asya'dan abd'ye en çok ihracat yapan ülke olarak japonya'yı geride bırakmış bulunuyor. 1978 ile 1999 arasında hem meksika hem de çin konfeksiyon, kumaş ve iplik gibi tekstil ürünleri ve ilgili sektörlerin ürünlerinde piyasa paylarını büyütmüşler, japonya ise kaybeden ülke olmuş. ancak şimdi meksika da çin'e pazar payı kaybedenler arasına karışmış bulunuyor. 1980 ile 1999 arasında meksika'nın ihracatı 121 milyar dolar artarken, çin'in ihracatı 177 milyar dolar artmış. ama son üç yılda çin'in ihracatı 188 milyar dolara artarken, meksika'nın ihracatı sadece 13 milyar dolar artmış.

bu şartlar altında imalat sanayi birçok iş dalında çin'e taşınırken, çin dünyanın birçok ülkesini sanayide sermaye yatırımını kendine çekmeyi başarmış bulunuyor. 1980 yılına kadar çin hiçbir yabancı sermaye yatırımı alamazken, bugün yılda 50 milyar dolar ufak kalmaya başladı. incelemeler başka şartlar altında abd'ye gidecek olan sanayi yatırımlarının çin'e gittiğini gösteriyor. bu furyada tarımdan sanayi kesimine işgücü aktarılırken ve sanayi yatırımları da çin'e yönelirken, dış alem yatırımcıları da yatırımlarından daha yüksek bir getiri sağlayabildikleri için çin'e göç ediyorlar tabii!

* * *

ancak batı'nın bu işten bir başka çıkarı daha var. çin'den yapılan ucuz ithalat abd enflasyonunu da daha düşük tutmaya yarıyor. 1970 yılında çin'den ithalat nerede ise sıfır iken bugün toplam abd ithalatının yüzde 12 kadarına ulaşmış bulunuyor. abd'nin çin'den ithalatı ise sanayileşmemiş ülkelerden olan ithalatın yüzde 23 kadarını kapsıyor. bu rakamlar önemli çünkü bugün abd'nin ithalatının yarısı sanayileşmemiş ülkelerden ve bu ülkelerin sanayi ürünleri fiyat endeksi sekiz yıldır sürekli düşmekte. yani çin'in sanayi ürünleri ihracatı dünya genelinde ve abd'de, enflasyonu düşük tutan önemli bir faktör.

2002 yılında çin'in toplam ihracatına bakıldığı zaman en çok satılan 10 ürün kategorisi aşağıdaki gibi. konfeksiyon 34 milyar dolar, bilgi işlem makineleri 20 milyar dolar, ayakkabı 11 milyar dolar, tekstil ürünleri, kumaş, iplik 9 milyar dolar, oyuncak 5.5 milyar dolar, mobilya 5.4 milyar dolar, radyo - telefon 5.3 milyar dolar, su ürünleri 2.9 milyar dolar, elektronik devreler 2.7 milyar dolar, kömür 2.5 milyar dolar ile önde gelen sektörler.

=====================

ya bir tüketirlerse?

dizimizde şu ana kadar çin'in üretim ve ihracat hikayesini vurguladık. ancak çin dünya nüfusunun nerede ise dörtte birini içerdiği için aynı zamanda gelir düzeyi yükseldikçe dünyadaki tüketimin de motoru haline gelme potansiyelini taşıyor. tabii ki şu anda çin oldukça fakir bir ülke. tabii ki nüfusun büyük kısmı kırsal kesimde yaşıyor. ve tabii çin'de gelir dağılımı oldukça bozuk, üstelik çok zengin kimseler de var. ancak bazı şeyler de değişmekte.

çin haneleri giderek hem kırsal alanda hem de kentsel alanda renkli televizyon, elektrikli vantilatör, çamaşır makinesi, buzdolabı gibi hayatı kolaylaştıran aygıtlara sahip olmaktalar. çin hanelerinin servet birikimi arttıkça dikiş makinesi ve bisiklet gibi şeyler daha az bulunacak ve satılacak, otomobiller ise yolları dolduracak. şu anda her bir otomobilliye karşın yüz bisikletli çinli var. ama bu grafiğin bir gün tersine döneceğinden kimsenin şüphesi yok.

aşağıda bir abd-çin karşılaştırması var. tüm istatistikler 100 kişi esas alınarak yapılmış.

