şükela:  tümü | bugün
  • ilk tanıtım videosu yayınlanan yerli film.

    videodan ilk tahminim şu: kadın adamın ilk sevgilisinin ölümüne sebep olan olay örgüsüne dahil olmuş okuldan tanıdığıdır.
  • (bkz: buğra gülsoy)
    (bkz: özge özpirinççi)
    (bkz: yusuf akgün)
    (bkz: gözde türkpençe)

    amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek duymamış ekibin özge'yle buğra'lı yeni filmi. vizyon tarihi 22 aralık, teaser da bu.
  • bir başka yemek yapan erkek'li romantik film olan ıssız adam'ın çok daha güzeli. böyle şefli mefli aşk hikayelerinden hoşlananları ise asıl şuraya alalım: no reservations
    ilk entari'nin sahibi yazarımıza katılıyorum. bu ikilinin kimyası garip bir şekilde tutuyor. bu sebeple birlikte yer aldıkları işler merakımı cezbediyor hep.
  • fragmandan yola çıkarak filmin hikayesi bence şöyle ; esas kızımız ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenerek esas oğlanı üzmemek adına ayrılmak ister. 5 yıl sonunda hastalığın son evresine gelmiş olarak tesadüfen yeniden karşısına çıkar ve olaylar gelişir.
  • şu an film arasından yazıyorum; gelmeyin, ucu bombok bi yere çıkıyor.
  • nasıl desem, romantik desem romantik değil komedi desem pek de güldürmedi, dram desem pek de hüzünlendirmedi. olmamış eksik kalmış. bir kere hikaye klişe, fragmanda izlediğinizin fazlası yok. tabi özge ve buğra’nın enerjisi güzel ona sözüm yok.
  • fragmanının "sonunda asıl kızın öldüğü klasik türk filmiyim" diye bağırdığı film.
    vizyondan kalktıktan 2 ay sonra tv 8'den izlenebilecektir zannımca.
  • bu filmin yönetmenini çok sıkı takip etmek lazım. kazayla bir filmine daha gidersem çok üzülürüm.
  • fox tv’ye yeterince dizi çektik maaşlar yetmiyor, dizinin bir bölümünü çekmek bile günler sürüyor, çekelim bir film tek seferde elimiz toplu para görsün mantığı ile yapılmış saçma sapan bir film.
  • aslında sevdiğim tarzlara yakın bir film bu. ancak romantik komedi ve dram türü arasında arafta kalmış senaryosu, filmin duygusunu bozup duran türkiye’nin şefleri temalı abuk subuk bir yarışma konsepti, sonunu başından itibaren çok rahat tahmin edebileceğiniz basit olay örgüsü, sanki müziğin üstüne film çekmişler gibi fonda bağırıp çağıran (normalde çok sevmeme rağmen bu sefer epey rahatsız olduğum) toygar ışıklı müzikleri, göz damlası sponsor olmuş gibi her sahnesinde gözlerinden yaşlar akıp duran yapmacık başrol oyunculuklarıyla bu filmi maalesef sevemedim. seyirciyi ağlatmak için çok uğraşmışlarsa da salonda tek bir burun çekme sesi dahi duymadım. filmin tek beğendiğim tarafı hareketli bir montaj dili kullanılması oldu. bak onu sevdim.
    10/3,5