şükela:  tümü | bugün
  • genelde cogunlugun universiteye kayit olmak icin yaptirdigi (ilk sene kazanamadiysaniz, ya da okula bir yil gec baslamissaniz yaptirmaniz gerekli) askerlige baslangic olarak nitelendirilen olay.

    once yakin bir askerlik subesine gidilir, yoklama tarihleri ve gerekli evrak ogrenilir. cogu standart seylerdir (fotograf,nufus cuzdani fotokopisi, varsa ehliyet fotokopisi) ama bir de defterdarliktan askerlik cuzdani almaniz gerekiyor.. onun on kismini kendiniz dolduracaksiniz ve bir resim yapistiracaksiniz..

    sonra isin en zor kismi basliyor, sira beklemek.. ben sabah 6:50 de gittigimde bile sirada 30-40 kisi vardi (soz konusu sube eskisehir askerlik subesi) ama 5-10 kisiyi toplayabilirseniz (hic de kolay degil) "isim yazdiralim ogleden sonra once ismi yazili olanlari alin" diye cavus'a gidebilirsiniz. (rutbeleri ogrenmeye basliyoruz daha ilk gunden) burda dikkat edeceginiz nokta yabanci subeye mi kayitli oldugunuzu (yani nufus kaydinizin yoklama yaptirdiginiz askerlik subesinin bulundugu kentte olup olmadigi) belirtin, sonra sorun cikabiliyor.. tabii askeriyeden bir tanidiginiz varsa, ondan alacaginiz bir kart, sira beklemeden iceri girmenizi saglayabilir. hele okul kayit zamani yaklasmissa ve vakit azsa hic dusunmeyin bile..

    ilk gun kaydiniz bilgisayara girilmis ise sansli sayilirsiniz, sonra ikinci kez siraya gireceksiniz, bu muayene sirasi.. siz siradayken cavusun dellenip "bugun gidin yarin gelin" demesi olasi.. burda da cevreden bes on kisiyi orgutleyip isim listesi verme olayi soz konusu oluyor cavusa..

    muayeneden once bir guzel soyunuyorsunuz, sonra boy ve kilo olcumu yapiliyor.. boyunuz sag kolunuzun uzerine, kilonuz sol kolunuzun uzerine tukenmez kalemle yaziliyor. (dua edin yazan er yanlis yazmasin, sonra duzeltmek icin tukuruguyle murekkebi siliyor cunku, basima geldi) sonra masada bekleyen daha ust rutbeli kisilere evrakinizi gosteriyorsunuz.. onlar dosyanizi hazirlayip, muayene olacaginiz yere yolluyorlar sizi.. (uzerinizde tek parca giysinizle ve elinizde dosyanizla bidi bidi kosuyorsunuz diger binaya yani, muayene binasinin da bu tartimlarin falan yapildigi yere 500m. uzaklikta olabilecegini de goz onunde bulundurun)

    siralar sirasinda muayene ile ilgili bir suru sehir efsanesi duyuyorsunuz (hemoroid testi, sunnet testi..) korkulacak bir sey yok, renk korlugu testi yapiyolar, kalp ve ciger kontrolu o kadar. zaten sevk sirasinda daha detayli bir kontrol yapilacagindan cok da dikkatli bakmiyorlar anladigim kadariyla. sonra binbasinin gelip dosyaniza son imzayi atmanizi bekliyorsunuz.. genelde yarim saat kadar bekliyorsunuz.. sonra binbasi gelip teker teker imzaliyor dosyalari, herkese soylenen "yarin gelir yoklama kagidini alirsin" oluyor genelde.. bana da aynisini dedikten sonra, "dur" dedi.. (en kotu senaryo: "bilmemne kagidin yok yarin en bastan her seyi tekrar yapacaksin").. meger puanimi begenmis, "sen git iceridekilere benim yolladigimi soyle, al hemen belgeni"..

    belgeyi alinca islem bitiyor, alir almaz uc-dort fotokopisini cektirip imzalatin, "asli gibidir" yazdirin, sonra cok ise yarayacak..

    benimki biraz zor bir yoklama oldu ama, sonlara dogru yoklama olacak insan sayisi asiri birikince, universite kazananlara muayeneye sokmadan yoklama kagidi vermisler.. biraz da sans isi yani..

    soyunurken, giysilerinizi rastgele yerlere birakiyorsunuz, calinma riski yuksek, beyaz bir tisort ile kot pantalon yeterli, spor ayakkabi da giymeyin.. yaniniza cuzdan almayin, koyacak yer yok cunku. icinize boxer giyin mutlaka, slip donla yagmur altinda kosmak zorunda kalabilirsiniz ki kotu bir goruntu.. (ben muayene sirasindayken saganak yagmur baslamisti, muayene odasina kadar yagmur altinda kosmustum.. boxer giymeyi akil etmistim onceden) yine olasi bir yagmur kazasina karsi bir dosyayi yaninizda bulundurun..

    askerlikle tanismanin ilk gununde bile bircok aniniz oluyor..

