şükela:  tümü | bugün
  • yeteneksizlik kabiliyet du$manligi
  • beceriksizlik bir tercih meselesidir; ya da daha doğrusu beceriksizlik yanlış tercihleri ardarda yapma becerisidir. efendim, öyle bir yakıştırmadır ki bu, kendisi ile eğlenmeyi, dalga geçmeyi bilmeyen birisi beceriksizlik ithamını kolay kolay hazmademez. işyerinde amirine simit ikram etmek için, sabahın kör vaktinde, yıllardır önünde geçtiği ancak bir kez bile selam verip simit almadığı simitçinin önüne dikilen zat, işi ehline bırakmaktansa simit gibi satın alma ve tüketim süreci oldukça yüzeysel işleyen bir ürünü kendisi seçmeyi yeğler. tabi ki beceriksizlik laneti, bu süreci karmaşıklaştırır, beceriksizlikle suçlanan kişiyi amirinin, iş arkadaşlarının önünde rezil edecek durumlara sokar. susamları yanmış, içinde donmuş hamur kitleleri bulunan simiti 26 simit içerisinden seçebilmek ancak ve ancak beceriksiz kişinin harcı olabilir. satın alınacak simidi simitçiye seçtirmektense kendi başına seçmeyi tercih etmek, simit poşetini tutacak eli yanlış tercih etmek ve bozuklukları yere düşürmek gibi talihsizlikler bir araya gelir ve beceriksizlik dediğimiz o yapışkan bela ortaya çıkar.
  • beceriksizlik bir insanin iyi bir lider olabilmesi icin sahip olmasi gereken en onemli beceridir. beceriksizligini idrak etmis ve o konudaki guclukleri sadece ve sadece baskalariyla asabilecegini gorebilen insan liderlige bir adim onden baslar. hatta dogal lider olur. lider kudretli degil tam tersine vizyonuna ulasmak icin baskalarina muhtac, engelli olmak zorundadir.

    aksi halde liderin liderlik ettigi toplumdan daha iyi yaptigi daha iyi becerdigi konular onun laneti olur zira lider basitce "maliyet/fayda" hesabi yapip toplumu o beceri seviyesine getirmek icin egitmek yerine "tamam ya onu ben yaparim" rolune burunurse anlik bir kazanc saglasa bile uzun vadede kendi konumunu kendine endekslemis olur. bunun tek kotu yani toplumun vizyonun gosterdigi yone ilerleme surecinde aktif rol alamamasi degil, toplum uzerinde bir eziklik kompleksi yaratip liderin degisip vizyonun ayni kalabilecegine olan inanci yokedebilmesidir.

    mesela bir lider hem savasta ordu yonetip zafer kazanip, hem ulke kurup, hem yeni ulkenin alfabesini yaratip hem de geometri kitabini yazmaya kalkarsa toplum en basta "bunu sadece o lider yapabilir" gorusune sahip olur. lider ister istemez vizyonunu topluma difuze etme imkanini yitirir. toplum yeni liderler cikarmaktan aciz kalir.

