absolute

  • 1712
  • 0
  • 0
  • 0
  • 16 yıl önce

ubeydullah efendi

mehmet übeydullah, bilim alanındaki ünü ile ''hocazade übeydullah efendi'' ya da sadece ''ubeydullah efendi..''
düşündüklerini söylemekte, söylediklerini yapmakta gözünü budaktan esirgemez bir kişilik; medrese kökenli tıbbiyeli..

din alanında saygın bir yeri vardır. bu, ona ileride sesini yükselten her softaya ''ben senin dediğini en az senin kadar bilirim'' diyebilmeyi kazandırmıştır.. adının başına ''muhterem, fazıl..'' sözcükleri eklenerek anılır..

eylemci yönüyle ise übeydullah, insan düşüncesini ezen, ona özgür yaşama hakkı tanımayan istibdadın bütün baskılarına başkaldırmayı amaç edinmiş kişidir. ne var ki hareketin değil siyasalına, salt kendisine düşman olan bir ortamda çok geçmeden tutuklanır. bekirağa bölüğünde onüç ay yatar. avrupa'ya kaçar. uşaklıgil'i* şaşırtan fransızcası, sonraları malta'da sürgünde iken üzerine yürüdüğü ingiliz teğmene, ''dilimizi bu derece nasıl öğrendiniz'' dedirten ingilizcesiyle dünyayı dolaşır. gittiği yerlerde ya gazete çıkarır, ya gazetelere yazar, ya da tutuklanır..
gittiği yere matbaa götüren insandır. yazanı, dizeni, basanı, dağıtanı kendi olan matbaa..

mehmet übeydullah, malta'dan döndükten sonra gençliğe konferanslar da verir. bu konferansların birinde bulunan hasan ali yücel, sonraları yazdığı bir anma yazısında onu ''yiğit ruhlu izmir efesi, özgürlük savaşçısı, atatürk devrimlerinin savunucusu..'' olarak adlandırır.
1906 yılında übeydullah'ın ikinci abdülhamid'e karşı suçlamaları ve yazılarının şiddeti artar.. abdülhamid'in veraset kuralını değiştirerek oğlu burhanettin efendiyi yerine padişah bırakması tartışmaları da bu sıralara rastlar. übeydullah, sorunu veraset değişikliği değil, ulus egemenliği açısından ele alan ''bana ne'' yazısı ile tartışmaya girer ve şöyle der: ''millet gaflet ve belâhat göstereceğine mülkün efendiliğinin kendinde olduğunu göstersin.. sultan hamid veraset şeklini değiştirecekmiş.. sittin sene! bana ne!biz hâlâ saadet ve selametimizi milli hakimiyetimizi elde etmekten beklemeyip de padişahlardan bekleyeceksek vah halimize..''

abdülhamid dönemini çetin bir kalem savaşı ile geçiren ve birinci meclise katılan übeydullah, cumhuriyet'te hep atatürk devrimlerinin yanında yer aldı..
laiklik tartışmasının gündemi zorladığı günlerde softa kıpırdanmalarını kesin bir dille susturdu; türkiye cumhuriyeti'nin, dini dünyadan ayırmasının (laikliğin) anlamı ''türk halkını cahil ulema topluluğunun elinden kurtarmaktan başka bir şey değildir'' diye yazdı. bu kafayı atatürk sonuna kadar tuttu: doğu beyazıt'tan milletvekili seçtirdi. ölünceye kadar da milletvekili bıraktı.
serüven dolu seksen yıllık bu yaşam, 1937 yılının onbir ağustosunda sona erdi. ve übeydulah, o kadar korumaya çalıştığı laikliğin, o kadar korktuğu cahiller elinde nasıl satın alınabilir ticari bir meta haline geldiğini görmemenin şanslılığı içinde dünyadan ayrıldı..

devamını okuyayım »