    "bana yoklama gecen sene gelmisti ama cakallik yaptim yaptirmadim, baktim kodese girecem hemen geldim"

    "olm askerde elde tufek kosarken tufegi dusurursen alip, once opturup sonra ozur diletiyorlarmis"

    benim muayene grubunda tombulca bir cocuk vardi, er buna "kantar seni tartmaz" demis, ordaki yuksek rutbeli biri duyunca "ulan sen kimsin de milletle dalga geciyosun, git cavusuna "ben muayene olacak adama boyle dedim" de" diye bagirdi, er mosmor oldu garibim..
  • uskudar askerlik subesine bagli son yoklamasini yaptiracaklarin saat tam 3 de(kapilarin kapandigi saat) gitmeleri, kapidaki er e yalvarmalari, ve is i iki gun e bolmeleri toplamda 18 saat kazandiracaktir. uskudar askerlik subesinde muayenede sadece gomleginizi cikardiginizdan, istediginiz gibi giyinebilirsiniz. tecil durum belgesi veya son yoklama belgenizin noter tasdikli bir kopyasini almak da "asli gibidir " eki kadar (belki daha fazla) isinize yarayacaktir.

    ayrica asla kuyruga girmemenizi soylemem gerek var mi?

    sivisiniz, assagilik bir is oldugundan degil akillica bir is oldugundan sivisiniz.sivismayan kendisiyle alakasi olmayan kuyruklarda omur tuketebilmektedir, zira sulus mu muayene mi ne kuyrugunda oldugunuzu kimse bilmemektedir.
  • yarın kasimpasa deniz hastanesinde yapıp halletmeyi düşündüğüm olay. kendimi gerdeğe girecek gelin gibi hissediyorum.
  • askerliğe ilk adımdır. sivil de olsanız kısa bir süre için askeri yaşam tarzını tatma imkanı bulabilirsiniz. enteresan olayların vuku bulmaması ise anormal sayılmaktadır.

    komutan*'ın biri gelir ve bağırır, "tecil için gelenler şuraya ayrılsın", paşa paşa ayrılırsınız. sonra komutan tekrar bağırır. "tamam şimdi bahçeye girin, orda bekleyin beni", serbest adım bahçeye girilir. ilk komutan sırra kadem basar, başka bir komutan gelir.

    - ne bekliyosunuz burada
    - (cesur genç) biz yoklama yaptıracaktık.
    - dışarıda bekleyin
    - az önce komutan bize bahçede bekleyin dedi
    - kalabalık etmeyin burda. dışarı...

    bismillahirrahmanirrahim denir ve dışarı çıkılır. akabinde ilk komutan gelir.

    - ben size bahçede bekleyin demedim mi lan!
    - (biraz önceki genç) ama bir komutan geldi dışarıda bekleyin dedi.
    - bak bi de konuşuyo. girin lan içeri
    - hık.

    bahçeye girilir, çadırların önünde sıralar, muayeneler derken işlemler biter, bahçeye kurulmuş geçici masalarda son imzalar atılırken, doktor olan yüzbaşı "muayene edilmeyen askerin kalıp kalmadığını anlamak için" bağırır.

    - benim çadırda şeyetmediğim asker kaldı mı???

    muayene yaptırmış olmanın (şeyedilmenin) vermiş olduğu rahatlıkla, muayene olmamış (şeyedilmemiş) kişilerin haline acınır. zira ellerini kaldıranlar doktor tarafından "siz mi kaldınız, çadıra gidin, soyunun geliyorum ben" diyerek muayeneye davet edilir. bayan memureler güler. böyle garip bir durumdur askerlik yoklaması.

    not: türkiyede olmuyo bunlar. bütün bu olanlar usaf'a girmek için girilen yoklamaya dairdir.
  • hic bi fikri olmayanlar icin garip bi durum olabilir.