    bu yuzden bir liderin ustundeki en buyuk laneti yetenekliligi, hamaratligidir. zira liderler surekli degildir, haliyle bir liderin kritik ilk icraati "lidersizlik"te toplumun otonom ilerleyebilme surecini oturtmak olmalidir. eger ki lider bu gerekliligin farkinda ise en basta anlik maliyet/fayda hesaplarindan siyrilip uzun vadeli maliyet/fayda hesaplarina gecmeli ya da vizyonunu "kisa vadeli sureksiz cozumler" olarak editlemelidir.
  • iki yakası bir araya gelmemek durumunun en kolay ve en anlaşılır açıklamasıdır.
    kafa atmak istiyorum kendisine.
  • aslında burda şans faktörünün de en az beceri kadar etkili olduğunu düşünüyorum. yani becerikli adam aynı zamanda da şanslıdır arkadaş. şans olmadan beceri zor gelir. misal ben bu şanssız gruba dahil oluyorum. hal böyle iken de beceriksizlik de hediye olarak yanında geliyor.
    daha geçen gün karşıdan karşıya geçicem, baktım yan tarafta tonton yaşlı bi amca titreye titreye yolu kestirmeye çalışıyor. ulan dedim biz de düşücez bu hallere, tutuvereyim minnoşun elinden de geçireyim karşıya. en sezercik küçük trafik sesimle amca gir koluma dedim. yola kesik atıp boş bi anını yakalayıp hamle yaptık amcayla birlikte geçmek için. yolun yarısına kadar herşey harika gidiyordu. ta ki o sarısına tüpürdüğüm ticari taksi hayvani bir hızla belirene kadar. yolun tam ortasında saatte 0,7 km hızla giden bir amcayla beraberim ve hız kesmeden üstümüze doğru gelen bir araba var, aha oğlum bako dedim şimdi eyfel girdi mabadına. yine de son ana kadar taksinin duracağı inancımı korudum. ancak o cayırtılı fren sesini duymamla beraber amcayı yolun ortasında bırakıp kaçmam bir oldu arkadaş. allahtan ticari bizim rüzgarın oğlu amcayı ezmeden durabildi. amcayı ezmedi ya bizi ezdi taksimetresine hönkürdüğüm. ve sevgili dostlarım bu tarz durumlarda çevredeki herkesin aslında sivil hayatında bir ayrınmen, bir süpermen, bir ramiz dayı gibi süper kahraman olduğunu anlarsınız. aslında daha 2 dakika önce o yaşlı amcanın farkında bile olmayan kalabalık böyle bi ayıplayarak, böyle bi efendim senin kalıbına tüküriim havalarında bakar insanın gözüne gözüne. taksici bile yandan yandan ödlek tavuk makfılay der gibi bakıyor. neyse bari amcayı alıp getireyim diye gittim amcanın yanına. tam elimi uzattım, o tonton sandığım o minnoş sandığım, o münir özkul sandığım amca, mahallede süte su karıştıran ali şen çıkmasın mı?! toynağını sikerim senin siktir git dedi bana. bi kafa koydum buna. yok lan şaka, götün götün kaçtım napiyim.

    şimdi bu ne habura koyim. bu ne? bu var ya bu arkadaşım, koskaca bilmem kaç milyar yıllık dünyanın af buyur toşak geçmesi benim gibi bi garibanla. ulan iyilik yapalım, güzellik yapalım, boy boylayalım soy soylayalım dedik, fena mı ettik?

    yani nihai olarak beceriksiz adam yoktur, erken boşalma vardır.
  • buradan açınız yazılı herhangi bir paketi buradan açamamak bunun en güzel örneğidir.
  • dilinin tutulmasıdır. söylemek istediklerini söyleyememektir. hep haksız duruma düşmek değil, hep haksız olmaktır. becerememektir işte sevmeyi...ve yalnız kalmaktır...
  • temelinde, "gozu acik olmamak" yatar. cunku yeterince gozlemle girisilmeyen islerde dogal sonuc basarisizliktir. "gozu acik olmamanin temelinde ne yatar? o da "cesaretsizliktir". etrafindan yardim almak, sormak, sorusturmak gibi cabalar cesitli usengeclik formlarinda geri planda kalir kimilerinde.

    yani, beceriksizligin sebebi cesaretsizliktir. beceriksiz insanlarin oz guven eksiklikleri de, daha basindan cesaretli olmayi bir yasam tarzi olarak benimsememis olmalarindandir.

    hicbir sey cozumsuz degildir, her seyin dondugu bir nokta hep vardir. denemeyen, kendini asmaya calismayan bir beceriksiz olarak yasamaktansa, hayat bize becerilerimizi ogretene kadar mucadele etmek gerekir.
  • af edersin bir boku becerememe durumu, soyut ya da somut fark etmez. bende de fazlasıyla var sanırım, elimi attığım her şeyi kurutuyorum. kimisi dokunduğunu cennete çevirir, benim gibi gudubetler anca eline yüzüne bulaştırır her şeyi. sanırım hepsi evrene yaydığım kötü enerjiden kaynaklı.