- çin'de 1000 kişide 583 bisiklet var, abd'de ise 361.
- çin'de 1000 kişide 22 motosiklet var, abd'de ise 15.
- ancak çin'de 1000 kişide 14 otomobil olmasına karşılık, abd'de 759 rakamı geçerli.
- telefon istatistiklerine bakıldığında çin'de 1000 kişide 137 sabit telefon ve 110 mobil telefon bulunuyor. abd'de ise 1000 kişide 667 sabit telefon ve 451 mobil telefon bulunmakta.
- çin'de 1000 kişide 399 radyo bulunmasına karşılık, abd'de inanmayacaksınız ama 2117 radyo bulunuyor.
- çin'de televizyon sayısı 1000 kişide 304, abd'de ise 835.
- kablolu televizyon aboneliği çin'de 1000 kişide 69, abd'de ise 257.
- kişi başına elektrik tüketimi çin'de 827 kilowat saat, abd'de ise 12322!

* * *

bütün bunların anlamı şu: çin ihracat yapıp, dışa daha çok açılıp gelir seviyesini yükselttiği zaman birçok tüketim malını ithal etmek zorunda kalacak. bu nedenle zaman içinde en büyük tüketim piyasası da çin olacak. bu nedenle şimdi ihracat yapmak için çin'de üretim yapan dış kaynaklı sermaye, bir süre sonra ücret ve gelir düzeyleri arttıkça iç piyasaya da büyük satış yapacak. mesela otomotiv piyasasında şöyle bir hesap yapılmış: çin'de otomotiv kullanımını abd düzeyinin beşte biri gibi mütevazı bir düzeye çıkartmak bile 114 milyon otomobil üretilmesini gerektiriyor. bu rakam kabaca şu anda abd'de çalışır durumdaki otomobil sayısına yakın! üstelik radyo, televizyon, çamaşır makinesi satın alacak ve elektrik kullanacak milyonlarca çin vatandaşı gelirlerinin artmasını bekliyor!

ancak hemen akıllara gelen bir soru da şu: çin şu anda birçok vasıfsız işçiye sahip. acaba ileride işgücü teknolojinin gerektirdiği şekilde vasıflı işçi haline gelebilecek mi. bu soru temelde bir eğitim sorusu. çünkü hayat standardını yükseltmek isteyen bir ülkenin daha çok 'bilgi entansif' ürünler üretmesi gerek.

1985 yılında çin'in ihracatının yüzde bir kadarı high-tech ürünlerden oluşuyordu. bugün ise yüzde 23 kadarı high-tech ürünler. çin bunu önemli ölçüde insan kaynağına yatırım veya teknik adı ile beşeri sermaye yatırımı ile gerçekleştirmiş bulunuyor. çin'de 1978 yılında 10 bin nüfusta sadece 9 olan üniversite mezunu sayısı, bugün 6 misline zıplamış durumda: 10.000 kişide 56 üniversite mezunu var. tabii ki bu abd'deki rakamın onda biri kadar bir düzey. ilginç şekilde çin vatandaşları üniversite eğitimi almak için yurtdışına gidiyorlar, yurtdışına gidenlerin sayısında bir patlama olmuş. ancak, dünya trendlerinin tersine gidenlerin büyük kısmı da eğitim sonrası ülkelerine geri dönüyorlar.

* * *

esas unutulmaması gereken istatistik şimdi vereceğimiz. 1978 yılında çin'de özel sektör olmadığı için özel sektörde yerli ve yabancı şirketlerde çalışan insan sayısı (hizmet sektörünü dışarda tutuyoruz, mesela küçük lokanta sahibi veya çalışanını katmıyoruz) nerede ise sıfır idi. bugün işçilerin yüzde 40 kadarı özel sektöre ait ve kar için çalışan firmalarda istihdam ediliyor. yani işgücü, devlet şirketlerinden özel şirketlere hızla aktarılmış. işte bu türkiye'nin başaramadığı değişim!

ancak bugün çin'in yapması gereken bir önemli adım daha var. abd'de 1000 kişide 625 bilgisayar var. çin'de ise bu rakam sadece 19!

abd yılda enformasyon ve iletişim teknolojisi için kişi başına 2924 dolar harcamakta. çin ise sadece 53 dolar. abd'de bir milyon kişide bir olarak bakıldığında, bilimsel araştırma-geliştirme konusunda çalışan teknik kişi ve mühendis sayısı, çin rakamının tam dokuz misli. çin'de sadece 184 internet serveri var iken, abd'de bu rakam bugün 78126 düzeyine varmış bulunuyor. abd'de kişi başına internet kullanımı oranı çin rakamlarının tam yirmi misli!

