şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
  • konusunda bu kadar basarisiz olup da terfi alan kac kisi vardir acaba?

    aklima 2008 abd bankacılık krizinde hukumet tarafindan batmaktan kurtarilan bankalarin o yil icinde calisanlarina 18.4 milyar dolar nakit bonus vermesi, bazi ceo'larin 100 milyon dolarlik altin parasutlerle emekli olmasi geliyor bir tek.

    davutoglu'nun vizyonu, bolgede milliyetci ve otokratik rejimlerin zayiflayip demokratik islamlasmanin yayilmasina, turkiyenin bu sureci finanse ederek ve ticareti arttirarak yeni osmanlici bir merkez haline gelmesine (soft-power), bu etkinligi koz olarak kullanarak bati ve rusyayla daha dengeli iliskiler icine girilmesine dayaniyordu.

    hem eski cokmus imparatorluk halklarinin tecrube ettigi eziklige iyi gelen, hem de zeitgeista cok uygun bir soylev bu, zira tam da bu sirada ucuz borcla artan tuketimi erdogan "yeni turkiyenin buyumesi" olarak basarili bicimde pazarliyordu. tabii erdogan icerde basi sikisinca bolca irkci ve yabanci dusmani soylemlerde bulunurken, davutoglunun vizyonunu disariya cok yumusak bir sekilde satmaya calismasindaki ayrilik pek anlasilmadi cunku kimse ingilizce basini takip edemiyor, eden de israil dolu/abd usagi/cnn ajani ilan ediliyor.

    ***

    velhasil, zeitgeist'in bu iki motoru da kocaman bir balon. ne turkiyenin ekonomisi iyilesti (bireyin refahini ve yasam kalitesini dogrudan olcen hic bir parametrede iyilesme kaydetmedik - kisi basi gsmh boyle bir parametre degil, gelir adaletsizliginde oecd birincisiyiz. edit: hataliyim, meksika ve siliden iyiyiz, 34 ulkeden 32.'yiz yani http://www.oecd.org/social/inequality.htm#income) ne de boyle sova dayali ve yuzeysel girisimlerle bolgede soft-power olmak mumkundu. zira temel sorunlar sabit. davutoglunun birikimini veya samimiyetini degil de, eylemlerini ve turkiyenin durumu gozden gecirelim:

    -ermenistan: gorece onemsiz fakat bu yuzeysellige ideal bir ornek. cok kisa suren iyimser hava icinde temel sorunlar cozulurmus gibi bile yapilmadi. soykirim konusu zaten iki ulkede de siyaseten intihar demek, ama karabag sorununda da turkiye azerbaycan'i tatmin edecek bir baski koyamadi. sonuc olarak dandik bir anlasmanin bile imzalanmasi icin hillary clintonin son dakikada araya girmesi gerekti ve meclislerde onaylanmadigindan hukumsuz bir kagit olarak kaldi. bu fiyaskonun basardigi iki sey oldu: azerbaycanla iliskilerin gerilemesi, ermenistanla iliskilerin normallesmesinin en az bir on sene daha atmasi. 2009'dan bu yana somut bir adim yok.

    -iran: bu daha da kotu. iran'la iliskilerimizin iyi olmasi imkansiz, yuzyillardir aramizda huzursuz bir denge var ve bu davutoglunun kontrolunde degil, fakat ben bizim politikamizi anlamis degilim. reza zarrab olayiyla herkesin malumu oldugu uzere, nukleer programi yuzunden ambargo altinda olan bu ulkeyle aramizda en ust makamlarca bilinen bir kacakcilik anlasmasi var. iktidar bundan kazancli. fakat ambargo konusunda surekli iran lehine calisip, abd'ye ve ingiltere'ye karsi koz harciyoruz. basin onunde, iran'in nukleer silahi olmasini "ama israilde var" diye desteklemek manasiz. sonra gidip "biz bu ise araci oluruz, gelin uranyumunuzu turkiyede zenginlestirin" diye, yine bol pr soslu bir girisimde bulunduk ve abd'nin ve rusya'nin hot demesiyle bu elimizde patladi. sonra da nato fuze sistemini kurup hem suriye'yi hem iran'i kizdirdik. kizdirmak biraz hafif kaliyor, iran hava kuvvetleri "kendilerine biri saldirirsa, otomatikman turkiyeye ve fuze savunma sistemlerine saldiracaklarini" soyledi. sonra esat ve arap bahari olaylarinda tam olarak zitlastik. butun bu basarisizliklara karsin, bu surecte iran'in karsisinda olanlardan dahi kredi toplayamadik. ornegin...