    -hilmi özkök!
    -burdaaa

    -fethi tuncel!
    -burdaaa

    -oramiral bülent alpkaya!
    -emekli oldu pa$am.
  • arkadaşlarımın bir günde hallettiği fakat benim aşağıdaki evreleri geçirmeme rağmen hala bir sonuça ulaştırmadığım yoklama.

    gün1: eve gelen yoklama belgesindeki "verem sonuç tama belgesi" ni almak üzere en yakın kızılay şubesine gidilir, kapalı olduğu görülür. oradan taksimdeki verem savaş derneğinin yolu tutulur.
    verem savaş derneğinden öğrenilir ki bu belge için film çekilmesi gerekmektedir ve bu film için saat 9:00 da gelinmesi gerekmektedir. ertesi gün bitiririm edasıyla evin yolu tutulur.

    gün2: film çekilmek için verem savaş derneğine gidilir, bi güzel film çekilir. fakat sonuç ancak saat 2:00 da verilebilmektedir. anlaşılır ki o gün sadece film alınabilecektir. o gün 2:00'de film alınır ve ertesi gün şubeye gidip artık bitiririm hayali bir kez daha belirir aklınızda.

    gün3: sabah 9:00'da askerlik şubesine gidilir. evrak kayıt a gidersiniz ve sizi yabancı şubeye gönderirler. şubenin kapısının açıması beklenir. açıldığı anda içeriden görevli biri "bugün ..... dan dolayı saat 2:00 den önce işlem yapamıyoruz" der.
    aynı gün 2:00 da gidilir sıraya girilir. belgeleriniz alınır fakat kurul toplantıda olduğu için ertesi gün gelmeniz istenir.

    gün4: sabah tekrar askerlik şubesine gidilir. olay memura anlatılır. "memur faks çekilmiş, onay gelmemiş askerlik şubesini arayın" der. ararsınız, şubeniz "komutan toplantıda, çıkınca onaylatıp göndericez" der. beklemez gidersiniz ve 2 de tekrar şueye gelirsiniz. size tekrar faks gelmediği söylenir. tekrar şubeyi ararsınız, biz gönderdikk derler.. sonra faksınız yeni gelen faksların arasından çıkıverir. birbuçuk saatlik sıradan sonra sizden diplomanızın aslı istenir. "e siz dün bakıp aldınız fotokopileri ya!" dersiniz. fakat işlemez.. ertesi gün diploma aslıyla gelin askeri hastaneye muayene için sevk vericez denir..

    not: baştan da söylediğim gibi işlemler haala bitmemiştir. kendime iş edindim artık bunu, sabah 8:00 akşam 5-6..

    edit: devamını da yazayım da tam olsun.

    gün5: sabah 8 de tekrar askerlik şubesine gidilir, askeri hastaneye sevk alınır. askeri hastaneye gelindiğinde kapıdaki görevli ikibuçukta gelicen der.. adama edebiyat ve bir adet marlboro yapıldıktan sonra içeri girilir.. evraklar teslim edilir, ve 1 saatlik beklemenin sonunda sağlamdır raporu verilir. tekrar askerlik şubesine dönülür. evrakların son düzenlemesi yapılır vee mutlu son!
  • evinize yoklama kaçağı olduğunuza dair bi kağıt gelirse korkmayın. yanınıza dört tane diploma fotokopisi, 3 tane nüfus cüzdanı fotokopisi (ve asılları tabi, söylemeye bile gerek yok ama olsun) ve 12 adet vesikalık alıp en yakındaki askerlik şubesine gidin. yaklaşık olarak aşağıda anlatacağım şeylerle karşılaşacaksınız (tabi 4 yıllık üniversite mezunları için geçerli, gerisini bilemem);

    askerlik şubesi'ne gittim. sabah 9:30'da ordaydım ve hiç sıra yoktu, (sanırım yoklama döneminde gidilince oluyor o hayvani sıralar, kuyruklar) sevindim pek çok "oh" dedim, "öğleden önce biter herhalde işlemler". askerliğimi erteletmek için gerekli formları doldurdum, teslim ettim yarım saat içinde. lakin formları teslim ettiğim bayan "öğleden sonra gel" dedi ve ekledi "ya da yarın gel, sen bilirsin". "ıııı, yok öğleden sonra gelirim" dedim ve saat 10:00 itibariyle beklemeye başladım öğle paydosu sonrasını (ki bu da saat 13:30 demek oluyor). yani sıra olsa da olmasa da bekletiyolar adamı.

    dışarda askeralma daire başkanlığı'nın halkımıza ikramı olan çayı, sigara eşliğinde içip beklerken birden bir korkuya kapıldım. "ee kimse sormadı bana askere ne zaman gitmek istiyon diye? hani soracaklardı, ööle dediydi arkadaşlar.. harala gürele doldurduk formları verdik anasını satiim.. ulan almasınlar 2 ay sonra askere, lan biliyom lan, kesin bi hata yaptım yaa, tüh, öff.. neyse abi n'aapalım, en kötü ihtimalle 2 ay sonra en büyük asker bizim asker.. lan soramam da şimdi, sivil memurlar zaten asık suratlı, komutanlar da "komutan" zaten, daha n'oolsun, sıçar ağzıma herhalde "askere mümkün olan en geç tarihte gitmek istiyom ben" dersem. lan bak yaktık başımızı, vay ben ne bahtsız bi adamım ya, salağım da ayrıca, ondan oluyo zaten bunlar hep.....