çin başka bir örnek verilerek şöyle anlatılabilir. çin dün ile yarının tam bir çorbası. çin nüfusunun tarım, sanayi ve hizmet bölümü abd ekonomisinin kabaca 1882 yılındaki yapısına benziyor. ama bu çin ancak 120 yıl sonra bugünkü abd standartlarını yakalayabilir demek değil. bugün çin kişi başına 4800 dolar gelir ile abd standardının sekizde birini sağlıyor olsa da, önümüzdeki 10 yılda abd'den büyük bir ekonomi haline gelmesi, tüm dünya dengelerini değiştirecek gibi gözüküyor.

=====================

çin tayvan'ı yuttu!

çin'in son yirmi yılda büyük bir serbestleşme ve ihracat hamlesi içinde olduğu biliniyor. ancak bu ihracat hamlesinin detayları pek bilinmiyor. çin bir dünya high-tech devi olmak konusunda kararlı. bu nedenle de yabancı sermayeyi kullanarak belli tür elektronik eşya üretiminden işe başlamış.

yabancı sermaye yatırımı çin'e ne sağladı? bu yıl hong kong ve çin (bir arada mütalaa edildiği takdirde), dünyada üretilen toplam 12 tüketiciye dönük elektronik eşyadan sekiz kadarını üretiyor olacak. mesela dünyadaki toplam dvd üretiminin ve dijital kameraların kabaca yarısı, dvd-rom drive aygıtlarının, kişisel bilgisayarların ve laptopların üçte biri, mobil telefonların, renkli televizyonların, bireysel dijital asistanların ve araba stereo setlerinin dörtte biri bu yıl çin tarafından üretilmiş olacak. çin'in başarısı asya elektronik sektörünü tepetakla eder durumda.

* * *

1997 yılında asya bölgesinin elektronik eşya ihracatının yüzde 14 kadarını yapan çin şimdi bu rakamı yüzde 30 düzeyine çıkarmış bulunuyor. çin'in kazançları en çok singapur'u hırpaladı. singapur'un pazar payı yüzde 19 civarından yüzde 10 civarına inmiş bulunuyor. malezya, tayvan vetayland da baskı altında olan ülkeler. çin rekabeti karşısında ayakta kalabilen tek ülke güney kore! 1997 yılında piyasa payı yüzde 16.5 olan kore, 2000 yılında yüzde 18.7 düzeyine çıkmış, sonra da 2002 yılında 17.1 düzeyinde tutunmayı başarmış.

* * *

çin'in başarısında önemli bir rolü tayvan'da kurulu olan firmaların, siyasi sorunları bir kenara bırakıp, üretimi çin topraklarına taşımaları oynuyor. tayvan hükümeti çin topraklarında 1997 yılında 11 milyar dolar, 2001 yılında 19 milyar dolar ve 2002 yılında 32 milyar dolar yatırım yapılmasına izin vermiş. böylece şu anda tayvan orijinli büyük elektronik firmalarının yüzde 56 kadarı, orta boy firmalarının yüzde 63 kadarı ve küçük firmaların yüzde 73 kadarı üretim faaliyetlerini tayvan'dan çin'e taşımış bulunuyorlar. tayvan firmaları dünyanın en önde gelen bilgisayar parçaları üreticileri olduğundan çin, tayvan tarafından dünyaya ihracat basamağı olarak kullanılıyor. mesela honhai electronics adlı firma beş milyar dolarlık bilgisayar aksamı ihracatı ile çin'in en büyük ihracatçısı ve aslında bir tayvan firması.