    -israil: surekli kriz halindeyiz. once yenilenen bir sevkle filistin meselesinde arabulucuk yapmak istedik, yine oldukca kamuya acik birsekilde bu girisim elimizde patladi. alenen anti-semitistlerce (israille ilgili olmayan konularda bile kendi vatandasina israil dolu diyenlerce) yonetilen bir ulkenin tarafsizligina gostermelik olsa bile inanilmaz. iktidar sponsorlugundaki mavi marmara kumarini kazanamadik, sadece ic siyasette ise yaradi. herseyi gectim, hem iran hem de israil'le kavgali olmamiz tam bir rezalet, istesen yapamazsin.

    -korfez ulkeleri ve arap bahari: davutoglu ortadogudaki milliyetcilik, hatta anti-osmanlicilik refleksini yeterince ciddiye almadi. israil'e karsi yapilan populist cikislarin getirisi kisa omurlu oluyor. musluman kardeslere milyar dolarlari gomdugun anda cografyanin yarisinda kredini harcamis oluyorsun, basarili olsan bile. ve biz basarili da olamadik. bu surecte katar disinda herkesi karsimiza aldik. suudiler, abd ve iranla catismamizin bir nedeni bu (abd ve irani ayni anda gicik etmek de basari). katar'la olan birliktelik tabii ki taktiksel bir cikar birlikteligi, yoksa davutoglunun bu turkiye merkezli demokratik islam vizyonuyla heriflerin alakasi yok. bu fark da mursinin darbe ile devrilmesi surecinde cok aleni bicimde gozuktu. iki ulke de yanlis ata oynamisti ama erdogan bunu secim malzemesi yapti, turkiyenin darbeci gecmisiyle paralellik kurarak. katar'in ise demokrasiyle falan alakasi yok, erdoganin bu nutuklarindan da hosnut degiller. nereden bakarsan bak, bu surecte tek "dostumuz" olan katar ile uzun vadede dogal bir stratejik ortakligimiz olamaz.

    -suriye: yine olabilecek en kotu secimleri yaptik. once esad'in kankasiydik, sonra 40 yillik diktatorluge karsi cikmak aklimiza geldi. bu surecteki "ahlaksal zemin" uzerine kurulu soylevler tam bir fiyaskodur, ikiyuzlulukte abd'yi gectik nerdeyse. suriyeye girmek istedik, etkin rol almak istedik, abd ve rusya kendi aralarinda anlasip bizi ekarte ettiler, yine bolgesel guc ruyalarimiz baska bahara kaldi. oynadigimiz at da yanlis cikti, esad dusmedi, iran'la papaz olduk. papaz olduk derken proxy savasindayiz. dunya kadar kafatasci islamciyi destekledik bu ugurda. isid turk vatandaslarini rehin aldi, gik diyemedik. "gercekten inaniyorsa birakir" ne yahu? sinirlarimiz delik desik: once pkk, sonra multeciler, sonra bini bir para islamci militanlar, simdi isid. isid'in zaten turkiyeden beslendigini sagir sultan bile ogrendi, adamlar istanbulda ofis acip, guneydoguda bati medyasina roportaj verdiler. turkiye bugun uluslararasi kamuoyu nezninde, dunyadaki en vahsi teror orgutunun birinci sponsorudur. bu isten hicbir kazancimiz olmadigi gibi, isid bile turkiyeyi tehdit ederek iki paralik agirligimizla dalga gecmekte.

    -misir: yeni osmanlici davutoglunun turkiyesi, 400 sene etkin oldugumuz ve daha dun milyarlarca dolar gomdugumuz misir'da bugun yoktur, yarin da olacak gibi gozukmemektedir.

    -irak: turkiye bugun kurdistan bolgesiyle konusurken, yaklasik 400 sene yonettigi bagdat'la konusmamaktadir.