    (aklımdan geçenlere burda bi ara verip akşama doğru konuyla ilgili idrak ettiğim bazı şeyleri açıklayayım;

    1- lan mal herif, niye korkuyon. ressam adamsın, ordunun sana ihtiyacı mı var ki hemen askere alsın.

    2- ne çekiniyon sırf asık suratlı diye memur abladan. git sor ne soruyosan, haklı bi korku yaşıyosun sen şu an, soru sormak en doğal hakkın.

    3- oolum komutan sana niye kızsın lan, asker diilsin ki daha.)

    neyse efenim, türlü türlü karamsar düşünceyle bahçede sigara içerken yaşıtım bi genç yanaştı yanıma. ikimiz de sanırım "dur lan belki bu herif bişiiler biliyodur işlemler hakkında" diye düşünerek muhabbete başladık. zaten açıköğretim mezunu muymuş, yarıda mı bırakmış ne, bunu öğrenince üzüldüm. onun için diil tabi, kendim için; ben arkadaştan bilgi almak istiyorum fakat durumumuz aynı değil. yani ikimizin yapması gereken işlemler tam olarak aynı değil. muhabbetin pek verimli olmayacağını anladım ilk dakikalarda fakat arkadaş biraz canayakın bi insanmış sanırım, pek susmadı o yüzden. öğle paydosunun bitimine kadar çeşitli aktivitelerde bulunduk bu arkadaşla; çay ve sigara içmek, kantinden köfte yemek, spor yapan askerleri izleyip dertlenmek, fotokopi çektirmek gibi...

    neyse ki sonunda öğle paydosu bitti, kapılar açıldı ve şubelerimize dağılmak suretiyle ayırdık yollarımızı kendisiyle. gittim gene asık suratlı memur ablaya, gelmiş faksımın sonucu, geri aldım verdiğim kağıtları fakat bu sefer üzerlerinde "yedek subay adayı" damgası vardı.. bi an kendimi bi halt olmuş zannettim ve "vay be subay mubay diyo, yedek ama olsun" diye düşünerek gülümsedim. "adayı" ibaresini ise pek sallamadım, zira "yedek subay" kısmı çekici geldiydi o an. tabi bu sevincim fazla uzun sürmedi, titreyip kendime gelmemle beraber "vay anam vay, vay kadersiz başım, aha askere alıyolar lan beni" diye efkarlandım. "muayeneye gidecen alt kata" dediler, gittim. soyunup üçgen ficudumla arz-ı endam etme fırsatı doğmuştu, girdim doktorun odasına. lakin doktor bey "soyun" demek yerine "bi rahatsızlığın var mı?" ve "hiç ameliyat oldun mu?" şeklinde iki soru sormanın akabinde kağıdıma "askerliğe elverişlidir" damgasını vurup yolladı beni.. bu arada birden ümitle beklediğim "askere ne zaman gitmek istiyorsun?" sorusunun hala sorulmamış olduğunu fark edip, muhatapı olmadığını bile bile doktor bey'e "ııııı, peki ne zamana karar aldırılacağını nerden öğreneceğim?" gibi güzel bi soru yönelttim. "o daha sonra, şimdi harita genel komutanlığı'na gidip ikinci muayeneni olacaksın" dedi. şimdilik yanlış bişey yapmadığımı anladım böylelikle. ayrıca üçgen ficudumu sergilemem için bi fırsat daha doğmuştu, ikinci muayene. benden iyisi yoktu.

    "acaba yukardan aşağı doğru mu yoksa aşağıdan yukarı doğru mu soyunsam daha seksi olurum" diye düşünerekten harita genel komutanlığı'nın yolunu tuttum. kapıdaki askere "ben muayeneye geldim" dedim, "kağıtlarını bırak yarım saat sonra gel" dedi. "iyi bari" dedim içimden "yarım saat sabredebilirim soyunmak için". gittim bi pastanede kahve içtim, telefon ettim sağa sola, geri geldim. kapının önünde benim gibi 10-15 asker adayı daha birikmişti. "hmmm, demek bu arkadaşlarla beraber soyunacam, fena çocuklara benzemiyorlar, yalnız şu uzun favorili sakat bi tip, belli" gibi içsesler eşliğinde beklemeye başladım. sonunda bi asker elinde kağıtlarla çıktı dışarı, isimleri söyledi, ismi söylenen kağıdını aldı gitti.. "tüh yav gene soyunamayacam" diye üzüldüm, kağıdımı alıp şubeme doğru geri dönmeye başladım.