* * *

tayvan elektronik firmalarının ana çin'e göçüşü dünyada hem ekonomi hem siyaset açısından önemli sonuçlar doğuruyor. 1999 yılında tayvan dünyanın en büyük toplam elektronik üreticisi idi. mesela bilgisayar klavyesinde yüzde 62, 'motherboard' yani anakartlarda yüzde 61, monitörlerde yüzde 54, laptop bilgisayarlarda yüzde 53, desktop bilgisayarlarda yüzde 25 pay sahibi olan tayvan bugün bu üretimin çok büyük bir kısmını çin'e taşımış bulunuyor. tayvan aktif nüfusunun yüzde on kadar bir kısmı şu anda çin'de çalışıyor. 23 milyon nüfusu ve 10 milyon işgücü olan tayvan'da 40 bin kadar firma çin topraklarında faaliyet gösteriyor, 500 bin kişi resmen ve 400 bin kişi kayıt dışı olarak çin topraklarında çalışırken, 4000 tayvan vatandaşı da çin okullarında yüksek lisans eğitimi görmekte. bu da pekin ile taipei arasındaki siyasi buzları yavaş yavaş eritiyor.

* * *

çin'in zıplamasında japonya'nın son dönemlerdeki sefaleti de önemli rol oynamış bulunuyor. bundan on yıl evvel japonya doğu asya'nın toplam ihracatının yüzde yirmi kadarını emiyor ve toplam banka kredisinin üçte birini veriyordu. bugün ihracatın sadece yüzde on kadarını emiyor ve hiç kredi vermiyor, ayrıca da kendisi doğu asya'ya ihracatın yüzde 45 kadarını gerçekleştiriyor. buna karşılık çin doğu asya bölgesinden (hong kong ile beraber bakıldığı takdirde) toplam ithalatın yüzde 31 kadarını yapıyor. çin'in ithalatı 1970 yılındaki 4 milyar dolar büyüklüğünden 370 milyar dolara, çin'in ihracatı ise 4.6 milyar dolardan bugün 380 milyar dolara zıplamış bulunuyor. bu gidişle çin'in ihracatı 2005 yılında japonya'yı yakalayacak ve 2010 yılında japonya ihracatının iki misli büyüklüğe çıkacak gibi gözüküyor.

* * *

böylece çin emek yoğun ürünlerde global üretimin en kritik ülkesi haline geliyor. çin 1980'li yıllarda bölgenin tüm yabancı sermaye yatırımının yüzde 24 kadarını kaparken, bu gelişmeler nedeni ile 1990'lı yıllarda bölgenin yabancı sermaye yatırımının yüzde 85 kadarını cezbediyor. bundan on beş sene önce asya içi ticaret akımları son derece basit idi. sermaye malları ve parçalar japonya'dan doğu asya bölgesine gönderilir, işlenir ve sonra sanayileşmiş ülkelere ihraç edilirdi. çin serbestleşince işler değişti. şimdi sermaye malları tayvan ve kore'ye gönderiliyor. sermaye yoğun parçalar halinde çin'e gönderiliyor, orada emek yoğun şekilde işleniliyor, ondan sonra da gelişmiş piyasalara reeksport yapılıyor. yani dünya sermaye yoğun yüksek değer ürünleri çin için üretiyor. çin de emek yoğun ürünleri dünya için üretiyor. çin dünyanın ucuz emek yoğun üretim ülkeleri için bir tehdit, ama diğer taraftan da dünya çapında verimlilik artışı için büyük bir kaynak. bu nedenle çin dünya çapında büyümenin, abd'den bile daha büyük bir kaynağı haline gelmiş bulunuyor.

* * *

dünyanın tedarik zinciri incelenirse asya'nın çin'e ihracatının 1995 yılındaki 72 milyar dolardan 2002 yılında 160 milyar dolara zıpladığı görülür. çin'in iç tüketim için ithalatı bu sürede 42 milyar dolardan 79 milyar dolara çıkarken, işlenmek üzere ithalatı 30 milyar dolardan 82 milyar dolara çıkmış bulunuyor. bu nedenle işlenmek için ithalat çin ithalatının 1995 yılında yüzde 41 kadarı iken bugün toplam ithalatının yüzde 51 kadarını oluşturuyor.

=====================

çin'i izlemek zorundayız!

çin'in pek yakında dünyanın en büyük ekonomisi olarak gündeme oturma potansiyelini taşıması önümüzdeki yirmi-otuz yılda dünya liderlerini önemli ölçüde meşgul edecek, çok önemli bir gelişme. peki bir hatırlayalım, çin buraya nasıl geldi?