    -avrupa birligi: davutoglunun stratejik derinlik anlayisi, ab'ye karsi tr'nin elini guclendirmeyi iceriyordu cunku anayasal haklari filan birak, turkiye'nin buyuklugu, fakirligi, kirsalligi ab'ye normal sartlar altinda girememek icin yeter sebep, o yuzden koz lazimdi. fakat turkiye bu dogrultuda pragmatik bir oyuncu gibi davranmak yerine, disardan bakinca sunni islamlasmayi ideolojik nedenlerle ne pahasina olursa olsun desteklermis gibi gorundugunden, ab icindeki turkiye sponsorlari sessizlesiyor. bu surec tamamen durmus durumda. en buyuk dis ticaret ortagimiz olan almanya ile yasanan dinleme krizindeki aciziyetimiz de tam bir fiyasko, ve icerde dunyadan kopuk yasayan secmenlere asilanan "buyuk turkiye" propagandasiyla tamamen ters.

    kibris ve yunanistan: hicbir ilerleme yok. kktc'yi azerbaycan bile tanimiyor. rum kesimi ise de facto olarak taninmistir. enerji hatlari konusunda rum kesimine karsi kaybettik.

    bulgaristan: zaten ab uyesi olmalarindan kelli aramizda bir ucurum olustu, ustune yuk tasiyan kamyonlara verilen izin hakkinda sorunumuz var. davutoglu subatta burayi ziyaret etmeyi planladi, bulgaristan basbakanindan -ki kendi muadili degil- randevu alamayinca da iki gun kala ziyareti iptal ederek krize neden oldu. yahu bari burayla aramizda bir sorun olmasin.

    abd: tam bir zorunluluk iliskisi. wikileaksin sizdirdigi belgelere gore abd disisleri, erdogan'i "ankara otesindeki siyasetten pek anlamayan, kendisini yalaka danismanlarla cevrelemis, izole, yakin cevresinden elestiri isitmeyen, danismanlarinin internetten arakladiklari zirva komplo teorilerine ve yeni osmanli fantazilerine fazla deger veren" biri olarak goruyordu. bu gezi olaylari ve akabindeki cemaat kavgasi oncesindeydi ustelik. yeni-osmanli fantezilerinin kaynagi olarak davutoglu dusunuluyor olmali.

    iran'a ambargo konusunda turkiye karsi cikinca, silah satislarini askiya aldilar. bu sekilde turkiyeye karsi kullanabilecekleri cok koz olsa da, erdogani kontrol edemeyeceklerini anladilar. idare ediyorlar, israil konusunda fazla konusmamasini dua ediyorlar. fakat bence turkiye uzerindeki en buyuk etkileri cok daha dolayli bir yoldan olacak: faizleri arttirdiklari zaman, bizim gibi riskli ekonomilerdeki sicak paranin bir kismi abd'ye donecek. turkiyenin cari acigi finanse edilemezse devaluasyon olacak, bu ticareti ve dis politikayi onemli olcude etkiler.

    ***

    komsularla sifir sorun politikasinin baslar baslamaz iflas ettigi ve tasak gecilen bir kalip haline geldigi, ne ahlaksal ne de reelpolitik acidan dogru hamlelerin yapildigi, birbirine zit guclerle bile ayni anda zitlasabildigimiz, bizi osmanliciliga veya bolgesel yumusak guc olmaya her zamankinden daha da uzak bir noktaya tasimis bir 5 sene gecirdik. artan ticaretimizi somut bir avantaja donusturemedik.

    bu calkantili cografyada, orta buyuklukteki bir gucun her durumda cikar saglayabilmesi veya dogru adim atabilmesi imkansiz, ama her konuda yanlis yapmasi daha da imkansizdi. icerde secmene "buyuk turkiye" gazi verirken, disarda her olayin fiyaskoyla sonuclanmasini "valla elimizde degil" diye savunmak da bu yuzden iki kat yanlis. ahmet davutoglu sanirim imkansizi basarabildigi icin basbakanliga secil..pardon, terfi etti.
  • uzun versiyonundan aldığı tüm saltanatla dün tekirdağ'a geldi.
    tekirdağ'a ondan önce sayabildiğim 15 otobüs polis ve toması koması ne varsa geldi.
    bariyerler sardı şehrin dört yanını...
    akabinde ilçelerden gelen 10 15'erli konvoylu arabalarla müritleri geldiler şehre.
    tabi ki bok sineği gibi uçuşan helikopter eksik olmadı tekirdağ hava sahasında...
    sahil güvenlik görmedim ama o da vardır ya, eksik kalmaz zannımca.
    ha bir de trakya'daki illere verilecek tüm ambulansları dün geceden beri tekirdağ'da topladılar, sanırsın amk büyük olay olmuş yüzlerce yaralı var ambulanslar karınca gibi çakarları açık gezdiler 2 gün boyunca tekirdağ içinde...
    alt tarafı bir akp il kongresiydi ama tüm şişirilmelere rağmen bir kapalı spor salonu mürit taşımayla anca dolduruldu.
    tipik trakya akp organizasyonu işte, her bir kişiye iki polis düştü nerdeyse, o kadar boştu ortalık.
    geldi agamız, anlattı, esti, gürledi kendi çapında ve gitti.
    tekirdağ bir kez daha bu saltanat meraklılarına pazar gününü ağzıları sövmekten yamularaktan katlandı.

