asc

  • azimli
  • kofti anarşist (167)
  • 3558
  • 2
  • 1
  • 0
  • evvelsi gün

hanefi avcı

kitabına verdiği isimde geçen "simon" kelimesi aklıma takılmıştı. nedense, bi kod adı ya da yahudilik (birileri iddia etmiş, bilmiyorum) ile ilgili değil; orta afrikada yaşayan, yeşil-sarı pullarla kaplı, bi ineği bi seferde yutacak kadar çene yapısına sahip, zehirli bi yılan türü zannettim. görüyorum ki, çok uçtum. aslen kod adı: işkencecinin empati kurabildiği bi pkk militanının kodu.

ebedi olur doğru söylemiş, yarın öbür gün zaman gastesinde falan "avcı'dan pkk'ya övgü" başlıklı sözüm ona haberler okunabilir. ancak, cemaat böyle yaparsa mahveder her şeyi -onu da deyivereyim yani. neyse, buna biraz sonra değineceğim; önce şunu söylememe izin verin lütfen: kendi ideallari olan, bu uğurda savaşan bireyler cemiyet (ya da cemaat) altına girdiklerinde bambaşka biri olup yakışıksız hal ve davranışlarda bulunduğunu söyledi canlı yayında. yazı işleri programında. simon metaforunu beğendim. hanefi avcı'ya da cuk oturuyor, belki de bu yüzden koydu kitabına.

yirmili yaşlarında bi polis memurunda, lise ve/veya üniversite yıllarındaki mücadeleciliği mevcuttur ama bunlar teşkilatta eriyip gitmiştir. belki. bu adam, ali uygur'a işkence yapıp kaybolmasının birinci dereceden sorumlusu. ayrıca "kendi kaçtı, sonradan ölmüş" diye yalan rapor hazırla(t)masını da bildi. darbe sonrasında ise, mersin'de birçok solcuya/devrimciye işkence uyguladı. bunların bi kısmını okudum, bi kısmını işittim. gazi olayları (1995) olduğu zamanda, işkenceci istihbarat daire başkanıydı. hasan ocak'ı iyi biliyordur sanırım. ancak ne sonrasında patlak veren susurluk skandalı zamanında, ne de bu "kitap-sonrası" gelişmede bi volkanın külü sormadı bunları. nedim şener söyleşi yapmış. aferin. mehmet baransu da söyleşi yapacakmış. yapsın. ama işkenceciyle yüzleşemeyen gasteciyi ne yapayım ben?

yazı işleri programına geleceğini öğrendiğimde ruşen çakır'a e-posta yollamıştım. eminim, birçok kişi yapmıştır bunu. teşekkür ederim, işkencecinin kürt sorunu hakkındaki açıklamalarından sonra, şunu sordu çakır: "işkence emniyet teşkilatının en önemli parçalarından birisiydi, bunu vücudum biliyor. sizinde adınız bir takım değişik şekillerde işkence iddialarıyla anıldı. (...) işkence ile niye yüzleşmediniz?"* eh, kitabına uygun bi soruydu; olsun, pek de önemli değil. ancak işkenceci, oralı dahi olmadı! "şimdi benim için önemli olan bu, belki sonra" deyu bişiler geveledi ağzında. en vahimi ise:

"1990'lı yılların sonuna kadar devletin tek sorgu tekniği işkenceydi, bir insanı alarak sorgulamaktı. burada şahısları suçlamak kolay, bugün türkiye'nin hiçbir yerinde işkence yapılmıyor ancak 1999'a kadar her yerde yapılıyordu. başka delil ve emare toplama yöntemleri kullanıyor artık polis."[1]

aslında doğru, türkiye'de yerleşik bi işkence kültürü var. taner akçam, boşuna doktora çalışmasından ermeni katliamı'na kadar ilerlememişti. ama işkenceci, bu kültürü sorgulamaktan ziyade teknolojik yetersizlik bahanesiyle neredeyse haklı çıkaracak!! işkence insanlık suçu değil miydi? yazıklar olsun. açıkça söyleyeyim, sırf bana kalsa işkencecilerin içten bi özür dilemesi yeterli. yüzleşmek adına. ama diğer işkence mağdurları ve aileleri de var. işkenceyi durdurmak için toplumsal ve hukuksal hesaplaşma şart. işkenceci kaçıyor bundan.

kitabı okumadım. okumayacağım da. cemaatin etkinliğini, neredeyse çocuklar bile bilecek. içinde fethullahçı geçmeyen polis aksiyon filmleri inandırıcı gelmiyor. ya da cemaat alacak çocukları yurtlarına-dersanelerine, eşşek gibi çalıştıracak. emniyete, adliyeye, istihbarata sızmanın, devlet katında uyumlu altın nesli oluşturmanın eğitimini sağlayacaklar. bi yandan tuskon emekçinin hakkını yiyecek, altın şirketleri de tabiatın anasını sikecek tabii. eksik olur mu? gelecek zaman değil bu, yaşandı ve yaşanıyor. onlar doğru biliyor candan.

12 eylül yetiştirmesi işkenceci, fethullah gülen'e de, cemaate de karşı değil. hala değil. nedim şener'e "son güne kadar kimse bilmiyordu" demesine rağmen; kitabın içeriğini cemaat ileri gelenleri ile paylaşmış anladığım kadarıyla. demek ki, hanefi avcı, bi bağırsak operasyonu yürütüyor. ergenekon'da ikinci perde mi? tuzun koktuğunun farkında olan akp inisiyatif mi koyuyor? bilmem. bunlar umrumda da değil. işkencecilerden, zalimlerden "insan hakları ve demokrasi" gelmez ama; asıl bundan eminim.

[1] "'kitaptan fethullah gülen'in haberi vardı'", ntvmsnbc, 26 ağustos 2010
http://www.ntvmsnbc.com/id/25126189/

bkz: "'adalet yok ediliyor' diyen avcı'ya soru", etkin haber ajansı, 25 ağustos 2010
http://www.etha.com.tr/…taniyor-musun-adalet-yok-e/

`*` videoyu tekrar izledikten sonra ruşen çakır'ın mealini çıkarıp tam metnini ekledim. meali şöyleydi: "işkencenin izlerini taşıyan biri olarak, ki sizin da adınız işkence olaylarında geçmişti, işkence ülkenin önemli meselelrinden biri. neden işkence hakkında yazmadınız?"

devamını okuyayım »
26.08.2010 14:01