uzunada1969

  • 13967
  • 18
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

sinema salonundan çıkarken hissedilenler

seyredilen filmden çok, salonun sokakla ilişkisine göre değişen hislerdir.

avm'lerdeki salonlardan çıkanların dahil olduğu ruhsuz "dolaşım alanları", seyirciyi hisleriyle başbaşa bırakmadığı gibi hayal kırıklığı ve uyku sersemliğini andırır bir sıkıntı yaratıp gündelik vasatlığın ortasında hizaya çeker.

halbuki o kırmızı puntolu exit tabelasının asılı olduğu kapının ardından bir kaç adımda sokağa ulaşan izleyicinin keyfi de hüznü de kolay kolay rencide edilemez.

özellikle kadıköy ve beyoğlu'nun eski salonlarında film izlemiş kişiler bu farkı çok iyi bilir.

aslında avm'lerdeki salonlara itibar etmeyenlerimizin öfkesi ve küskünlüğü, tam da bu farktan kaynaklanır.

türü ne olursa olsun, film bittikten sonra sokakla buluşan izleyici üzerindeki hayali kostümü çıkarmadan dakikalarca yürüme fırsatına sahiptir. sokaklar ya da caddeler, ıssız ya da kalabalık fark etmez, sinema salonlarında seyredilmiş filmlerin finaline en fazla yakışan mekanlardır. yüze çarpan serinlik ya da sıcaklık ya da yağmur damlaları ya da kararmış havanın rengi, bir alemden bir başka aleme geçişi kolaylaştıran kent soylu zarif mürebbiyelerdir. temkinli yürünen yorgun kaldırımlar bile, geçici saf aylaklık hallerimize kendi çapında eşlik eder.

yıllar önce emek sineması, beyoğlu sineması, rexx sineması, süreyya sineması, moda sineması, osmanbey site sineması ve üsküdar sunar sineması'nda bu muhteşem etkiyi çokça yaşamış biri olarak, neden birçoğumuzun artık sinema salonlarından uzaklaştığının cevabını bulmakta zorlanmıyorum.

yine de yağmurlu bir pazar günü yazdığım şu entry'yi tavsiyeyle bitirmek isterim: bugün ya da bir gün, kapısı sokağa açılan bir sinema salonu bulun ve gidin. ve sadece size ait olan o tarifi güç ve benzersiz hislerin mahremine yolcu olun. bakın bakalım neler olacak?

devamını okuyayım »