    sıra aldım şubede, sıram geldi hemen, bankoya yanaştım, verdim kağıtlarımı. memur abi gitti bilgisayarın başına, elinde bi çıktıyla döndü. "nisan 2007'de sevk edileceksiniz" dedi ve o an bööle tarifsiz bi sevinçle doldu içim. zira beklediğimden bile daha iyi (yani daha geç) bi tarih verilmişti.. "götürüp asteğmene imzalatın bunu" diyerek elindeki kağıdı verdi ve uçarcasına asteğmen'in yanına gittim. asteğmen kağıtlarıma baktı, damgalar bastı, sonra durdu bi...

    asteğmen: sen bugün mü muayene oldun?

    ben: e.. evet (pıstım burda)

    asteğmen: emin misin bugün olduğuna? (gülümsedi)

    ben: evet, iki muayeneyi de bugün oldum..

    asteğmen: hmm.. mehmet bey bi bakar mısınız? bu beyefendi bugün muayene olmuş ama burda sevk tarihi temmuz 2007 yazıyor. düzeltir misiniz?

    ben: (hafif bi espri yapıp ortamı yumuşatayım) e kalsın ööle, iyiydi, ehe.

    asteğmen: sen ne zaman gitmek istiyorsun ki? (aha beklediğim soru, lakin hiç de beklediğim bi ciddiyetle sorulmadı, gülüyordu asteğmen bunu sorarken)

    ben: valla, mümkün olan en geç tarihte..

    asteğmen: yok öyle düşünme, git, yap bi an önce...

    ben: tabi ama çalışıyorum şu anda ve başka problemler de var, vs.. vs.. vs..

    asteğmen: hee tamam, herkesin kendine göre planları var tabi, neyse.. (mehmet bey tarihi düzeltip geri getirdi kağıdı bu esnada) heh, al bakalım, nisan 2007'de sevk edileceksin.

    ben: bu kadar mı, başka yapılacak bişii yok di mi? (ulan saat 16:30 olmuş zaten, daha ne olsun, üstelik sıra yok bişey yok, gene de 7 saat sürdü)

    asteğmen: yok.. hadi bakalım, hayırlı olsun.

    ben: sağolun.. kolay gelsin. (mani olamadığım bi sırıtış var yüzümde)

    hala kağıdın en üstündeki ibareye bakıp sırıtıyorum;

    aşağıda kimliği yazılı yükümlünün (bakın burası süper) 31/03/2007 tarihine kadar (hele burası, oy oy) askerlik işlemleri yönünden bir sakıncası yoktur.
  • askerlik yoklamasina gidiyorsaniz nufus cuzdaninizda t.c. kimlik numaranizin yazili oldugundan emin olun. yazili degilse subeye gitmeden cuzdaninizi yeniletin. yoksa muayeneden once nufus idaresine gidip yenileme islemini yapmak zorunda kaliyorsunuz zaten. internetten cikti kabul etmiyorlarmis.
  • eli veya bacağı kopmuş, gözleri hiç görmeyen ya da iki böbreği birden alınmış biri değilseniz "sakın ama sakın" muayeneniz sırasında doktorun "bir şikayetin var mı" sorusuna "var" demeyiniz. "orta seviyede skolyozum ve taban düşüklüğüm var" diyerek sevk edildiğim askeri hastanede yapılan muayene sonucunda "sağlam" raporu almak için 15 gün geçirdim, geçirmeye devam ediyorum. yüksek lisans sınavına giriş hakkımı kaybetmek üzereyim. bu hataya düşülmemesi konusunda türk gençliğini uyarmayı vazife biliyorum.
  • nüfusa kayıtlı olduğunuz askerlik şubesine gittiğiniz takdirde muayene dahil tüm işlemlerinizi 1 saat 10 dakikada yaptırılabileceğiniz yoklama. nitekim yerli tabir edilen asker adaylarından olunca herkesin önüne geçerek işleminizi yaptırabiliyorsunuz. ayrıca öğlen saat 13.30'a kadar yemek molası olduğu için yoklama dönemlerinde saat 13'ten itibaren mahşeri bir kalabalık oluyor şubenin önünde. o kalabalığa dahil olmamak için ya sabahtan ya da saat 14:30 gibi gitmenizi öneririm.