çin ekonomisini libere ederek, dışa açılarak, piyasa kavramına önem vererek, tarımdan sanayi sektörüne insan aktararak, yabancı sermayeyi yatırıma davet ederek, ücret düzeyinin azmasına izin vermeyerek, düşük ücretle dış rekabet gücü sağlayarak, ihracata ve high-tech sektörüne ve teknolojiye sarılarak ve bulunduğu bölgede lider konumuna gelmesini sağlayacak stratejiler üreterek geldi. çin ayrıca nüfus artışını kontrol ederek, toplam gelir artışının kişi başına gelir yükselmesi yaratmasına yol açtı. dikkat edelim, bunlar türkiye'nin yıllardır çok konuşsa da uygulamaya bir türlü koymadığı şeyler! unutmayalım! ayakta kalan son aşırı devletçi ve ilkel milliyetçi, teknik bir etiket gerekiyorsa 'kapalı sosyalist' denilebilecek birkaç dünya ülkesinden biri türkiye'dir! bir seka kavaklığını milyarlarca dolarlık yatırım ve ihracat yapacak, istihdam sağlayacak ford fabrikasına tahsis için yıllarca işkence yapmıştık! şimdi aynı fabrikanın yaptığı ihracat ile iftihar ediyoruz! özelleştirme ağzımızda sakız oldu, kaç paralık özelleştirebildik ki? çin'de ise 25 yılda devlet üretimin sadece yüzde 45 kadarını yapar hale geldi ve tarım da hızla devlet kontrolünden çıktığından işgücünün yüzde seksen kadarı özel sektörde çalışıyor durumda.

peki çin sorunsuz mu? bunun cevabı da hayır! çin hala oldukça sorunlu bir ülke, ama doğru yolda epey mesafe almış bir ülke. çin bugün kırsal kesim ile kentsel kesimin arasındaki gelir ve servet uçurumunun giderek daha açıldığı (serdar turgut size anlatabilir artık, büyüme gelir dağılımını bozuyor) bir ülke! çin'de giderek artan işsizlik var. ve çin nüfusu da avrupa ülkeleri gibi oldukça yaşlanır bir durumda. ayrıca çin'in şaşırtıcı atılımı birçok ülkenin çin'i 'büyük bela' statüsüne alması ile sonuçlandı. başta amerika olmak üzere birçok ülke çin ile olan dış ticaret ve cari denge açıklarına bakıp, çin'in parasının değerini yükseltmesi gerektiğini söylüyor ve bunu sağlayabilmek için çeşitli ticareti sınırlayıcı dümenler peşine düşüyor (türkiye gibi bazıları da sadece seyrediyor, hatta pek ilgilenmiyor.)

