şükela:  tümü | bugün
  • yavuz bingöl'ün, "burada yerlere tükürebiliyor, kırmızı ışıkta geçebiliyoruz. avrupa'dan çok daha özgürüz" şeklindeki açıklamalarıyla tekrardan kendisini göstermiş gerçeklik.

    alişan, seda sayan, yavuz bingöl, izzet yıldızhan, arda turan, ceceli, murat boz, rıdvan dilmen, ibrahim tatlıses, yıldırım demirören vs.... aralarında genel anlamıyla bilgi birikime sahip, vasatı aşabilmiş tek kişi bile yok. ve çoğunluğu akp'yi gerçekten inandığı, politik / ideolojik olarak uyumlu bulduğu için desteklemiyor. hepsi ekmeğinde, hepsi siyasal yalakalığın iş alanlarında kendilerine yeni kapılar açmasının peşinde. hal böyle olunca da yaptıkları her açıklama iq seviyesi normal, aklı başında bir insanı okurken utandırıyor. ohal ile yönetilen ve iktidar çevresi dışında kimsenin memnun kalmadığı bir ülkede, "bol bol özgürlük var" açıklaması yaparsan da böyle rezil kepaze olursun diyeceğim ama bu kitle yarîn hangi parti iktidar olursa olsun herkesten önce fanatik şekilde oraya savrulmanın yollarını arayacaklardır. o yüzden bu söylediklerinden bir süre sonra yüzleri kızarır mı, sanmıyorum.
  • koy rıdvan dilmen'in yanına chp amblemini dünyanın en iyi yorumcusu olur.

    seda sayan'ın resminin arkasına chp amblemini bas ne modern ne aydın kadınmış meğer.

    yavuz bingöl chp ile ilgili yaksın bir türkü tüm chp'liler yere tükürür, kırmızı ışıkta geçer ve bu hareketleriyle övünür.

    ülke yobazdan geçilmiyor, çomar yağmur gibi yağıyor ülkenin çatısına, yakında çökecek gök kubbemiz.

    edit: apolitik
  • sanatçı olamamalarından dolayı vuku bulan olay.

    aslında sorun a partisini ve ya b partisini tutmalarından kaynaklanmıyor. sorun, toplumsal olaylara bakış açılarının sadece birilerine yaranmakla sınırlı kalması. halkın sorunlarına eğilmemeleri, halkın cahil bırakılmasına sessiz kalmaları. ülkeyi derinden ilgilendiren bir çok sorunda ve iktidarın yaptığı bir çok hatada üç maymunu oynamaları. halkın kutuplaşmasına çanak tutmaları.

    sanat, yapısı gereği muhaliftir. çünkü her zaman daha iyisini ister. iktidarda olan partiye yakınlığınız varsa ve dünya görüşünüz onlarla paralelse bile o partiye muhalif olursunuz ki her zaman daha iyisini yapsın. muhalif olmak ya da muhalefet etmek kötü bir şey değildir. aksine eleştiri gelişimi sağlar, eleştirinin olmadığı yerde geriye doğru bir gidişin olması kaçınılmazdır. ve biz bu kaçınılmazın içinde son gaz geriye doğru gitmekteyiz. bunun en büyük müsebbiplerinden biri de sanatçı olamayan, sadece ünlü olmayla yetinmiş bu insanlar maalesef.

    işte bu sebeplerden ötürü halkın en az yarısının sevmediği, vasıfsız olmasa bile vasfını yitirmiş insanlar oldular. sanatçı olmak bir duruş gerektirir, o duruşu olmayanların da halkın gözünde vasfını yitirmesi kaçınılmazdır.
  • seda sayan'ın arkasına ne amblemi koyarsan koy bir cacık olmaz kardeşim.

    (bkz: sperm bankası da neymiş ne inşaat işçileri var)
  • ajda pekkan, orhan gencebay, ibrahim tatlıses, bülent ersoy, hülya koçyiğit, rıdvan dilmen, zerrin özer, acun ılıcalı ve arda turan aşırı vasat ve başarısız ünlülere en güzel örnektir.
  • valla başarılı olup olmadıkları tartışılır da eskiden/küçükken ne kadar sevmediğim ünlü varsa şimdi iktidarın yanında.

    bazen çocukluk algısına güvenmek gerekiyormuş demek ki.
  • lütfen öncelikle şu vasat kelimesinin bir sözlük anlamına bakınız. imla,anlam çok takıldığım konular olamamakla beraber aşırı vasat nedir biri bana açıklasın.
    vasat = kötü olarak değerlendiriliyorsa ilk entry veya destekler entrylere yakın düşünceler içerisindeyim. fakat ne yazık ki vasat eşit değildir kötü.
  • çünkü kendileri gibi ünlüleri de ayak takımdır
  • bir gün akp iktidarını kaybedecekse işte tam da bu yüzden olacaktır. halk 15 sene sonra ilk defa şikayet etmeye başladı. 24 haziran seçimlerini belki etkilemez ama 5 sene sonraki seçimlerde akp'nin sandıktan çıkamamasının nedeni bu olacak.. vasatlık... halk recep tayyip erdoğan'a oy veriyor ve maalesef o da etrafını sadece vasat, sıradan her emrini isteğini sorgusuz sualsiz kabul edecek insanlarla dolduruyor. bu bakan seviyesinden, müsteşara, sanatçıdan, milletvekiline kadar her kademede böyle. aranan tek şart: 'itiraz etme, her şartta ve koşulda rte ne derse onu yap ve destekle' işte hal böyle olunca tabiki göz önünde olan akplilerin çoğu vasat, sıradan niteliksiz tiplerden oluşmaya başladı. çünkü kendini geliştiren aydın bir adam, uzmanı olduğu konuda cumhurbaşkanına bile 'hayır, 'o öyle değil. doğrusu böyle'' diyebilendir, ülke ancak böyle kişiler sayesinde ilerler.
    edit: imla
  • kaliteden kasıt kitlenin büyüklüğü ise evet, mesela recep ivedik de çok izlendi bu da onu kaliteli yapıyor aktayfanın gözünde.
    sanatçı adamın önüne arkasına amblem koyduğun zaman zaten ister istemez kalitesi düşüyor. sizde bu normal olabilir ama bizim için bir seçenek değil.