    gelme arkadaşım gelme, tekirdağ'a gelme, bakanın olcak o müezzinci aga da gelmesin.
    uğramayın buraya. kimse istemiyor sizi ve şatafatınızı. lazım değilsiniz buraya.
    biliyonuz işte amk oy çıkmıyor, neye zorluyonuz illa.
  • eylül 2013 tarihinde fethullah gülen ile yaptığı görüşme üzerinden cemaatle ilgili şu açıklamayı yapan kişi;

    "eğer o gün dediklerimizi dinleselerdi bugün meşruiyet sınırları içinde kalsalardı ve çekilselerdi sivil toplum alanına iddia ettikleri gibi eğitim alanına çekilselerdi, istihbaratçılık yapmaktan, devlete nüfuz etmekten kaçınıp doğru dürüst birçok diğer yapı gibi kendi doğasında seyreden bir sivil toplum olsalardı şu anda ne türkiye devleti zarar görürdü ne yaptıkları faaliyet zarar görürdü ne de bu gereksiz süreçler yaşanırdı."

    yani neymiş eğer akp ile ters gitmeseydiniz alınan onca haksız ihaleler, çalınan sınav soruları, şantajla toplanan paralar yanınıza kar kalacaktı.

    pislik böyle birşey işte bir kere bulaştığında ağzından çıkan her kelimede, yaptığın her açıklamada kendini gösteriyor.

    davutoğlu gülen görüşmesi
  • esad'ı indirip şam'da cuma namazı kılma hayalleri kuruyordu, esad'dan önce kendi gitti.

    (bkz: ahahahahahahahahahaha)
  • "eğer darbeci değilseniz, çıkın 27 mayıs yanlıştı, karşıyız deyin, açık tavır sergileyin. 12 mart yanlıştı deyin." buyurmuş zat. darbe karşıtlığını ölçmek kendisine kaldı zira. bundan 54 ve 43 sene önce gerçekleşmiş darbelere karşı nasıl açık tavır sergileneceği bir yana, ortalıkta "darbe iyidir" diyen neredeyse kimsenin kalmadığı ülkede, daha bugün gazeteler basılıp insanlar göz altına alınırken, 2 gün sonra beşiktaş çarşı'nın "darbecilik" suçlamasıyla yargılandığı duruşmanın görüleceği ülkede, hiç utanmadan bunları söylüyor.

    islamcı olmak varmış ya, ne güzel, hiç bir zihinsel, düşünsel tutarlılık falan gerekmiyor, salla dur...
  • az önce "haha yüzde 35le iktidara gelinir mi, k.k. daha bunu bilmiyor, bunlar mi yönetecek" diye aklınca aşağılamaya çalışırken genel başkanı olduğu partinin yüzde 34le tek başına anayasa değiştirebilecek çoğunluğu aldığından bihaber bir cahil olduğunu saklayamadı :(
  • gülen adam.
    kendisi victor hugo'nun ayni adli eserinden su alintiyi akillara getiriyor:

    - neden guluyorsun?
    - gulmuyorum.
    ursus, soyle bir irkilir gibi oldu, birkac saniye boyunca hic konusmadan gozlerini ona dikti ve soyle dedi:
    - o halde sen cok korkuncsun.
  • dışişleri bakanı davutoğlu’nun aralık 2012’de fas’ta verdiği demeci hatırlayalım;
    “velev ki biz yanlış çıktık, çok yanlış hesap yaptık; esed birkaç yıl daha orada. durum bu değil ama velev ki öyle. (...) ben şahsen bu noktadan sonra esed kalacak olsa bile elini sıkmaktansa istifa etmeyi tercih ederim.”
    sayın dışişleri bakanı hakkında istifa dışında bir yol daha var: başbakanlığa yükseltilmek.

    alıntı
  • lise mezunu bir adam tarafından postalanan profesör.
  • babam kendisini öve öve bitiremezdi. bir kac haftaya soracagım, eminim hakkında vatan haini ve terorist falan diyecek. zamanında böyle diyordun diyince de, adam sandıydık diyecek.

    kula kulluk etmek ne kadar rezil bir sey. bir insanın kendisine hic saygısı olmaması lazım böyle bir sey icin.