çin'de gerçekleşen gelişme, kalkınma ve büyüme dünya çapında gelir dağılımının düzelmesine yol açıyor, çünkü çin dünyanın düşük gelirli ülkeleri arasında idi (aslında çin ve hindistan demek gerek). ancak paradoksal bir şekilde çin'in kendi içinde gelir ve servet dağılımı büyük bir sorun haline geliyor. bugün çin'de 200 tane bir milyondan daha yüksek nüfusu olan kent var. ve çin'in ekonomik devrimi kentlerde gerçekleştirildi. kent ve kır arasında gelir, servet ve istihdam farklılığına ek olarak bölgesel farklılıklar da oldukça büyük. çin bugün gsyih'sının yüzde 57 kadarını doğu bölgesinde üretiyor. yüzde 26 üretim ülkenin ortasında gündeme geliyor. batıda ise üretimin sadece yüzde 17 kadarını yapabiliyor. ülkenin motoru haline gelen yabancı sermaye yatırımlarının yüzde 87 kadarı doğuda, yüzde 9 kadarı ülkenin orta bölümünde ve sadece yüzde 5 kadarı batı tarafında. devlet bu farklılıkları ortadan kaldırmak için batı bölgesine ve düşük gelir ve istihdam bölgelerine sosyal hedefler nedeni ile yatırım yapıyor. devlet batıdaki inşaatın yüzde 14 kadarını yaparken, doğuda ise bu rakam sadece yüzde 9 kadar. devlet şirketlerinin batıda sanayi üretiminde payı yüzde 75, doğuda ise yüzde 39! üstelik dünya ticaret örgütü'ne giren çin'de ülkenin gıda maddeleri ithalatına açılması zorunluluğu, kırsal kesimde yerel üretim ile rekabet edecek ithalatı ülkeye sokarak, kırsal kesimi gelir düzeyini daha da bastırabilir. bu durumda birçok kimsenin (aynen türkiye'de oludğu gibi) kırsal alandan çok büyük sayılarda kentsel alana göç girişimi yapması gündeme gelir ve bu büyük bir sosyal sorun haline gelebilir! çin'de işsizlik zaten oldukça büyük bir sorun. kentsel alanlarda işsizlik oranı yüzde 8 düzeyini aşmış durumda. kırsal kesimde de ilaveten 200 milyon işsiz olduğu düşünülüyor. buna kamu işletmelerinden özelleştirme sonucu işlerini kaybederek piyasaya dökülen 8 milyon kadar kişiyi de eklemek gerekli. böylece araştırmalara göre çin'in her yıl kabaca yirmi milyon yeni iş yaratması gerekiyor. hizmet sektörünün toplam üretimin üçte birini yaptığı biliniyor ama son dönemde yeni yaratılan istihdamın nerede ise yüzde seksen beş kadarı da hizmet sektöründe. yeni istihdam yaratılması için özel sektörün yatırım yapması gerek. ama bu da kredi ile olabiliyor. büyük bankalar ise sadece kamu şirketlerine kredi vermek gibi bir geleneğin sahibi idiler. devlet istihdamı artırmak için küçük ve özel şirketlere kredi sağlamak peşinde. bu da büyük ölçüde gerçekleşiyor. kamu bankalarının kredi artışı yüzde sekiz gibi bir hızda olurken, kentsel özel bankaların kredi artışı yüzde 27 artma eğilimi sergiliyor.

çin'in önemil bir sorununun da yaşlanan nüfus olduğunu yukarda gündeme getirmiştik. 2030 yılında çin nüfusunun dörtte biri 65 yaşın yukarısında olacak. bu kabaca abd benzeri bir demografik yapı demek. ancak sanayileşmiş ülkelerin tersine çin'de emeklilik kurumları ve sigortalar yok! bu nedenle çin emeklilik sigortalarını gündeme getirmek (aynen bizde olduğu gibi) hisse senedi ve kamu kağıdı piyasalarını geliştirmek zorunda. 1950 ve 1960'lı yıllarda çinli toplumun yaşam beklentisi oldukça kısa idi ve yaşlı nüfus azdı. ama doğum oranları düşerken ve mevcut nüfus da yaşlanırken, çin tasarruf yapanların tasarruflarına getiri sağlamak zorunda ki, geniş emekli kitlesinin yaşam standardını düşürmeyecek gelirleri oluşsun. 2030 yılında bu tür gelir ihtiyacında olacak olan emekli ve yaşlı çin vatandaşının sayısı 400 milyon kişi kadar olacak diye düşünülüyor. dünyanın çeşitli yerlerinden mali kurumlar çin'deki emeklilik sorununun farkında olduklarından çin'de yatırım yaparak bu sektörü canlandırma girişimindeler.

burada durup çin dizimizi bitiriyoruz. bu dizi ile sadece çin'e dikkat çekmek istedik. bu dizi başta w.m.cox ve j.koo tarafından yazılmış ve dallas federal reserve bankası tarafından yayınlanan eylül 2003 tarihli 'china: awakening giant' adlı derlemeden ve kasım-aralık 2003 tarihli foreign affairs dergisi'ndeki 'china takes off' adlı bölümdeki iki makaleden faydalandı, the economist financial times ve the wall street journal'dan da birçok bilgi alındı. bu konuya ilerde tekrar geri dönmeyi arzu ediyoruz. çünkü çin ile ticaretin türkiye'de hem ihracatçılarımız hem de ithalatılarımız için, hem sorun hem de fırsat yarattığını düşünüyoruz. bakan kürşat tüzmen'e de 'kur desteği' dilenmek ve merkez bankası'nı yıpratma girişimlerine payanda dayamak yerine, çin gelişmelerini toplumumuza aktarma çabası içinde olmasını tavsiye ediyoruz!

devamını okuyayım »
09.01.2004 15:12