şükela:  tümü | bugün soru sor
  • real humans adıyla dizi takipçilerine lanse edilen 2012 isveç yapımı seri.

    başrolde ondskan'dan tanıdığımız andreas wilson yer alıyor.
  • cok sade bir dil kullanilmasi ve gercekci bir yaklasimla sunulan gorselleriyle hos bir dizi cikmis ortaya.
    yakin gelecekte insanoglunun yasamina girmesi beklenen sentetik robot * larin isanoglunun yasamini nasil etkileyecegi ile ilgili guzel yorumlar mevcut dizide. bazi acmazlar her iki tarafin gozunden anlatilmaya calisilmis. yuksek bir zeka ve kismi duygulari algilayabilecek sekilde dizayn edilen hubot larin, extern mudahalelerle uretildikleri amaclarin disinda kullanimlari, hubot larin bazilarinin bu mudahale sonrasinda bazi duygulara sahip olmalari guzel islenmis. ayrica her iki tarafta yasanmasi kacinilmaz olan deger yargilarinin ve normlarin degismesi carpici bir dille islenmis ilk bolumler itibariyle.
  • hep olduğu gibi yine çok başarılı bir nordic bilimkurgusu. özellikle yönetmenine hasta oldum.

    http://ranini.blogspot.com.tr/…-bu-nordic-kalp.html
  • ilk 3-4 bölümden sonra sizi saran, robotlar, kodlar, yazılım dünyası hakkında düşünmeye sevk eden sağlam isveç* yapımı dizi. ayrıca üçüncü sezonu iple çekilen, filmi çekileceği söylenen dizi.
  • humans adi altinda ingilizlerin tekrar cektigi dizi , sirf su amerikanlara dublaj dizi satamayiz diye bok yemeleri olmus.
  • neden bittiği ile ilgili bir türlü kaynak bulamadığım isveç dizisi.. birbirinden bağımsız olayların zamanla birbirine bağlanması, kolay anlaşılır oluşu ve gereksiz boğucu sahnelerin olmayışı sayesinde bir hayli bağlıyor. fakat 2. sezondan sonrası yok, ip ile çekilen o 3. sezon gelmiyor..
  • ingiliz channel 4 kanalında yayınlanan, humans isimli bir uyarlaması* mevcuttur.

    uyarlaması humans, orijinali real humans. ironik olmuş.
  • henüz sadece ilk bölümünü izlemiş olmamdan mütevellit hakkında dolu bir entry girmekten ziyade, beni düşündürdüğü bir noktadan bahsedeceğim svt yapımı isveç menşeili bilim kurgu dizisi.

    dizide insan görünümlü; bazılarının -sanırım eski model olmalarından kaynaklı- hareketleri hayli abartılı, bazılarının ise insandan ayırt edilmesinin güç olacağı kendilerinden hubot* olarak bahsedilen robotlar var. içlerinden turing testini geçecek de bol sayıda çıkar illa ki. esas ailenin komşularının birkaç sahneden edindiğim izlenimlerime göre karısına ilgisiz kalan ve ayrıca hubotları insanlardan aşağı gören kocanın eşi hubotuna duygusal olarak bağlanıyor. bir sahnede beraber egzersiz yapıyorlar, ki hubot aynı zamanda boylu poslu bir nevi apple watch olarak kadının egzersiz verilerini de takip ediyor. bir başka sahnede beraber televizyon izliyorlar ve duygusal bir sahnede kadın hubotun elini tutuyor. işte bu anda kocası, ki evvelki sahnelerde karısının hubota olan ilgisinden rahatsız olduğu inceden belli edilmişti, sinir krizi geçiriyor ve hubota saldırıp hubotu bozuyor. bölümün sonundaysa karısı çocuğunu da alıp kocasını terk ediyor.

    robotların, özellikle ev işlerine yardımcı olmak için ticari kullanımda olacak robotların -ki bunları insanlardan ayırt edilemeyecek şekilde dizayn etmek ne kadar mantıklıdır bu tartışılır- hayatımıza girdiğini varsayınca, ilişkilere ve cinselliğe nasıl etkisi olur diye şöyle bir düşününce gırla yalnız erkeğin bu robotları seks oyuncağı olarak kullanması muhtemel bir sonuç olarak akla geliyor. ama peki ilgi ve şefkat gösterme konusunda eşinizden veya sevgilinizden daha başarılı, onunla istanbullu gelin izlemeye hayır demeyecek, kısacası onun his dünyasının aranan güneşi olacak ve belki yatak performansı da sıradan bir erkekten çok daha iyi olacak bir robot ile nasıl baş edersiniz?

    edit: @auguratrix düzeltti, hubot, human ve robottan kırma bir portmanteau imiş. (bkz: occam's razor)
  • ilk sezonu itibariyle bende, son yıllarda iyice yoğunlaşarak artan göçün toplumdaki yansımasının bir alegorisi izlenimini uyandırmış olan isveç yapımı dizi.

    bir örnek: isveç’te lgbt gruplar, aktivistler ve gençler genellikle göçmenlere daha sıcak ve önyargısız yaklaşır, dizide de bu kesim “hubot”lara aynı şekilde yaklaşıyor.

    ortayaş ve üstü bu konuda kendi içinde ayrılıyor. mesela açık görüşlü olan, göçmenleri ülkenin yerlisi insanlara kıyasla daha çekici bulan (isveç’ten olmasa da şu görseli bırakayım) ve tercihen ülkesinin yerlisi yerine bu insanlarla evlenen orta yaş üstü birçok birey var. daha klasik ailelerse açıkça düşmanlık göstermese de temkinlidir, pek renk vermezler ve bu konuda keskin fikir belirtmezler. dizimizdeki klasik isveç ailesi ya da bireylerinin tavrı da aşağı yukarı böyle.

    ve tabii ki dizide hubot’un karısını elinden alacağı fikriyle korkan ve hubot düşmanı genellemeci tavırlar gösteren abi ise maskülen ortadoğulu/afrikalı göçmenleri kendi cinselliklerine bir tehdit olarak gören ve kadınlarını ellerinden alacağından korkan, ama zaten herhangi bir kadının çekici bulması için bir sebep de olmayan loser, alt-right ve redpill’ci, sverigedemokraterna seçmeni, yeniliğe açık olmayan tutucu grubu temsil ediyor tabii ki.

    hubotlar da güçsüz grup, emekleri sömürülen ve toplumun yapmayı tercih etmediği işleri yapmaya mecburlar, iradeleri dışında seks işçisi olarak bile çalıştırılıyorlar. öte yandan onlar da yüzde yüz naif varlıklar değiller, tepki duyup öfkeleniyor ve saldırganlaşabiliyorlar. eh bu da tartışma konusu çünkü sığınmacılar hayatta kalıp karınları doysa da çok da insani koşullarda yaşamıyor topluma kıyasla, dizide de hubotların insanlığı sorgulanıyor.

    diziyi izleyeli yıl olduğu için eminim bir sürü unuttuğum detay vardır ama genel olarak böyle. bir ara devamını da izlersem belki entryi güncellerim.

    bir de yakışıklı ergen kåre hedebrant aynı zamanda låt den rätte komma in’de oynamış olan çocuk.