an extraordinary translator

  • battal gazi (368)
  • 826
  • 7
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

kör baykuş

neden iran'da yasaklandığını anladım. kitap fazlasıyla din, tekke, tarikat, şeyh vs. karşıtı, bununla da yetinmiyor; iran toplumunun dört bir yanını sarmış pası derin gözlemlerle anlatıyor. ikili ilişkiler özelinde iran'ın kaldıramayacağı düzeyde bir sadizmi/mazoşizmi ve ahlaksızlığı ortaya çıkarıyor, hidayet. bunu âdeta bile isteye yapıyor, bulunduğu toplumu rahatsız ederek 'ben buradayım!' demek istiyor. 'ben buradayım ve sizin kendinize yakıştıramayacağınız ancak size ait bütün bu gözardı ettiğiniz ya da görmek istemediğiniz gerçekleri üstüme almaktan onur duyuyorum!' diyor. herkesleşmiş, birbirinin aynısı, onun deyimiyle 'ayaktakımı' insanların ve inançlarının sinirlerini hedef alıyor.

hayatının bütün anlamını da kaybetmemek için, yaşadıklarının anlamsızlığını geçiştirmek veya kısa bir süreliğine unutabilmek için afyona ve şaraba sarılan bir adamın ümitsiz ve bir o kadar ümit dolu hikayesi. rüya ve gerçeğin iç içe geçtiği, hatta rüyanın gerçekten daha gerçek olabildiği bir kaosa, durdurulamaz bir döngüye sokuyor insanı, sadık hidayet. ve bence başarılı da oluyor. kitapta kaybolmamak imkansız. birbirini andıran pasajlar, paragraflar ve göndermeler, hidayet'in diğer eserlerinden de aşina olduğum bir vurgulama biçimi. iran edebiyatına keskin bir giriş yapmak istiyorsanız ilk okumanız gereken yazar hidayet'tir. bana, zweig'ın ve kafka'nın kitaplarındaki o şahane eylemsizliği, aylakça yürütülen başkaldırıyı, nihilizmi hatırlatıyor.

beni asıl şaşırtan farsça aslından behçet necatigil'in çevirmiş olması ki bu da kendisine hayranlığımı birkaç yüz kat arttırdı.

devamını okuyayım »